Uçakta bir yabancının omzuna başımı koyup uyuyakalmıştım sonra yaptığı şey hayatımı sonsuza dek değiştirdi.
Sanıyordum ki hayatımın en berbat anlarından birini yaşıyorum. Tıklım tıklım bir uçak, kucağımda avaz avaz ağlayan kızım, sinirli bakışlar fırlatan yolcular ve iki gündür uyku yüzü görmemiş halde çökmek üzereyim.
Bebeğimin çığlıkları kabinin her köşesinde yankılanıyordu. 23 yaşında, yalnız, bitkin bir anneydim ve dayanacak gücüm kalmamıştı. Elifimi susturmak için elimden geleni yapıyordum ama etraftaki iç çekişler, keskin bakışlar ve laf atmalar dengemi iyice bozmuştu.
Yanımda oturan adam ise en büyük şansımmış meğer. İşin komik tarafı, o kadar yorgundum ki adamın omzuna yaslanıp derin bir uykuya daldım.
Uyandığımda gördüklerime inanamadım! Kızımı kucağına almış, kıpırdamadan öylece oturuyordu. Meğerse kendisi büyük bir hayır kurumunun genel müdürüymüş.
Bize bir otel suiti ayarladı, biraz olsun bir nefes alabilmem için. Hayır işi değil, insanlık görevi, dedi gülerek.
Hatta ablamın düğününe bile geldi, orada tek başına kaybolmuş hissettiğim o gün yanımda o vardı.
Derken bir de ne göreyim? Bizi terk eden Elifin babası ortaya çıkıp velayet davası açtı. O yine yanımdaydı, bana destek oldu. Onun ve harika bir avukatın sayesinde kızımın velayetini koruyabildim.
Hayatım yavaş yavaş düzelmeye başladı. Üniversiteyi bitirdim, iş buldum, ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim ve bir de gerçek aşkı keşfettim! Ailesi başta biraz mesafeliydi, ama ben pes etmedim.
Sonra bir sabah, Elifi kucağıma almış kahvaltı yapıyorduk ki karşımda diz çöktü ve Benimle evlenir misin? dedi. Basit, samimi ve muhteşemdi.
Düğünümüz küçük ama yürekleri dolduran bir törendi. O gün uçakta bitik düşmüş o genç anne yoktu artık. Seven bir eş, güçlü bir anne ve nihayet bir yuva vardı.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



