Hamile eşim bebek alışverişi yaparken beni sevgilimle pazarda gördü ve bana bir mesaj attı… O an donup kaldım!

O gün, İstanbul’un gökyüzü bulutlarla kaplıydı, serin ve yağmurlu bir havaydı. Sekiz aylık hamile olan Aylin, özenle kumaş bir şapka taktı ve çantasını alarak pazara doğru yola koyuldu. Kocası Emre, o sabah acil bir toplantısı olduğunu söyleyerek erken çıkmıştı. Aylin fazla düşünmedi, sadece hafif bir burukluk hissetti: doğum yaklaşmış olmasına rağmen, her bebek bezi, her havlu ve bebek mamasını tek başına almaya gitmek zorundaydı.

Pazar kalabalıktı. Aylin, karnını dengelemek için yavaş adımlarla yürüdü. Yenidoğan için birkaç şey seçip ayrılmak üzereyken, çok tanıdık bir ses duydu. Kocasının sesiydi bu.

Dönüp baktığında, Aylin donup kaldı.

Emre, kısa etekli ve topuklu ayakkabılı genç bir kadının elini tutmuş, gülüşüyor ve sohbet ediyordu. Elinde bir poşet vardı ve kadına şöyle diyordu:
“Ne yemek istersin? Hepsinı alırım sana.”
“Yok, çok yemek istemiyorum, kilo alacağım.”
“Kilolu da olsan yine seni seveceğim.”

Aylin olduğu yerde çakılı kalmıştı. Yaklaşmaya cesaret edemedi. Uzaktan, hayatını paylaştığı adamın, şimdi başka bir kadına şefkatle baktığını net bir şekilde görüyordu… Oysa kendisi, doğuma hazırlanan eşi, tek başına pazara gelmek zorundaydı.

Gözyaşları akmadı. Yüreği sıkışmıştı.

Bir kavga çıkarmadı. Ağlamadı bile. Aylin sadece telefonunu çıkardı ve bir mesaj yazdı:

“Seni pazarda gördüm. Yorgunum, daha önce bir taksiye binmiştim. Sen… rolünü sonuna kadar oynamaya devam et.”

Mesajı gönderdikten sonra telefonunu kapattı. Cevap beklemedi.

Emre gülüyordu ki telefonu titreşti. Mesajı okuduğunda yüzü bembeyaz oldu. Kadının elini bıraktı ve etrafına bakındı.
“Ne oldu?” diye sordu kadın.
Emre cevap vermedi; pazardan koşarak çıkarken mırıldandı:
“Aylin… Aylin buradaymış…”

Ama Aylin çoktan gitmişti. Ağır karnı, kalabalıkta yavaşlayan adımları ve kupkuru gözleriyle… Yüreği bomboştu. Öfke yoktu, kin yoktu, sadece boğazına düğümlenen bir acı vardı.

Eve vardığında yatak odasına çıkmadı; doğruca mutfağa gitti. Bebek için aldığı her şeyi masaya tek tek koydu: açık mavi bir yenidoğan paltosu, yün çoraplar, kokulu bebek pudrası, bezler, bir biberon mama. Her biri, yüreğine saplanan bir bıçak gibiydi.

Hamileliğinin geç saatlere kadar çalıştığını söyleyen Emre’nin yokluğunda geçirdiği yalnız geceleri hatırladı. Tek başına gittiği doktor kontrollerini, hastanede saatlerce beklediği anları hatırladı. Son zamanlardaki soğuk ve mesafeli bakışlarını…

Her şey, sonunda, hayal ürünü değildi… Başka biri vardı.

Emre bir saat sonra evine döndüğünde yüzü asıktı. Mutfakta sırtı dönük oturan Aylin’i görünce kekeledi:
“Aylin… Özür dilerim…”
“Ne için özür diliyorsun?” diye sordu Aylin, arkasını dönmeden. “Toplantıya gittiğin için mi?”
“Hata yaptım. O sadece geçici bir şey. Seni hiç bırakmak istemedim. Beni göreceğini düşünmemiştim…”
“Ben görmeseydim, daha ne kadar saklayacaktın?”

Aylin ayağa kalktı ve onu ürkütücü bir sakinlikle süzdü:
“Onu bırakmanı istemiyorum. Seçim yapmanı da istemiyorum. Ben ikimiz adına seçimi yaptım bile.”

“Aylin… böyle yapma… Hata yaptım…”
“Karnımdaki çocuğun yalancı bir babaya ihtiyacı yok. Benim de hain bir kocaya.”

Cebinden hazırladığı boşanma kağıtlarını çıkardı.
“İmzala. İyice oku ve imzala. Hiçbir şey istemiyorum, sadece çocuğu. Ve huzuru.”

Emre sandalyeye çöktü, ellerini başına geçirdi. Uysal eşi Aylin’in bu kadar kararlı olacağını hiç düşünmemişti. Ağlayacağını, yalvaracağını, affedeceğini sanmıştı. Ama hayır: gözleri demir kadar soğuktu.
“Beni hâlâ seviyor musun?” diye sordu Emre.
“Belki çok sevmiştim. Ama seni onunla el ele pazarda gördüğüm an… kalbimin artık seni sevmediğini anladım.”

Bu cümle, evliliklerinin son hükmü gibiydi. Çığlıklar yoktu, tartışmalar yoktu. Sadece onun yüzünden sonuna kadar güçlenen bir kadın vardı.

Aylin aylar sonra sağlıklı bir oğul doğurdu. Çocuğuyla meşgul olup hayatını yeniden kurarken, gülümsemesi yavaşça geri döndü. Artık bağları olmayan, huzurlu bir gülümsemeydi.

Emre ise bazen kapıya bir hediye torbasıyla ve pişmanlık dolu gözlerle çıkageliyordu. Ama kapı bir daha hiç açılmadı.

Hikaye geride kaldı. Eskiden zayıf olan o kadın, bırakmayı… ve en çok hak edenler için yaşamayı öğrenmişti: kendisi ve oğlu.

Rate article
Lifequest
Hamile eşim bebek alışverişi yaparken beni sevgilimle pazarda gördü ve bana bir mesaj attı… O an donup kaldım!