Kiracı Kadın: Ev Sahibinin Beklenmedik Sürprizi

**KİRALİK KADIN**

Mehmet Kaan, kırklık bir mühendis, eşinden ayrılmıştı. Evini, eşyalarını geride bıraktı; yanına sadece babasından kalın eski bir Anadol markasını ve bir valiz dolusu kişisel eşyasını alıp gitti.

Boşanma işlemlerini çok fazla uzatmak istemedi: “Kızım büyüyor, her şey ona kalsın.”

Eşiyle uzun zamandır anlaşamıyorlardı. Son zamanlarda duyduğu tek şey, “Para ver” sözleriydi. Mehmet maaşını, ikramiyesini, bayram mükafatlarını hep ona veriyordu, ama yine de kadının parası yetmiyormuş gibi davranıyordu. Nihayetinde aylık nafaka ödemeyi ve ek olarak kızına destek olmayı kabul etti.

İlk zamanlar bir arkadaşının yanında kaldı, sonra iş yerinden yurt odası verdiler. Değerli bir uzman olduğu için de konut sırasına alındı. 80’li yıllardı, devlet memurlarına ev tahsisi yapılıyordu.

Mehmet, şirketin dokuz katlı bir bina inşa etmesini beklerken iki yıl yurtta kaldı. Sonunda sendika başkanı onu çağırdı:

“Mehmet Bey, yalnız yaşıyorsunuz, size bir odalı daire verilebilirdi. Ama size küçük de olsa iki odalı bir daire ayarladık. Çünkü siz bizim için kıymetli bir elemansınız. İşte anahtarlar.”

Mehmet şaşırdı: “Teşekkür ederim. Kendi evim olacak, çok sevindim.”

Bir ay sonra, çoğu teknik kitaplardan oluşan mütevazı eşyalarını toplayıp aynı Anadol’a yükledi ve yeni evine gitti.

Asansör henüz çalışmıyordu, beşinci kata kadar merdivenleri tırmandı. Elleri titreyerek 72 numaralı dairenin kapısına anahtarı taktı.

“Ne oluyor?” diye mırıldandı.

Anahtar dönmüyordu.

O sırada kapının arkasından fısıldaşma ve hızlı adımlar duydu. Mehmet kapıyı yumruklayarak açmalarını istedi, ama cevap yoktu. Hemen aşağı inip bekçiyi buldu ve birlikte kapıyı açtılar.

Dairede yaşayan biri vardı: Eşyalar henüz düzene girmemişti, ortalığa serpiştirilmişti. Girişte iki çocuğunu arkasına saklamış, korku dolu gözlerle bakan bir kadın duruyordu.

“Çıkmıyorum. Beni ve çocuklarımı sokağa atamazsınız!” diye haykırdı.

Mehmet, burasının kendi dairesi olduğunu, tapusunun elinde bulunduğunu anlatmaya çalıştı. Ama kadın direndi:

“Çocuklarım var. Onlarla birlikte delik deşik bir gecekonduda donmayı göze alamam!”

Mehmet geri çekildi. Sendikaya durumu anlattı. Araştırıldığında kadının dul olduğu, kocasının vefat ettiği, gecekondusunun yıkım işareti aldığı ve içinde birkaç ayıya kaldıkları ortaya çıktı. Kadının adı Ayşe’ydi. Belediyenin kapılarını aşırdığı, yıllardır sıra beklediği, ama hep ertelendiği anlaşıldı. Dayanamadı, yeni binaya yerleşmişti.

Sendika başkanı kesin konuştu: “Mahkeme yoluyla tahliye ettireceğiz. Bu süreç zaman alacak, biraz sabırsızlanmanız gerekecek.”

Mehmet düşündü: “Barışçıl bir çözüm bulamaz mıyız? Belki onunla konuşabilirim.”

Başkan omuz silindi: “Dene, ama pek fayda etmez. Bu anneler çocukları için kanunun gözünün yaşına bakmaz.”

Mehmet tekrar dairesine gitti. Ayşe, tamirciye kırdığı kapının kilidini değiştiriyordu.

“Lütfen mantıklı olun,” dedi Mehmet. “Bu ev benim. Kanunen burada yaşama hakkınız yok.”

Ayşe gözlerini dikti: “Size bu evi vermek adil mi sence?”

“Tabii ki adil. Yıllardır bu şirkette çalışıyorum. Elimde resmi belg var.”

“Benimse çocuklarım var. Onlarla beraber delik bir gecekonduda yaşayamam!”

“Anlıyorum, ama neden tam da bu ev?”

“Şansıma burası çıktı. Sen zaten akıllısın, sana yenisini verirler.”

Mehmet eli boş döndü. Tahliye işlemleri başladı. Resmi makamlar Ayşe’yi uyardı, süre tanıdı.

Ama Mehmet, kadının ve çocuklarının sokağa atılacağını öğrenince bir kez daha gitti. Ayşe’yi gözyaşları içinde, çocuklarının korkudan titrediği halde buldu.

“Belediye neden size ev vermiyor? Sıranız geldi mi?” diye sordu.

Ayşe iç çekti: “Defalarca gittim. O şişko, kibirli müdür hep ‘bekleyin’ diye beni savdı.”

Mehmet’in içinde bir öfke kabardı: “Hadi gidiyoruz!”

Belediyeye vardıklarında, genellikle sessiz ve çekingen olan Mehmet, beklenmedik bir cesaretle sekretere yalan söyleyip müdürün odasına daldı.

“Bu kadının sırası çoktan geldi. Siz neden onu sürekli erteliyorsunuz? Sıralamayı incelemek için bir komisyon kuralım mı?”

Müdür yumuşadı, gülümsedi. Ayşe’nin sırasının iki ay içinde geleceğini, baharda yeni binada iki odalı bir daire alacağını söyledi. Mehmet belgeleri bile inceledi.

“Eğer bu ev verilmezse, buraya bir denetim ekibi gönderirim,” diyerek çıktı.

Eve döndüklerinde Ayşe eşyalarını toplamaya başladı: “Gecekonduma döneceğim. Zaten bize çok yardımcı oldunuz.”

Mehmet bir teklifle araya girdi: “Salon sizin, yatak odası benim olsun. Diğer her yer ortak. Daireniz hazır olunca taşınırsınız. Korkmayın, kiracı olarak kalabilirsiniz. Tek şartım, sizden para almayacağım.”

Ayşe bu beklenmedik nezaket kararında gözyaşlarına boğuldu.

Mehmet yoğun iş temposundan dolayı eve geç geliyordu. Ama her akşam mutfakta onu için hazırlanmış bir yemek bekliyordu. Sabahl

Rate article
Lifequest
Kiracı Kadın: Ev Sahibinin Beklenmedik Sürprizi