Güzel Kirpikler ve Boş Ev: Doğru Seçimi Yapmanın Hikayesi

Güzel Kirpikler ve Boş Ev: Doğru Seçimi Yapmanın Hikayesi

Ey ahali, toplanın da size öyle bir hikaye anlatayım ki, serçeler bile meraktan cıvıldamayı bırakır. Atalarımız ne demiş: “Kediyi torbadan çıkarmadan alışveriş yapma, sonra pençe atar!”

Bizim kasabada çalışkan mı çalışkan bir kadın yaşardı: Emine Hanım. Her iş elinden gelirdi: bahçeyi eker biçer, evi öyle temizlerdi ki yerler pırıl pırıl parlar, yaptığı çorbanın lezzetine doyum olmazdı. Oğlu, Volkan, da boş durmazdı; altın gibi elleri vardı, yüreği insan sevgisiyle doluydu. Ama bir kusuru vardı: gönlü taze ekmek gibi yumuşaktı; herkese acır, herkese üzülürdü, hele ki kızlara karşı dayanılmazdı.

Bir gün, annesine bir tanıdığını getirdi: Aylin. Kızcağız resimlerden fırlamış gibiydi: iri gözleri, boyalı dudakları, kirpikleri süpürge gibi uzun, tırnakları tırmık gibi, altın yaldız yetmezmiş gibi. Görseniz gerçek bir bebek gibiydi. Ama bilenler bilir: “Yüzüne bakıp su içilmez.”

Emine Hanım daha ilk bakışta hissetti: bir gariplik var. Kadın yüreği, zincirli köpek gibidir; yabancıyı hemen sezer. Oğluna usulca dedi ki:
“Oğlum, bu kız bana pek yatmadı. Belli ki bu bebeğin aklında para ve eğlence var.”

Boşuna söylememişti. Çünkü Aylin eve gelir gelmez ilk işi kirli tabağı lavaboya bırakıp oturmak oldu. Emine Hanım, tertip düşkünü olduğu için kibarca hatırlattı:
“Ardını topla.”
Aylin kaşını bile kıpırdatmadı:
“Ellerimi kirletmek istemiyorum.”

Emine Hanım içinden, “Belki şakadır,” diye düşündü. Ama değildi! Tabağı yıkadı yıkadı, ama yağ lekesi yerinde kaldı.

“Oğlum, bu kızla evlenmeyi mi düşünüyorsun?” diye sordu Emine Hanım umutla.
Volkan dalgın bir gülümsemeyle cevap verdi:
“Evet, onu seviyorum!”

İşte size bir atasözü: “Aşk kördür, keçiyi bile sever.” Birkaç ay sonra düğün yapıldı. Emine Hanım, içi buruk da olsa, babaannesinden kalan daireyi onlara verdi: gençler ayrı yaşasın diye.

Zaman geçti, kaynana bir gün çifti ziyarete gitti. Ah, ahali… Gördükleri karşısında donakaldı! Mobilyaların üstü parmak kalınlığında toz, lavaboda bulaşık dağı, yerde çoraplar mantar gibi bitmişti. Aylin kanepede oturmuş, tırnaklarını törpülüyor ve suratını ekşiterek:
“Kendimi arıyorum,” diyordu.

Oğlunun boynunda ise üçüncü kredi asılıydı. Aylin’in aklında yeni, parıl parıl bir araba vardı; herkes onun ne kadar hanımefendi olduğunu görmeliydi.
“Kim ödeyecek bunu?” diye sordu Emine Hanım.
“Size ne!” diye çıkıştı Aylin. “Kocam beni geçindirmek zorunda, ben de güzel olmalıyım.”

İşte o an kaynana kendi kendine söz verdi: “Artık tek kuruş bile yok!”

Bir süre sonra Volkan annesine geldi:
“Anne, kredi çek de bana ver.”
Emine Hanım sakince cevap verdi:
“Hayır oğlum, söz veren öder.”

Eve döndü ve karısına araba olmayacağını söyledi. İşte o zaman, ahali, patlama oldu! Bağırışlar, çığlıklar, kapı çarpmalar öyle bir gürültü koparttı ki komşular dua okur oldu. Aylin, “Arabasız hayat, hayat değildir!” diye çığlık attı, ta ki kocasının sabrı tükenene kadar. Sonunda Volkan dayanamayıp onu evden kovdu. Kısa süre sonra da boşandılar.

İşte çocuklar, şunu iyi bilin: “Ev, çatısı sağlam olan değil, huzur olan yerdir.” Çünkü tek becerisi ojelerini korumak olan bir kadın nasıl evin hanımı olabilir? Aşk, sadece güzel sözler değil, birbirine özen göstermek ve emek vermektir. Mütevazı bir hayat ama huzur içinde yaşamak, lüks içinde ama kavga dövüşle geçen bir ömürden iyidir.

Rate article
Lifequest
Güzel Kirpikler ve Boş Ev: Doğru Seçimi Yapmanın Hikayesi