Hayat Süprizlerle Dolu

Hayat sürprizlerle dolu…

Meryem yalnızca dört yıl evli kalmıştı, sonra kocası onu ve kızı Deniz’i terk etti. O günden sonra bir daha hiç görüşmediler. Hatta evlilikleri boyunca bile kocasını evde pek göremezdi; hep arkadaşlarıyla bir yerlerde kaybolurdu.

Yıllardır tek başına yaşıyor, yalnızlığa alışmıştı. İki işte çalışıyor, kızı Deniz için elinden geleni yapıyordu. Deniz iyi okuyordu ve bir bakmışsın büyümüş, evlenmiş.

“Anne, Ankara’ya taşınıyorum. Açıktan üniversite okuyacağım, çalışacağım da. Artık senin yükün hafifleyecek,” demişti kararlı bir şekilde ve gitmişti.

Deniz her şeyi kendi başarmıştı. Düğünleri Ankara’da olmuştu. Meryem de törene katılmış, kızının mutluluğuna sevinmişti. Damadı da beğenmiş, düğün neşe içinde geçmişti. Sonrasında her şey yolunda gidiyordu, ama yine de içine sık sık bir hüzün çöküyordu.

“Ne çabuk büyüdü benim Deniz’im… Evlenip gitti, şimdi bir de torunum var ama hepsi uzakta. Ev bomboş, bir de üstüne işten çıkarıldım. Şimdi yeni bir iş bulmak lazım.”

İş aramaya çıktı, ama yaşı sorulunca hep kibarca reddedildi. Kızına telefon açıp dert yanıyordu:

“Anlıyorum Deniz’im, kim yaşlı kadınları işe almak ister ki?”

“Anne, sen nasıl yaşlısın? Öyle deme! Sen çok güzelsin, çok da genç görünüyorsun. Bence bir erkekle tanışmalısın. Hayatın değişir,” diye çıkışmıştı Deniz.

“Kızım, ne erkeği? Deli misin sen? Gençken de pek ilgilenmezdim, şimdi hiç ilgilenmem,” deyip kesmişti konuyu.

“Erkek istemiyorsan, kendini sev o zaman. Kendine hiç dikkat etmiyorsun, böyle içine kapanma. Daha çok yaşayacaksın, hadi kendini sev,” diye akıllıca tavsiye vermişti Deniz.

Meryem bir süre garsonluk, temizlik gibi geçici işler yaptı, sonra erken emekli oldu. Kızının sözlerini düşünüyordu:

“Bu yaştan sonra nerede düzgün bir erkek bulacaksın? Dışarıdan kolay görünüyor tabii.”

Boşanmış erkeklerin bile çocukları, torunları, evleri vardı. Bazılarıysa sadece bir hizmetçi arıyordu.

Evlenmeyi düşünmüyordu. Belki bir arkadaş bulabilseydi, sinemaya, mantara gidebileceği…

“Hayır,” dedi kendi kendine. “Zamanımı bir yabancı erkeğe harcayamam. Bir şeyler yapmalıyım. Deniz haklı, kendimi sevmeliyim.”

Bir gün marketten dönerken eski sınıf arkadaşı Ayşe’yle karşılaştı.

“Meryem, sen misin? Merhaba!”

“Merhaba, tanımadın mı beni?” diyerek gülümsedi.

“Tanıdım tabii, çok iyi görünüyorsun,” dedi Ayşe. Meryem de onun ne kadar mutlu göründüğünü fark etti.

“Ayşe, çok neşeli görünüyorsun. Kocan vefat edeli çok oldu. Yalnızlık canını sıkmıyor mu?”

“Biliyor musun, başta çok zordu. Ama sonra dans kursuna yazıldım. Meryem, inanılmaz keyifli! Gel bizim kulübe, harika bir ekip var. Sen de hep dans etmeyi severdin.”

“Haklısın, severdim. Düşüneceğim, belki gelirim. Teşekkür ederim. Şu sıralar nakış yapıyordum, bol vaktim var.”

Dans etmeye başladı, kurdele nakışı yapıyor, hafta sonları parkta yaşıtları için düzenlenen disko gecelerine katılıyordu. Artık canı sıkılmıyor, renkli bir hayatı vardı. Ama eve hep yalnız dönüyordu. Macera aramıyordu. Hayatın tadını çıkarmayı öğrenmişti.

Deniz’in evcil hayvan alerjisi vardı, bu yüzden Meryem hiç kedi alamamıştı. Oysa çocukluğundan beri kedileri çok severdi. Yalnız kalınca bir kedi edindi, adını Pamuk koydu. Aslında Pamuk, küçük bir yavruyken kapısının önündeki paspala kıvrılıp yatmıştı. Şimdi kocaman, güzel bir kedi olmuş, Meryem nereye gitse peşinden geliyordu. Onu öyle seviyordu ki, komşuların bazıları takdir ediyor, bazıları ise homurdanıyordu.

“Beğenmeyen bakmasın,” diyordu kapıcı kadın. “Benim de kedilerim var, sokak kedilerini de besliyorum.”

Meryem apartmanın giriş katında oturuyordu. Yağmurlu günlerde mutfak penceresinden dışarı bakardı. Bir gün camda bir tıkırtı duydu. Pencereyi araladığında kapıcı kadının sopayla vurduğunu gördü.

“Meryem Hanım, kapının önündeki paspalda biri yatıyor. Komşun söyledi, köpeğini gezdirmeye çıkmış.”

Hemen kapıya koştu, açtığında donup kaldı. Paspalda perişan halde bir adam yatıyordu. Üstü başı kir içindeydi, yüzünü eski bir şapka kapatmıştı. Dizlerini karnına çekmiş, üşümekten titriyordu. Meryem önce korktu.

Kendine gelince usulca dürttü. Alkol kokmuyordu.

“Kalkın bakalım, iyi yer bulmuşsunuz.”

Adam şapkayı kaldırdı. “Lütfen kovmayın. Kötü bir şey yapmam. Biraz dinleneyim, lütfen yardım edin.”

Meryem ne yapacağını şaşırdı. Kapıyı kapatıp evde oturabilirdi. Ama sokak kedilerini bile besleyen biriydi, şimdi bir insan yardım istiyordu.

“Ayağa kalkabilir misiniz? Girin içeri, ısının biraz.”

Adam duvara tutunarak zorlukla kalktı ve kapıdan içeri girdi.

“Banyoya gidin, size damadımın temiz kıyafetlerini vereyim. Bunları atarız sonra.”

Adam banyoda uzun süre kaldı, sonra temiz kıyafetlerle çıktı. Meryem ona baktı: UzunMeryem ona uzun uzun baktı, bu adamın yüzünde kaybolmuş bir hikâye vardı ve birden içinde tomurcuklanan bir umutla, “Belki de hayat bana tam da ihtiyacım olan şeyi getirdi,” diye düşündü.

Rate article
Lifequest
Hayat Süprizlerle Dolu