Kuralsız Tanışma

**Kurallara Uymayan Tanışma**

Ayşe Hanım’ın altmışıncı yaş gününde ev halkı ve dostlar bir araya toplanmıştı. Ne tam genç sayılırdı ne de yaşlı; “emekli” demek bile ona yakışmazdı. O kadar enerjik ve hareketliydi ki, hâlâ her işi kolayca halleder, her şeye yetişir ve şakayla karışık derdi ki:

“Benim hâlâ barutum var, hatta size de paylaşırım!” diyerek kahkahalar atardı.

Kafede bir sürü insan vardı: eşi, iki oğlu ve gelinleri, akrabalar, eski iş arkadaşları… Artık çalışmayacaktı, uzun yıllar muhasebe müdürü olarak çalıştığı şirkette vedalaşmış ve şöyle demişti:

“Elveda demiyorum, sizi sık sık ziyaret edeceğim… Ama evde oturmak, emekli hayatı… Bunu hiç düşünemiyorum. Ama herkes bir gün bu noktaya gelir, benim de sıram geldi.”

İş arkadaşları Ayşe Hanım’ı çok severdi, iyilik meleği gibiydi, herkese yardım eder, akıllıca tavsiyeler verirdi. Müdürü de böyle değerli bir çalışanın ayrılmasına üzülmüştü, ama ne yapsın? Emeklilik kaçınılmazdı.

“Ayşe Hanım, size rahat vermeyeceğiz, sürekli arayıp soracağız. Bize kim akıl verecek?” diye şakalaşıyorlardı onu uğurlarken.

“Arayın kızlar, arayın, benim için sorun değil…”

Şimdi hepsi kafede neşe içindeydi, Ayşe Hanım ise adeta gençleşmiş gibiydi. Üzerinde kakaolu renkte uzun bir elbise, doğal taşlardan yapılmış kolye, hatta topuklu ayakkabılar bile vardı. Bu onun için önemliydi, çünkü uzun zamandır topuk giymemişti.

“Anne, ne kadar güzelsin!” diyordu oğulları, kocaman gül demetleri uzatırken.

“Teşekkür ederim, canlarım,” diye sarılıyordu onlara sırayla.

Kutlama harika geçmiş, herkes mutlu ayrılmıştı. Kocası Mehmet ise gözünü eşinden ayırmıyordu, bugün her zamankinden daha güzeldi. Mehmet’le Ayşe kırk yıldır mutlu bir evlilik sürdürmüş, birbirlerine hep değer vermiş, iki oğullarını güzelce yetiştirmişlerdi. Artık kendileri için yaşamanın zamanı gelmişti.

“Mehmet, sen de emekli ol, yeter artık işe gitmek,” diyordu Ayşe.

“Tamam, düşüneceğim. Ama ben de evde oturmayı hayal edemiyorum. Planım yetmişime kadar çalışmak, bakalım sağlık ne diyecek,” diye gülümsüyordu Mehmet. “Bizim nesil çalışkan büyüdü, işsiz duramayız.”

“Bu konuda haklısın, çalışkan bir nesiliz…”

Ertesi sabah Ayşe erken kalkmıştı. Misafirler evdeydi: oğulları, gelinleri, kız kardeşi ve annesi. Mehmet, kendi ustalarıyla birlikte bu iki katlı evi yapmıştı. İnşaat sektöründe çalıştığı için malzemeleri ucuza almış, sonunda da geniş bir aile evi olmuştu. Şimdi herkese yer vardı.

Ayşe geniş mutfakta koşturuyordu. Misafirler akşama doğru gidecekti, herkesi doyurmalıydı. Oğullarının en sevdiği vişneli kek fırındaydı.

“Misafirler uyanınca çayla, kahveyle kek yiyecekler. Kalabalık evi seviyorum, yoksa bu kadar büyük evde ikimiz tek başımıza kalsak… Tabii annem de var, ama o pek dışarı çıkmaz, hastadır.”

Arkasından Mehmet’in sesi duyuldu:

“Ayşe, bu yaştan sonra bile yatakta duramıyor musun? Altmışı geçtin artık, biraz dinlen!” diye şakalaştı. “Ama kime anlatıyorum ki…” diye ekledi, eşinin hareketli huyunu iyi biliyordu.

Misafirler varken nasıl yatakta kalırdı ki? Her sabah erkenden kalkar, kocasına lezzetli bir kahvaltı hazırlardı. Mehmet de sofraya otururken şakayla karışık derdi ki:

“Kahvaltını kendin ye, öğle yemeğini arkadaşınla paylaş, akşam yemeğini…”

“Akşam yemeğini?”

“Akşam yemeğini de ben yerim!” diye tamamlardı ve ikisi de gülüşürdü.

Yavaş yavaş herkes uyandı, mutfakta toplandılar, neşe devam ediyordu.

“Ne güzel bir eviniz var,” dedi kız kardeşi Fatma. “Her yer tertemiz, bahçe bakımlı… Helal olsun sana, Ayşe!”

“Ben mi? Mehmet olmasa bunların hiçbiri olmazdı. İşte benim asıl yardımcım,” diyerek kocasının saçlarını okşadı.

Mehmet de eşine şefkatle bakarak:

“Ayşem benim, öyle bir enerjisi var ki beni de peşinden sürüklüyor. Biz ikimiz bir arada olunca dağları deviririz!”

“İkiniz de çok şanslısınız,” dedi Fatma.

“Evet, öyle. Ben Ayşe’siz bir hayat düşünemiyorum. Tanışmasaydık neler olurdu acaba?”

Herkes güldü, çünkü onların tanışma hikâyesini herkes biliyordu.

“Evet, o hikâye…” diye güldü Ayşe. “Ben de sensiz bir hayat düşünemiyorum, Mehmet.”

“Anne, anlat yine, her dinleyişimizde keyif alıyoruz,” dedi küçük oğlu. “Yok, baba sen anlat, sen anlatınca daha eğlenceli oluyor!”

**İşte O Hikaye…**

Üniversite yıllarında, Mehmet ile Ayşe’nin tanışması bir otobüs macerasıyla başlamıştı. Mehmet derslerden çıkmış, otobüse binmiş, kendini notlarına vermişti. Kalabalıkta ayakta duruyor, zaman kaybetmemek için yolda çalışıyordu. Zaten son bir haftadır kavgalı olduğu kız arkadaşı Esra ile de konuşmuyordu. Barışmak için de pek istekli değildi, çünkü annesi Esra’yı hiç beğenmemişti:

“Oğlum, bana pek samimi gelmedi bu kız. Gö

Rate article
Lifequest
Kuralsız Tanışma