Aile Hayali

Hayatında aile kurmak isteyen sadece kadınlar değil, erkekler de şanssız olabiliyor. Volkan da onlardan biri. Kendi kendine soruyor: “Neden ben?”

“Otuz sekiz yaşındayım ama mutlu olamadım. İki kez evlendim, resmi olarak bir kez, diğerinde nikahsız yaşadım. Hiçbiri iyi gitmedi. Neden mutluluk hep bana uğramıyor? Yanlış kadınlarla mı karşılaşıyorum, yoksa yanlış yerde mi arıyorum?”

Volkan iyi kalpli bir adamdı. Herkese yardım etmek, herkesi kötülüklerden korumak isterdi. Tanıdıkları ona hep şunu söylerdi:

“Volkan, sen iyilik meleği olmalısın. Herkese yetecek kadar iyilik yok, herkesi koruyamazsın.”

Ama o böyleydi işte. Köyde, büyük bir evde, anne babasıyla yaşıyordu. Elinden her iş gelirdi: kaynakçılık, araba tamiri, mobilya yapımı, hatta çamaşır makinesini tamir edebilirdi. Köyde herkes ona koşardı. Ama asıl işi vardiyalı çalışmaktı. İyi para kazanıyordu. Eve dinlenmeye geldiğinde ise köylüler yine üstüne üşüşürdü.

“Oğlum, neden bu kadar hayır diyemiyorsun?” diye söylenirdi annesi. “Vardiyadan geldin, dinlenmen gerek. Yine herkesin işini yapıyorsun. Hem orada çalışıyorsun, hem burada.”

“Anne, insanlara yardım etmek lazım.”

“Oğlum, insanlar kurnaz. Sen bedavaya her işlerini yapıyorsun, köylülerden para almıyorsun. Onlar da bunu biliyor, başkasına para vermek istemiyorlar.”

“Boş ver anne, bana bir şey olmaz,” diye geçiştirirdi hep.

Volkan yirmi iki yaşındayken Sibel’le evlenmişti. Sibel iki yaş küçüktü, güzeldi ve çok hareketliydi. Volkan’ın annesi onu hiç sevmemişti.

“Evleneceğin kadın ağırbaşlı olmalı, Sibel gibi değil. Bu kız yirmi yaşında dünyayı görmüş, sen bir ay tanıştın, hemen evlendin. Niye bu kadar acele ettin?” diye söylenirdi.

“Anne, sana göre hiçbir şey doğru değil. Sibel sana niye batıyor? Hareketli, evet. Ama benim öyle bir eşe ihtiyacım var, çünkü ben öyle değilim. Bak başka erkekler ne kadar atak, ben neyim?”

“Tamam, susuyorum,” derdi annesi. “Ama sonra bana bir şey deme. Şimdi ne dersem diyeyim, sen yine bildiğini okuyacaksın. Komşumuz Elif’e bakabilirdin. O ağırbaşlı, evine bağlı, akşamları evde oturur, kimse onun hakkında kötü bir şey söylemez.”

Anne babasının evinde yaşıyorlardı, ama Volkan’ın girişi ayrıydı. Kaynana ile gelin pek karşılaşmazdı. Hayvanlarla Volkan ve babası ilgilenirdi, annesi sadece inekleri sağardı.

Volkan vardiyaya gidince, Sibel’in eğlenceli hayatı başlardı. Annesinin ışığı sönünce, onların uyuduğunu anlar, sessizce giyinip evden çıkardı. Bahçe kapısından değil, arka taraftan, sebzelikten geçerdi. Kulübe gider, dans ederdi. Bazen dans sonrası köylü delikanlılar, hatta komşu köyden biri onu eve bırakırdı.

Bir gece Volkan’ın annesinin tansiyonu çıktı, babası Sibel’in odasına gitti. Volkan yoktu. Kapı açıktı, Sibel de evde yoktu. Şaşırdı kaldı.

“Nerede bu Sibel? Kocası yok, o da yok,” diye düşündü, sonra komşuya gitti.

Zehra, Elif’in annesi, hemen geldi. Tansiyon aletini getirmişti, ilaç verdi.

Sabah kayınbaba Sibel’i gördü, o hiçbir şey olmamış gibi yataktan yeni kalkmıştı.

“Geceleri nerede dolanıyorsun? Alışmışsın, vardiyadayken kontrol etmiyoruz diye gezip duruyorsun.”

“Evde uyuyordum,” dedi Sibel. Kayınbabasının gece birde geldiğini bilmiyordu.

“Yalan söyleme. Gece birde geldim…”

“Gece birde bana ne işin vardı? Volkan gelince ona anlatırım!” diye çıkıştı.

“Annen kötüydü, belki yardım edersin diye geldim. Zehra’ya gitmek zorunda kaldım.”

“Tamam, kızma. Ben de anneme gittim, o da kötüydü. Saat üçe kadar onunla kaldım.” Kayınbaba düşündü, belki de doğruydu.

Volkan’a bir şey söylemediler. Ama bir gün vardiyadan bir hafta erken döndü. Gece vakti istasyona varmıştı, köylü Mehmet’le karşılaştı. Ona da arabayla gitmek nasip olmamıştı, yürüdüler. Üç kilometre orman yolundan geçtiler.

Volkan, her zaman yaptığı gibi, pencereden vurdu. Burası yatak odasıydı, Sibel orada uyurdu. Ama kapıyı açmadı. Sonra bir hışırtı duydu, mutfak penceresinden biri kaçtı.

Volkan donup kaldı. Sibel, kocasının onu yakaladığını anladı, kapıyı açtı, adamı saldı. Adam başını eğip Volkan’ın yanından sıvıştı.

“Bu kim?” diye sertçe sordu.

“Hiç kimse. Ne fark eder ki? Bir adam işte.”

“Demek sen böyle bir kadınsın. Kocan evden çıkınca, kadın eğlenceye…”

Ertesi gün Sibel eşyalarını alıp annesine gitti. Volkan bir süre sonra boşandı.

“Gördün mü oğlum, sana Sibel için neden öyle dediğimi şimdi anladın mı? Sen inanmamıştın, işte oldu.”

“Tamam anne, geçti artık,” dedi Volkan.

Bir süre sonra Sibel geldi:

“Çocuğu aldırayım mı, yoksa doğurayım mı? Senin çocuğun.”

“Benimse doğur, yardım ederim.”

Dokuz yıldır Volkan nafaka ödüyor, oğluna kıyafet alıyor. Sibel ne zaman ihtiyaç duysa, hemen ona koşar:

“Oğlumun montu yırtıldı, yeni lazım. Ayakkabısı patladı…”

Rate article
Lifequest
Aile Hayali