Bugün yeni evimize taşındık. İçimde garip bir huzur vardı, hayatımızın yeni bir sayfası açılıyordu. Kocam Emre ve oğlumuz Efe ile birlikte bu yeni başlangıcın heyecanını yaşıyorduk. Efe, okulunda yaşadığı zorbalıkların etkisinden kurtulup taze bir sayfa açmak istiyordu.
Bu ev, yakın zamanda vefat eden yaşlı bir adam olan Cemal Bey’e aitti. Kızı, kırklı yaşlarında bir kadın olan Aylin Hanım, evi bize satarken, “Artık burada yaşayamam, her köşesinde babamın anıları var,” demişti. Gözleri dolmuştu. “Bu evin, bizim kadar seven bir aileye emanet edilmesini istedim,” diye ekledi.
“Endişelenmeyin, Aylin Hanım,” diye cevap verdim. “Burası artık bizim de yuva olacak.”
Taşındığımız ilk günden itibaren garip bir şey oldu. Her sabah kapımızın önünde bir Sibirya kurdu beliriyordu. Yaşlı bir köpekti, tüyleri ağarmış, mavi gözleri insanın içine işler gibiydi. Hiç havlamaz, sadece sessizce beklerdi. Ona su ve yemek veriyorduk, belki bir komşunundur diye düşünüyorduk. Yemeğini bitirince, usulca uzaklaşırdı.
“Anne, sence sahipleri onu doyurmuyor mu?” diye sordu Efe bir gün markette alışveriş yaparken, köpek maması da alıyorduk.
“Bilmiyorum, Efe,” dedim. “Belki de evin eski sahibi Cemal Bey ona bakıyormuş, alışkanlığı böyle.”
Efe’nin gözleri çakmak çakmak oldu. Sepete köpek ödülleri ekledi.
Başta pek üzerinde durmadık. Emre’yle zaten Efe’ye bir köpek almayı planlıyorduk, yeni okuluna alışsın diye bekliyorduk. Ama köpek her gün geldi. Aynı saatte, aynı sabırla kapıda bekledi. Sanki burası onun eviymiş, biz de geçici misafirlermişiz gibiydi.
Efe çok mutluydu. Bu gizemli köpekle anında bağ kurmuştu. Bahçede top oynuyor, onunla sohbet ediyordu. Mutfak penceresinden onları izlerken, Efe’nin yüzündeki gülümseme bana her şeyi unutturuyordu.
Bir sabah, Efe köpeğin tasmasını incelerken, “Anne, burada bir isim yazıyor!” diye bağırdı. Eğilip baktım. Yıpranmış deri tasmanın altında silik harflerle yazılıydı:
**Cemal Jr.**
Yüreğim yerinden oynadı. Tesadüf müydü? Evin eski sahibi Cemal Bey’in köpeği miydi bu? Aylin Hanım böyle bir şeyden bahsetmemişti.
“Anne, sence burası onun eski evi olduğu için mi geliyor?” diye sordu Efe, gözleri kocaman açılmıştı.
“Belki, yavrum,” dedim, içim ürpererek.
O gün, Cemal Jr. yemeğini yedikten sonra tuhaf davranmaya başladı. Bahçenin kenarında huzursuzca dolaşıyor, ormana bakıyordu. Sanki bizi bir yere götürmek istiyordu.
“Anne, sanırım bizi takip etmemizi istiyor!” dedi Efe, heyecanla ceketini giyiyordu.
“Pek emin değilim, Efe…”
“Ama anne, merak etme! Babama mesaj atarız, telefonlarımız yanımızda. Lütfen!”
Köpeğin aciliyetini hissedince dayanamadım. Ormana doğru yürüdük. Cemal Jr. ara sıra dönüp bizi kontrol ediyordu. Yirmi dakika sonra küçük bir açıklığa geldik.
Orada, bir avcı tuzağına yakalanmış hamile bir tilki vardı. Zor nefes alıyor, acı içinde kıvranıyordu.
“Aman Tanrım,” diye mırıldandım, hemen yanına koştum. Efe’nin elleri titriyordu. “Anne, ona yardım etmeliyiz!”
Tuzaktan kurtarmak için uğraşırken, Cemal Jr. yanımızda durmuş, tilkinin acısını anlar gibi inliyordu. Sonunda tilkiyi kurtardık. Hemen Emre’yi aradık, battaniyeye sarıp veterinere götürdük.
Veteriner ameliyat gerektiğini söyledi. Beklerken Efe, Cemal Jr.’ın yanında sessizce oturuyordu. “Kurtulur mu, anne?” diye sordu.
“Umarım, yavrum,” dedim, omzuna dokunarak.
Tilki uyandığında acı içinde uluyordu. Veteriner bile sakinleştiremedi. Ama ben içeri girince sustu. Gözlerime baktı, son bir inilti çıkardı ve sakinleşti.
“Size güveniyor,” dedi veteriner.
İki gün sonra onu alıp garaja yerleştirdik. Cemal Jr., artık Efe’nin CJ dediği köpek, tilkinin yanından ayrılmadı. Birkaç gün sonra tilki dört yavru doğurdu. İnanılmaz bir andı. Bize güvenmişti, yavrularını bile korumamıza izin verdi.
Yavrular büyüyünce, onları ormana bıraktık. CJ, Efe ve ben her hafta sonu onları ziyarete gidiyoruz. Tilki bizi görünce hemen yanımıza geliyor, yavruları da peşinden.
Hayat bize bir ders verdi: Bazen en beklenmedik yol arkadaşları, en büyük mucizeleri getirir. Kim bilir, belki de Cemal Jr. bize sadece bir köpek değil, yeni bir aile sundu.




