Babaannemin oturduğu Çekmeköy apartmanının girişinde balık kokusu hâlâ hâkim, ama köpek artık orada kalmıyor; patileri artık yorgun hastalıklı bedenini taşıyamıyor.
Elif Yıldız hep sorumluluk sahibi biriydi.
Anaokulunda çocukların oyuncakları yerine koyduğunu dikkatle izliyor, lisede nöbetçi listelerini yönetiyordu. Üniversitede grup başkanıydı, iş yerinde ise şirket etkinlikleri ve mesai arkadaşlarının hediyeleri için bağış topluyordu. Sorumluluk duygusu sanki karakterine işlenmişti.
Bu yüzden, apartmanın yöneticisi seçildiğinde Elif şaşırmadı. Genç olmasına rağmen göreve coşkuyla atladı.
— Elifçik, dördüncü kattaki Kılıçlar gece yarısına kadar bağırıyor, dinlenmek imkânsız — diye şikâyet etti yaşlı komşu köşeden seslenen Ayşe Hanım.
Elif hemen müdahale etti, gürültü yapanları ikna etti; en gürültülü sakinler bile hatalarını kabul edip değişeceğine söz verdi.
— Elif, biri çöpü kutuya atmak yerine doğrudan çöp konteynerine götürmüyor! — diye homurdandı diğer daire sakinleri.
Elif dik bir duruşla, dağınıkları gözden kaçırmadı ve onlara alçakgönüllülükle ders verdi. Giriş katı temizlikle parıldadı, girişin yanındaki çiçek tarhı renkli çiçeklerle doldu. Elif bu düzenle gurur duydu, bazen evin önünde durup emeğinin meyvesine bakardı. Her şey olması gerektiği gibi, Elif başa çıkabildi; akıllı bir kızdı.
Tam da o anda bir köpek kapının önünde belirdi…
Kül ve kir içinde, dağınık tüyleriyle, bir ayak kırığına benzer bir sakatlıkla, balkonun altına çekilip gecesini orada uzatmaya çalışıyordu.
Çocuklar ilk farkedenler oldular. Yaklaştılar, fakat anneler tehlikeyi sezerek bağırdı:
— Hemen geri çekilin! Tehlikeli olabilir!
Çocukları yakalayıp zavallı hayvanı uzaklaştırdılar:
— Buradan çık! Haydi!
Köpek ayağa kalkmaya çalıştı, başaramadı. Kıvrılmaya da cesaret edemedi; sadece hıçkırarak bağıran insanlara bakıyordu, gözlerinden büyük gözyaşları süzülüyordu.
Anneler şaşkınlık içinde kalmıştı; durum ciddiydi ama polis ya da hayvan koruma servisini çağırmak aşırı bir adım gibi görünüyordu. O sırada Elif bahçeye koştu; tek umutları buydu:
— Orada bir köpek var! — diye bağırdılar bir ağızdan. — Elif, hallet! Tehlikeli!
Elif yaklaştı, balkona baktı; bakışları kesişti, onun sert bakışı, onların şaşkınlığı.
Köpekine bir kez daha acı içinde inledi, bir kez daha kendini sürüklemeye çalıştı. Anladı ki burada ona bir şey lazım değil, ama yürümeye de, koşmaya da gücü yoktu. Sıkıntılı bir homurdanma çıkardı ağzından.
Elif’in kalbi ağrıyordu.
— Görünüşe göre bacağın yaralanmış — diye yüksek sesle duyurdu. — Veterinere götürmemiz lazım.
Anneler göz göze geldi; hepsi aynı şeyi düşündü: “Kendi işimize karışmasın!” dediler ve çocukları eve koşturup:
— Hadi, çabuk gidelim! Çocukların da uyuması lazım! Elif, halledecek misin?
ve Elif’i yalnız bıraktılar.
Elif bir an düşündü, çantasını karıştırdı, veteriner masrafı için para tutarı yeterli mi diye hesapladı. Köpeği taşımak zor olacaktı; sadece kirli değil, aynı zamanda ağırdı.
Yardım ararken etrafına göz attı, merdiven önünde eski bir ZİG‑2000 taksi durağını fark etti; aynı taksi Kılıç ailesinin kullandığı araçtı.
Aracın içinde Murat Kılıç fırladı dışarı.
— Bak hele, apartmanın süper kahramanı! Hangi kurala aykırı bir şey yapıyor? — diye alaycı bir kahkaha attı.
— Lütfen yardım et — diye ciddi bir sesle Elif yanıtladı, balkona işaret etti.
Murat eğildi, köpeği gördü.
— Senin mi?
— Tabii ki değil! — öfkeyle bağırdı Elif. — Sadece yardım etmeliyiz. Veteriner yakındaydı, ama taşıma imkanı yoktu.
Murat köpeği ve arabasını inceledi, derin bir nefes aldı:
— Ljus’a bir mesaj göndereceğim… eğer bir şeyler ters giderse, bana haber ver! — dedi, ardından eski bir battaniyeyi bagajdan çıkardı ve oturaklara serdi.
— Hadi, kurtaralım onu! Ya da bir sorun çıkarsa, sen beni korursun!
— Tabii— diye Elif kabul etti, köpeğe döndü: — Hadi canım, veterinerin yanına götüreceğiz. Dayan!
Köpek direndi; Elif onu nazikçe kaldırdı, sessizce teselli etti.
Veteriner kliniğinde genç bir doktor, Dağcan, kabarık sakalı ve ciddi bir ifadeyle ortaya çıktı. Hastayı detaylı inceledi, kırık bacağına alçı koydu ve ilaçlar reçete etti.
— Uzun süre dinlenmeli, bacakta kırık var — dedi doktor.
— Hamile mi? — diye şaşkınlıkla sordu Elif, biraz aptal hissetti.
— Görünüşe göre yakın zamanda — onayladı doktor.
— Şimdi ne yapacağız? — diye neredeyse çaresiz seslendi.
— Ben eve götüremem — diyerek Murat başını salladı. — Ljus’u evden çıkaracak.
— Benim de bir imkanım yok… — diye ekledi Elif sessizce.
Acil bir çözüm bulmaları gerekti.
— Tüm sakinleri toplayalım, birlikte bir şey buluruz! — dedi Murat kararlı bir şekilde.
— Umarım buluruz — diye destekledi doktor. — Bir hafta içinde mutlaka geri dönüp kontrol ederiz. Kayıt altına alıyorum. Adınız?
— Elif — diye cevapladı Elif, adını verdi.
— Köpeğin adı ne? — diye doktor sordu.
Elif ve Murat birbirlerine baktı; isim bilmemekteydiler, tasma ya da etiket yoktu.
— Maya! — diye ilk akla geleni Elif söyledi.
Köpek kulaklarını kaldırdı, Elif’e doğru başını çevirdi.
— Maya adını beğendin mi? — diye Elif yumuşak bir sesle sordu.
Köpek hafifçe hırıltılayarak onaylayınca doktor gülümseyerek not etti: — Kabul etti. Maya’yı alabilirsiniz, kesinlikle iyi bir yuvası olur.
Üçü apartmana döndüklerinde, sert bakışlı Ljus Kılıç merdivende bekliyordu, ellerini kalça üzerine koymuş bir halde.
— Neredeydi sen? — diye bağırdı, ama Murat’ı, köpeği kucağında taşıyanı görünce sustu, şaşkınlıkla gözlerini büyüttü.
— Ljus, bir köpek… Bize çarptı, hatta hamile… Veterinere götürdük — diyerek Murat çabuk bir açıklama yaptı. — Balkon altına bir yatak yapmayı düşündük… Çok üzücü bir durum.
— Bu soğukta balkon altına mı?! — diye öfkeyle bağırdı Ljus. — Sıcacık ve rahat bir yer lazım!
— Bu yüzden komşularla konuşmak istiyoruz — dedi Murat. — Belki birlikte bir çözüm buluruz!
Ljus şaşkınlık içinde kaldı; annelik içgüdüsü hâlâ içinde kıpırdıyordu. Elif, Murat’la birlikte daireleri dolaşmaya, sakinleri olağanüstü bir toplantıya davet etmeye başladı.
Kimse köpeği almak istemedi, ama bir öneri geldi: “Parayı bir köpek kulübesi için toplayalım, balkona koyalım, yiyecek fonu oluşturalım.” Böylece Maya’nın kendine ait bir evi oldu.
Küçük, sevimli bir köpek kulübesi büyük binanın altına taşındı, sanki minik bir ev gibi. İçine yumuşak battaniyeler kondu, rahat bir yatak yapıldı. Maya dikkatle içeri girdi, yaralı bacağını zorlamadan.
— Resmi bir dilekçe yazmalıyız mahalliye — diye önerdi Elif. — Her şey belgeyle olsun.
Komşular belgeyi hızla imzaladı, Elif belgeleri polis karakoluna götürdü. Orada anlayışla karşılandılar ve köpeğin binada kalmasına izin verildi.
Elif evine döndüğünde görevini tamamlamış hissediyordu, ama uyku gözünden kaçmadı. Birkaç kez giyinip dışarı çıktı, Maya’yı kontrol etmeye.
— Nasıl hissediyorsun? — diye bankta otururken sordu.
Maya hafifçe hırıltılayarak cevap verdi; sıcaktı, acısı hafiflemişti, en önemlisi yanında bir insan vardı ve ona güveniyordu.
— Seni tekrar veterinerin yanına götüreceğim — diye söz verdi Elif. — Belki başka bir çözüm de buluruz…
Henüz ne olacağını bilmiyordu.
Elif, Maya’yı defalarca veterinerin yanına götürürken, genç veteriner Dağcan sadece kırmızı köpeğe değil, sorumluluk sahibi, içten Elif’e de dikkat eder oldu.
Dağcan, Elif’e evlenme teklifi etti, Maya’yla birlikte kırsal bir eve taşınacaklar, herkesin yeri olacak — insanlar ve hayvanlar bir arada.
Bu arada Ljus Kılıç çocuk beklediğini öğrendi, doğa da değişti. Daireleri artık en sesli değil, yeni doğan küçük Vefa’yla birlikte, sert Ayşe Hanım bile gülümseyip şikâyet etmiyor.
Dördüncü katta yaşayanların hayatı olumlu yönlerde değişiyor; kimse fark etmez ki bütün bunlar bir gün, balkon altına çıkan kırmızı bir köpeğin gelişiyle başlamış.
Elir ise, gülümseyip yeni bir eve taşınmış, ama bitmek bilmeyen iyilikseverliğiyle, bir gün Maya ve minik yavrusuyla oynarken, şöyle düşünüyor:
“Ne kadar mutluyum… Teşekkürler evren! Her şey Maya, dördüncü kattaki köpekle başladı.”




