TAYYARINDA BİR GELİNLİK KİRALADIM… VE ASTARDA BİR MEKTUP BULDUK

ELİF KİRALADIĞI NİŞAN ALTI DİZAYNİ… VE KAPAKTA BİR MEKTUP BULDU

İlk defa o vintage gelin elbisesini denediğim an içimde garip bir ağırlık hissettim. Korku değil, güzellik de değil, sadece bir baskı… Ama kendime söyledim ki, “Bu sadece bir kiralama, bir butikten aldım, sadece bir kez giymiş, yirmi yıl öncesi, temiz, bozulmamış.”

Elbiseyi evime taşıdım, özenle astım ve evlilik gecesine kadar her gece ona bakıp düğünümü hayal ettim: salonun ışıkları, orta seste çalan bağlama, yanımdaki adam. Aşk doluydum, delice, genç, aptalca…

Düğün öncesi akşam, elbiseyi buharlarken bir çekiş duyduğumda iç astarın kenarında garip bir dikiş gördüm. Küçük, düz bir yumru vardı. Merak edip ince bir iğneyle açtım.

İçeriden çıkardığım eski, renksiz bir kağıt:

“Eğer bunu okuyorsan, lütfen onunla evlenme. Tehlikeli. Gol (gol) nedeniyle kaçtım. — M.”

Elbiseyi düşürdüm, kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarptı, mektubu ters çevirdim.

> “BU ELBİSE SANA VERİLDİYSE, ÇÜNKÜ DİHA ZATEN YAPTI.”

Ama kimse yapmadı.

Bir butik, bir web adresi aradım, ama site yoktu. Adresi Google Haritalar’da bulamadım. Kendi arabamla oraya gittim; o gece düğünüm yarın, ama uyuyamıyordum, cevaplar lazım. Varışta dükkan kapalı, camlar boş, tozla kaplı, yaşlı kadının izi yok.

Yan komşunun kapısını çaldım. Uyuyan gözleriyle genç bir adam açtı:

“Merhaba, buradaki vintage gelin doku dükkanını hatırlıyor musunuz?”

Adam kaşlarını çattı:

“Boutique mi? 20 yıldır kapalı.”

Şaşkınlık içinde:

“Ama ben birkaç gün önce oradan bir elbise kiraladım.”

Adam omuz silkti:

“Senin gibi bu soruyu beş yılda üçüncü kez soran kadınsın.”

Kanımda bir soğukluk hissettim.

“Diğerleri ne oldu?” diye sordum.

“Birisi düğününü iptal edip ortadan kayboldu, diğeri evlendi ama balayıda ortadan kayboldu,” dedi, ardından koştu.

Arabama döndüm, sessizce oturdum yirmi dakika. Dayo’ya, nişanlıma aradım. Notu, dükkânı, komşuyu söylemedim; sadece şunu sordum:

“Bana daha önce nerede olduğunuzu söylemiştiniz?”

Kısa bir sessizlik ardından:

“Neden şimdi bunu soruyorsun?”

O anda anladım, bu rastgele bir not değildi.

İkinci Bölüm – Sabahın Sessizliği

Uyanınca gözlerim donuk, uykuya daldığım rüyadan kalma soğuk bir hisle doluydu. Başucumda hâlâ katlanmış, ezilmiş bir kâğıt çırpınıyordu:

“BU ELBİSE SANA VERİLDİYSE, ÇÜNKÜ DİHA ZATEN YAPTI.”

Elbiseyi kutusundan çıkardım; fildişi rengi, el işçiliğiyle işlenmiş, hafif lavanta kokusu hâlâ taşıyordu. İçinde bir kan izi mi yoksa eski bir parfüm mü?

Kendi kendime sorarken, bir fotoğraf bulmak için aklıma bir şey geldi:

“Bu dikişin arkasında bir şey var,” dedim, ansızın bir çivi gibi bir hisle. Küçük bir bıçakla astarı kestim, içinde plastik bir paket gördüm. İçinde solmuş bir fotoğraf, kırık kenarlarıyla; genç bir kadın, aynı elbiseyi giymiş, yanındaki başka bir kadın da aynı fotoğraf. Arkada “1997” yazıyordu.

Sorgulamak zorundaydım.

Üçüncü Bölüm – Kararan Gölge

Bu hafta içinde “İkinci Şans” adlı bir dükkan aradım, ama hiçbir yerde kayıtta yoktu. Forumlarda eski bir konu buldum: “Vintage gelin elbiseli kayıp gelin 48 saat içinde ortadan kayboldu.” Fotoğrafta ‘Morayo’ adı geçiyordu, eski bir düğün fotoğrafı. Yorumlarda gizemli bir dükkan, “her elbise sahibini bulur” diye bir şey diyordu.

Zainab’a, en yakın arkadaşıma koştum. Evinde bir çay ikram etti, notu gösterdim. O, bir tekstil uzmanı çağırdı. Kadın elbiseyi inceledi, “1980’li sonlarda, el işçiliği, ama astar sonradan eklenmiş, dikiş kalitesi düşük,” dedi.

“Burada bir gizli cep var,” dedim, “bunu açmalıyız.”

Gecenin sessizliğinde, bir iğneyle dikişleri açtım, içinden siyah kadife bir çanta belirdi. İçinde gümüş bir yüzük, iç kısmında “DO” harfleri kazınmıştı. Dayo’nun baş harfleri.

Dayo’ya götürdüm, yüzüğü gösterdim. Gözleri dehşetle açıldı.

“Bunu nereden buldun?”

“Bilmiyorum, sadece kutudaydım.”

Dayo titredi, “Bu benim eski bir yüzüğüm, evlenmeden önceki yıllardan,” dedi, “neden elbisene dikinmiş?”

“Açıklama yap,” dedim, “şimdi.”

Dayo kaçınılmaz bir açıklamaya hazır değildi, “Açıklamam lazım ama şimdi değil, bekle,” dedi, gözlerini kaçırdı.

Bir mesaj anonim geldi:

“Bu yüzüğü bana takma.”

Beşinci Bölüm – Kaçış ve Çözüm

Araba içinde mesajı okudum, bir kez daha aynı cümle… “Bu yüzüğü bana takma.”

Strateji değiştirmeliydim. Zainabın evine koştum, çarpıcı bir sesle “07-07-2018” tarihini bulduk, yüzüğün altına kazınmış. O tarih, beş yıl önce bir düğün duyurusu, “Morayo ve David” yazıyordu. David ise Dayo’nun tam adıydı.

Dayo’ya tekrar aradım:

“Tam adın David Oluwaseun, değil mi?”

Sessizlik.

“Morayo ile evlendin mi?”

Cevap yok.

“Neden bana söylemedin?”

“Gizli bir şey vardı, kayboldu, yüzüğü bulamadım.”

Bu noktada kalbim kırıldı, gözlerimde nefes bulan bir sesle “Neden şimdi?” diye bağırdım.

O gece, odanın kapısını açtığımda elbise ortadan kaybolmuştu.

Dördüncü Bölüm – Son Uyarı

“Yedi gün kaldı.” notu bir kez daha elime düştü, ısı gibi yanıyordu. Düşünceler bir döner gibi çevriliyordu.

Dayo’nun evine gittim, elbiseyi kutuda bıraktım, “Bu yüzük senin,” dedim, “Neden bu kadar gizli?”

Dayo gözleri dolu, “Bu bir lanet,” dedi, “Sana vermemek için.”

Sesime bir çığlık yükseldi, “Bırak beni, Dayo! Bu evlilik bir tuzak!”

Aniden telefon çaldı, anonim bir fotoğraf: beyaz bir kadın yerde yatar, gözleri kapalı, altına “Beni dinlemedi” yazılmış.

Beşinci Bölüm – Yağmurun Ardından

Sabah düğün günü, Elif beyaz ipek bir takım elbise giydi, eski elbiseyi bir kenara bıraktı. Yağmur şiddetli yağıyordu, gökyüzü bir uyarı gibiydi. Dayo, rahip önünde bekliyordu, gülümsemesi artık sahte bir maske gibi.

Elif, mikrofonu alıp mektubu yüksek sesle okudu:

“Eğer bunu okuyorsan, bir başkası onunla evlenmek üzere. Lütfen kaç, geç kalmadan.”

Bir polis memuru, yıllarca Morayo vakasını takip eden bir emekli dedektif, ayağa kalktı ve “Bu bir suç örgütü!” diye bağırdı.

Polisler içeri dırdı, Dayo gözaltına alındı. Yağmur birden durdu, bulutlar dağıldı, güneş ışığı kilise pencerelerinden süzüldü.

Hafta sonra Elif, göl kenarında Morayo’nın mezarını ziyaret etti, üzerine bir tahta haç koydu:

“MORAYO, SESİN KAYBOLMADI. BANA KURTARDIĞIN İÇİN TEŞEKKÜRLER.”

Aylar geçti, Elif eski butiğe geri döndü. Yaşlı kadın gözyaşları içinde onu kucakladı, konuşmadan. Güneş bulutların arasından yeni bir kez doğdu ve Elif derin bir nefes aldı:

“Özgürüm.”

Rate article
Lifequest
TAYYARINDA BİR GELİNLİK KİRALADIM… VE ASTARDA BİR MEKTUP BULDUK