Zorunlu Seçim

**Zorunlu Seçim**

“Kader, artık birbirimizi kandırmayalım mı?” dedi Serkan, kadına o kadar yaklaştı ki nefesini ensesinde hissetti.

“Serkan, biliyorsun o benim kocam!” diye telaşla karşılık verdi Kader, çünkü bu akşam bu cümleyi defalarca tekrarlamak zorunda kalmıştı.

“Ne fark eder? Biz de mutlu olmaya hakkımız yok mu? Doğruyu söyle, Levent benim oğlum değil mi?” diyerek Kader’in omuzlarından tuttu.

Kader başını eğdi, artık gözyaşlarını saklamaya gerek yoktu…

…Kader ile Okan aynı apartmanda büyümüş, bebekliklerinden beri birbirlerini tanıyorlardı. Ailelerinin daireleri aynı merdiven boşluğundaydı. Pek samimi olmasalar da sıcak komşuluk ilişkilerini sürdürüyorlardı.

Zaten yakın arkadaş olmaları da pek mümkün değildi. Kader’in ailesi senfonide çalışıyordu. Kültürlü, neşeli bir aileydiler, sık sık misafir ağırlarlardı. Kader müzik okuluna gidiyor, ailesinin izinden gidip kendini müziğe adamak istiyordu.

Okan’ın ailesi ise tam tersiydi. Annesi mahalle bakkalında satıcıydı, babası fabrikada torna ustası. Farklı yetişmelerine rağmen Okan ve Kader arkadaştılar. Anaokulunda oyun arkadaşı, ilkokulda aynı sırayı paylaşan iki çocuk…

Kader’in ailesi kızlarının “sıradan” bir çocukla arkadaşlığına pek karışmıyordu. Ama damat adayı olarak asla gözlerine giremezdi. Okan’ın ailesiyse oğullarının “iyi bir kızla” arkadaşlığına seviniyor, fırsat buldukça “gelin damat” diye şakalaşıyorlardı.

…Yedinci sınıfın ilk günü Kader’in hayatını değiştirdi. Sınıf öğretmeni yalnız değildi, yanında yakışıklı bir genç vardı.

“Çocuklar, bu Serkan, yeni sınıf arkadaşınız!” dedi öğretmen ve ona boş bir sırayı gösterdi.

Serkan tüm kızların dikkatini çekmişti: zarif bir takım, hafif uzun saçlar, ışıldayan gülüşü ve mavi gözleri… Kader de ona bakakaldı ama yanına gidip konuşmaya cesaret edemedi.

Eylül ortasında müzik okulu başladı. O gün Kader her zamanki gibi solfej dersine gidiyordu. Dalgın dalgın yürürken müzik okulunun kapısına vardı. Tam kapıyı açacaktı ki aniden kapı ona doğru açıldı.

Serkan karşısında duruyordu.

“Aa, merhaba!” dedi Kader şaşkınlıkla.

“Merhaba!” diye gülümsedi Serkan.

“Sen de mi burada okuyorsun?”

“Evet, dersim bitti. Sen?”

“Solfeje gidiyorum…” diye iç geçirdi Kader.

Serkan bir şey daha söyleyecekti ki arkalarından bir ses duyuldu:

“Kader, ne ayakta kaldın? Hocamız bizi kıyma yapar!”

Bu, Kader’in en yakın arkadaşı Leyla’ydı. Kader son bir kez Serkan’a baktı, o da gülümsedi. Ama Leyla izin vermedi, onu içeri itti…

Solfej dersinde Kader’in aklı Serkan’daydı. Öğretmen bunu fark etti:

“Kader, derse odaklan! Bugün kafan başka yerde!”

“Özür dilerim…”

Dersten sonra eve doğru yürürken bir ses duydu:

“Kader, bekle!”

Arkasını dönünce Serkan’ı gördü.

“Sen eve gitmemiş miydin?”

“Hayır, seninle birlikte yürümek için bekledim.”

Birlikte eve doğru yürüdüler, müzikten konuştular. Serkan ona ailesinin daha önce yaşadığı şehirleri anlattı. O da Kader gibi müziğe adanmış bir hayat istiyordu…

…O hafta sonu Kader’in aklı hep Serkan’daydı. Henüz farkında değildi ama ilk aşkı gelmişti. Eskiden hep Okan’la eve yürürlerdi, şimdi üç kişi olmuşlardı. Okan, zarif ve kibar Serkan’dan hiç hoşlanmamıştı ama onu kovmaya cesaret edemiyordu…

…İki yıl geçti, dokuzuncu sınıfın sonundaydılar. Artık Kader ve Serkan birbirlerine hissettiklerini biliyorlardı. Ama aralarında Okan vardı…

“Kader, bu akşam diskoya gidelim mi?” diye sordu Okan.

“Ol

Rate article
Lifequest
Zorunlu Seçim