**”Yani, sen bu halinle birine daha mı lazım oldun?”** diyordu eski kocası, onun mutluluğuna inanamıyordu.
Lale Hanım, antredeki aynanın karşısında durmuş, bembeyaz bluzunun yakanını düzeltiyordu. Arkasından tanıdık bir ses yükseldi:
**”Yine mi o aptal programları açtın, Lale? Kaç yıl oldu, hiç değişmiyorsun! Mutfak, televizyon, mutfak, televizyon…”**
Arkasını dönmedi. Ekranda bir Fransız pastacı, makaron yapımının inceliklerini anlatıyordu. Lale, her hareketini dikkatle izliyor, zihninde tarifin oranlarını kaydediyordu.
**”Bunlar program değil, Cem. Ustalık dersleri,”** diye cevap verdi, gözlerini ekrandan ayırmadan.
**”Ne fark eder ki!”** Cem mutfağa geçti, masada soğumakta olan eklerlerin yanına oturdu. **”Yine bu saçmalıklarla dolmuşsun. Kendine bir bak, Lale. Yirmi yıl önce bambaşka bir kadındın.”**
Lale ne demek istediğini biliyordu. Çocuklar doğduktan sonra biraz kilo almıştı, ama hiç de fazla değildi. Sadece üniversitede âşık olduğu o narin kız değildi artık. Kırk iki yaşında, üniversitedeki iki çocuğunun sadece tatillerde eve geldiği bir anneydi.
**”Çocuklar benim tatlılarımı seviyor,”** dedi, kocasına dönmeden.
**”Çocuklar büyüdü, Lale. Sen hâlâ bu mutfakta takılıp kaldın.”**
Bunu ilk kez söylemiyordu. Ama son aylarda memnuniyetsizliği daha keskin, daha acımasız olmuştu. Lale bir şeylerin değiştiğini hissediyordu, ama ne olduğunu bir türlü anlayamıyordu.
Cevap bir hafta sonra geldi.
**”Başka biriyle tanıştım,”** dedi Cem, mutfak masasında karşısına oturmuş, aralarında henüz dokunulmamış bir elmalı turtayla.
Lale çatalını yavaşça bıraktı. Midesine bir ağrı saplandı, ama sesi şaşırtıcı derecede sakindi:
**”Anlıyorum.”**
**”Genç, kendine bakan bir kız. Şirkette pazarlama departmanında çalışıyor,”** diye devam etti Cem, karısına bakmadan. **”Lale, ciddi konuşmamız lazım.”**
**”Konuş o zaman.”**
**”Onunla yaşamak istiyorum.”**
Lale, sanki yarın hava nasıl olacak diye söylemiş gibi başını salladı.
**”Peki ya ben?”**
**”Ev sana kalsın. Çocukların okul masraflarını bitene kadar öderim,”** dedi, sonunda ona baktı. **”Lale, anlamıyorsun, artık dayanamıyorum. Sen evlendiğim kadın değilsin artık. Kilo aldın, ilginç değilsin. Sürekli mutfakta bu saçma tatlılarla uğraşıyorsun, diziler izliyorsun…”**
**”Dizi izlemiyorum,”** diye sessizce araya girdi Lale.
**”Ne fark eder ki! Evde tıkılıp kalmış bir tavuksun. Ayşe’nin ise hayalleri var, hedefleri var. Seyahat etmek istiyor, kendini geliştiriyor…”**
**”Benim yok mu yani?”**
**”Lale, dürüst ol. En son ne zaman yemek tarifleri dışında bir şey okudun? En son ne zaman akşam yemeği dışında bir şey konuştuk?”**
Lale ayağa kalkıp pencereye yürüdü. Dışarıda çocuklar oynuyor, kahkahaları camdan içeri sızıyordu.
**”Peki,”** dedi, arkasını dönerek. **”Git o zaman.”**
Cem gözyaşları, çığlıklar, engelleme çabaları bekliyordu. Lale’nin sakinliği onu şaşırttı.
**”Lale, seni üzmek istemedim…”**
**”Zaten üzdün,”** diye cevap verdi Lale, sonunda ona dönüp ilk kez gülümsedi. **”Ama biliyor musun, belki de daha iyi oldu.”**
Bir ay sonra Cem evden ayrıldı. Tatil için gelen çocuklar, boşanmaya sakin bir tepki gösterdi. Yirmi yaşındaki Can, hatta şöyle dedi:
**”Anne, açıkçası seninle babamın neden hâlâ birlikte olduğunu anlamıyordum. O hep homurdanıyordu, sen de sadece katlanıyordun.”**
On sekiz yaşındaki Elif daha duygusaldı:
**”Anne, şimdi yalnız mı yaşayacaksın? Sıkılmaz mısın?”**
Lale düşündü. Sıkılmak mı? Yıllar sonra ilk kez, birinin memnuniyetsizliğini düşünmeden istediğini yapabiliyordu. Ustalık derslerini izliyor, yeni tarifler deniyor, pastacılık kitapları okuyordu.
Fikir birden aklına geldi. Bir Fransız pastacının videosunu izlerken, defterine not alırken fark etti: Pastacılık konusunda pek çok profesyonelden daha fazla şey biliyordu. Yirmi yıllık tecrübe, binlerce izlenen ders, yüzlerce denenmiş tarif Bilgisi, becerisi ve en önemlisi, bu işe olan tutkusu vardı.
**”Pastane,”** diye mırıldandı, bu kelime ona sihirli gelmişti.
Uygun bir yer bulması iki ayını aldı. İstanbul’un yarısını dolaştıktan sonra aradığını buldu: Sessiz bir mahallede, geniş camlı, ayrı girişli küçük bir dükkân.
**”Yer güzel,”** dedi kiraya veren, ellili yaşlarında, kır saçlı, dikkatli bakışlı bir adam. **”Ama daha önce buraya pastane açmayı düşünen olmadı. Emin misiniz?”**
**”Kesinlikle,”** diye cevap verdi Lale, mekânı gözden geçirirken zihninde rafları ve masaları yerleştiriyordu.
**”Adım Orhan,”** diye tanıştı adam. **”Orhan Bey. Siz?”**
**”Lale Hanım.”**
**”Memnun oldum,”** diyerek gülümsedi, gözlerinde sıcak bir ışık belirmişti. **”Bakın, bir teklifim var. Eğer gerçekten pastane açacaksanız, tadilat konusunda yardımcı olabilirim. Usta tanıdıklarım var, hızlı ve kaliteli iş çıkarırlar.”**
**ӂ
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



