Fazlasını Vermez Kader

Eve dönerken Murat, hayatı hakkında derin düşüncelere dalmıştı. Bulutlu hava iyice kararmış, yağmur hafiften yağıyordu. Camlar bir anda ıslandı. Karşı şeritten arabalar hızla geçip gidiyordu.

İş için ilçeye gitmişti. Kendisi büyük bir köyde icra memuruydu. Üç gün kalacaktı ama işler çabuk bitti, bir günde dönebildi. Otelde kalmak istemedi, eve gitmeye karar verdi. Üstelik eşi Ayşe’nin doğum günüydü. Ona yeni kıyafetler, biraz da makyaj malzemesi almıştı. Tabii mağazadaki kızlar önermişti, yoksa kendisi bu işlerden ne anlardı?

Gece boyu yol almıştı, uykusu geliyordu. Bir de bu yağmur çıkmaz mı?

“Yolu kısaltmalıyım,” diye geçirdi içinden. “Yan köyden geçeyim, daha yakın. Asfalt yoldan gitmek uzun sürer. Toprak yol ama sabah oldu sayılır.”

Öyle yaptı. Ayşe’yle on yıldır evliydiler, oğulları da on yaşındaydı. Hamile kalması erken olmuştu ama sorun değildi. Bak şimdi nasıl da büyümüş, akıllı mı akıllı, Efe.

Yorgundu ama eve daha on beş kilometre vardı. Hava aydınlanıyordu ama yağmur şiddetlendi. Birden sert bir darbe hissetti, frene yapıştı.

“İyi ki hızlı gitmiyordum, birine çarpmış olabilirim,” diye düşündü. “Ormanlık var yakında, belki hayvandır.” Hemen arabadan fırladı.

Yolun ortasında bir kadın yatıyordu, şemsiyesi bir kenara düşmüştü. Panikledi, korku sardı. Birine çarpmıştı. Belki yaşıyordur. Eğildi, kadını kucağına alıp arabaya taşıdı, arka koltuğa oturttu.

“Yaşıyor, iyi ki yavaştım,” diye geçirdi içinden. Sonra kadına döndü: “Nasıl hissediyorsunuz? Hastaneye götüreyim, köy hemen şurada.”

Kadın bacağına tutundu.

“Hastaneye gerek yok, iyiyim. Sadece bacağım biraz incindi galiba.”

“Kimsiniz?” diye sordu başını kaldırarak.

Murat gözlerine baktı, donakaldı. Kadın da aynı şoku yaşadı. İkisi de birbirine bakakalmıştı. Sonunda kendilerine geldiler.

“Leyla?” diye haykırdı.

“Murat?” diye şaşırdı kadın.

“Ne tesadüf,” dedi Murat gülümseyerek. “Demek buralardaymışsın. Ben seni arıyordum. Sen ise on beş kilometre ötedeymişsin.”

“Ben de inanamıyorum,” dedi Leyla. Bir an için incinen bacağını unutmuştu.

“Evet, karşındayım. İnanması zor ama gerçek.”

“Yine de bir sağlık ocağına uğrayalım,” diye ısrar etti Murat.

“Peki,” diye kabul etti Leyla. Bacağındaki ağrı hafiflemişti.

Sağlık ocağı yakındaydı. Hemşire bacağını kontrol etti, üzerine basmasını söyledi. Ağrı neredeyse yoktu.

“Leyla Hanım, hafif bir ezik var,” dedi. “Birkaç gün dinlenmeniz iyi olur.”

“Yok, Zeki Bey, okulda derslerim var. Üstelik iyiyim. Murat beni okula bırakır, değil mi?” Murat başıyla onayladı.

Leyla, köy okulunda Türkçe öğretmeniydi. Bugün erken çıkmıştı, sınav kağıtlarını hazırlaması gerekiyordu.

“Yine de üç gün sonra kontrol edelim,” diye ısrar etti hemşire.

“Ağrı olursa gelirim,” diye gülümsedi Leyla.

Arabaya doğru hafif topallayarak yürüdü. Murat arkadan geliyor, her şeyin yolunda olduğuna seviniyordu.

“Üzerimi değiştirmem lazım, böyle derse giremem. Vakit var daha,” dedi Leyla.

“Tabii, evini göster,” diye atıldı Murat.

Leyla’nın evi de uzak değildi. Arabadan indi, birkaç dakika sonra başka bir kıyafetle, açık renk bir yağmurlukla geri döndü. Yağmur hâlâ çisiliyordu. Konuşacak fazla vakitleri yoktu.

“Leyla, bu akşam buluşalım mı? Köyün girişindeki çardakta?”

“Niye? Senin karın var.”

“On yıldır görüşmedik. Konuşalım biraz. Tabii eğer mümkünse.” Aklına bir an kocasının izin vermeyeceği geldi.

“Hiç değişmemişsin, sadece daha olgunsun, daha güzelsin. Bakışların daha kararlı.”

“Karına başka kadınlara iltifat ettiğini söylüyor musun?” diye sordu Leyla, onun yüzüğüne bakarken. Kendisinde yüzük yoktu, Murat hemen fark etmişti.

“Leylacığım, içimden geldi. Yoksa bir şey demeyeceğim. Sen hâlâ aynı şakacı halinle…”

“Tamam, köyün girişindeki çardakta buluşalım,” diye kabul etti.

İkisi de güldü. Sanki o eski kırgınlık, ayrılmalarına neden olan o saçma tartışma, buharlaşıp gitmişti. Bir sürü soruları vardı ama nereden başlayacaklarını bilemiyorlardı. Zaten vakit de yoktu. Birbirlerinin hayatına bu kadar ani girmişlerdi.

On yıl önce ikisi de üniversiteden yeni mezun olmuştu. Leyla öğretmenlik, Murat ise hukuk okumuştu. Aşkları güzeldi, iki yıldır devam ediyordu. Gelecek planları yapıyorlardı ama nerede yaşayacaklarına bir türlü karar veremiyorlardı.

“Leyla, kesinlikle köye döneceğim. Bana icra müdürlüğü sözü verdiler. Sen de benimle geleceksin,” diye kararlılıkla söylemişti Murat.

Ama Leyla şehirde kalmak istiyordu.

“Hayır, köye gitmek istemiyorum. Yıllar geçti, hâlâ bu köy takıntından kurtulamadın,” diye kırgınlıkla cevap vermişti.

Laf lafı açtı, ciddi bir kavgaya dönüştü. İkisi de kırılmıştı. Ertesi gün

Rate article
Lifequest
Fazlasını Vermez Kader