Zengin bir adam, ağır bir ayrılığın ardından kendisine evet diyen ilk kadınla evlenmeye karar verdi. Ancak düğün günü beklenmedik bir şey oldu.
Kırık bir kalple bütün bir günü kapalı bir odada geçirdi, sonra kesin bir kararla dışarı çıktı: Kendisine evet diyen ilk kadınla evlenecekti. Parkta Nazlı adında bir kız ona “Evet” dedi. Nedenini veya niçinini sormadısadece gülümsedi ve onunla birlikte yürüdü.
“Yarın nikâh başvurusunu yapacağız,” dedi ona. “Sonra da aileni ziyaret edeceğiz.”
Nazlı onu şaşırttı: akıllı, sakin, bağımsız. Bir prens beklememişti, ama Orhanda gerçek bir şey görmüştü. Düğünden önceki bütün ayı birlikte geçirdiler. Elbiseyi, yüzükleri o seçti, her şeyi kendisi ayarladı. Sanki bu karmaşada dengeyi bulmuş gibiydi.
Düğün günü nikâh dairesinde beklenmedik bir şey oldu.
Merve ile karşılaştılar. Bakışları soğuk ve şaşkındı. Orhan kendini tuttu, ona mutluluklar diledi. İşte o an anladı ki intikam için değil, yeni bir hayat için evleniyordu.
Nazlıyla her şey farklıydı: dram olmadan, ama güvenle. Orhanın kız kardeşi Ayşe ile arkadaş oldu, işi canlandırıp yeni bir seviyeye taşımaya yardım etti. Evler yaptılar, sakin bir hayat sürdüler. Ama Orhana bir şey eksik geliyorduMerveyle yaşadığı o eski tutku, o acı.
Nazlı büyükannesine gittiğinde bir karar verdiMerveye yazdı. Yalnız yaşıyordu, işsiz, eşsiz. Buluştular. Ve Merveye dair her şey ona artık yabancı geldikokusu, sesi, tavırları. “Ben burada ne yapıyorum ki?” diye düşündü.
Aceleyle oradan uzaklaştı. Eve vardığında anladı: Gerçek aşkı Nazlıydı. Ona hiç “Nazlı” diye hitap etmemişti, ama o hep yanındaydı. Şimdi tek yaptığı, otobanda gazlayıp yetişmeye çalışmaktı:
“İki gün bile sensiz duramadım.”
“Sen gerçekten delisin,” dedi o, gözyaşlarına boğularak gülerek.
“Nazlım, canımın içi,” diye fısıldadı ve o an anladı: Mutluluk dramda değil, gözlerini açtığında yanında olan kişidedir.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



