Balıkesirin kuş uçmaz kervan geçmez bir köyünde, çamurlu bir nehrin kıvrımında, yürek burkan bir hikâye yaşandı. Fakirliğin ağır yükü altında ezilen genç bir anne, doğum yaptığı bebeğini küçük bir sepetin içine koyup nehrin sularına bıraktı. Bu, çaresizliğin getirdiği bir karardıbelki de bebeğin sessizce gözlerden uzakta öleceğini ummuştu.
Fakat kader, köy pazarının çevresinde aylardır yaşayan sokak köpeği *Karabaş*ı gönderdi. Tehlikeyi sezen köpek, hiç tereddüt etmeden buz gibi nehre atladı. Hızlı akıntıyla boğuşarak sepete ulaştı ve dişleriyle nazikçe kavradı. Köylüler, köpeğin bebeği kıyıya çıkaracağını sandı.
Ancak olanlar herkesi şaşkına çevirdi: *Karabaş*, sepete sıkıca tutunarak en yakın eve koştu, kapının önünde çılgınca havladı. İçeriden çıkan emekli ebe, bebeğin hipotermi geçirdiğini anladı ve hemen müdahale etti. Köylüler yetkilileri aradı.
Sosyal hizmetler bebeği korumaya aldı; mucize eseri çocuk sağ kurtuldu. Anne, şimdi soruşturma altında. *Karabaş* ise, bir zamanlar görmezden gelinen sokak köpeğiyken, köyün efsanesi oldu. Ona *”Nehrin Bekçisi”* dendi, bir kulübe yapılıp her gün yemek verilmeye başlandı.
Bu olay, köylülere zor sorular sordurdu: Bir toplum, nasıl olur da bir anneyi bu kadar çaresiz bırakır? İnsanlık adına ne söylenebilir ki, evsiz bir hayvan, birçok insandan daha fazla cesaret ve sorumluluk gösterdi? Sonunda anladılar ki kahramanlık, en beklenmedik yerden çıkabilirbazen hiçbir şey istemeyen, ama her şeyi veren bir canlıdan.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



