Düğünde herkesin önünde ona vurdu… Ama verdiği cevap o kadar güçlüydü ki damat dizlerinin üstüne çöktü — ve gözyaşları içindeki misafirler alkışlara boğuldu

O düğün günü her şey masallardan çıkmış gibiydi. Restorandaki hava yasemin ve taze güllerin kokusuyla doluydu, projektörlerin ışığı gelinin bembeyaz elbisesine öyle yumuşak düşüyordu ki sanki gökler bu anı kutsuyordu. Her detay yerli yerindeydi: ipek kurdeleler, parlayan yüzükler, duygudan titreyen anne babaların sesleri, şampanyayla dolu kristal kadehler ve bir ışık seli gibi akan müzik. Ayşe’nin annesi gözyaşlarını tutamıyordumutluluk, sevgi ve umut gözyaşları. Misafirler gülüyor, sarılıyor, dans ediyordu. Fotoğrafçı ise gülümseyerek mutlu bir hayatın başlangıcı olacak her anı yakalıyordu.

Ayşe salonun ortasında duruyordurüyalardaki gelin. Gözleri parlıyor, kalbi aşk, aile ve gelecek hayalleriyle çarpıyordu. Yanında Volkan vardıona her şeyini emanet ettiği nişanlısı: inancını, umudunu, ruhunu. Elleri birbirine kenetlenmişti, sadece yüzüklerle değil, kaderlerle de bağlanmış gibiydiler. Her şey mükemmeldi. Ya da öyle görünüyordu.

Ama bir andatek, yıkıcı bir andaillüzyon paramparça oldu.

Ayşe kahkaha attı. Sadece güldü. Ona özgü o şen, özgür, yürekten kahkahayla. Eskiden Volkanın “büyüsü” dediği kahkaha. Ama bu sefer bir şey kırıldı. Volkanın yüzü aniden değişti. Kanı çekildi, gözleri boş ve yabancılaştı. Sonradan bazıları bu kahkahayı alay sanmış olabileceğini söyledi. Bazılarıysa uzun zamandır saklanan bir paranoyak kriz olduğunu. Ama o anda ne bahane ne de açıklama vardı.

Sadece bir tokat vardı.

Ani bir hareketle, eli kendi kendine hareket ediyormuş gibi, öyle bir şiddetle vurdu ki tokadın sesi silah sesi gibi yankılandı. Ayşe geri çekildi, sanki bir araba çarpmış gibi. Salonda buz gibi bir sessizlik çöktü. Müzik kesildi. Biri çığlık attı. Biri kadehini düşürdü. Fotoğrafçı elinde kamerayla donup kaldı, zaman durmuştu.

Ayşe yanan yanağına dokunarak öylece durdu, kıpırdayamıyordu. Gözleri kocaman açılmıştıacıdan değil, şoktan. İhanetin farkına varıştan. Önünde bütün bir hayatını vermeye hazırlandığı adam duruyordu ve gözlerinde zerre pişmanlık yoktu. Sadece öfke. Sadece kin.

“Ne yapıyorsun sen, hayvan!” diye bağırdı Ayşenin annesi, kızına koşarken.

“Beni rezil ediyorsun!” diye kükredi Volkan, ona parmak uzatarak. “O değil! Hepsi bir yanlış! Onunla evlenmemeliydim!”

Sözleri taş gibi yağıyordu. “Doğru davranmıyor,” “hepsi gösteriş,” “beni hiç sevmedi” diye bağırıyordu. Ama artık kimse dinlemiyordu. Misafirler ona bir yabancı, bir hayalet gibi bakıyordu.

Ve sonra Ayşe kimsenin beklemediği şeyi yaptı.

Doğruldu. Ağır çekim bir film sahnesi gibi duvak

Rate article
Lifequest
Düğünde herkesin önünde ona vurdu… Ama verdiği cevap o kadar güçlüydü ki damat dizlerinin üstüne çöktü — ve gözyaşları içindeki misafirler alkışlara boğuldu