Artık Benim Annem Değilsin

Mehmet arabasına bindi, işten çıkmaya hazırlanırken telefonu çaldı. Tanımadığı bir numaraydı. İsteksizce yeşil tuşa basarak açtı.

“Alo. Kimsiniz?”

“Benim… Merhaba,” diyen bir kadın sesi duyuldu.

“Kimsiniz *ben*?” diye gerildi Mehmet. “Kendinizi tanıtın!”

Sessizlik. Sonra, zar zor duyulan bir ses:

“Benim… Annen.”

Mehmet donup kaldı. Parmakları direksiyona kenetlendi, kalbi hızla çarpmaya başladı.

“Ne saçmalıyorsun? Annem yirmi dokuz yıl önce öldü!”

“Hayır… Ben Tülin’im… Seni ben doğurdum. Mehmet, gerçekten benim…”

Telefonu kapattı. Kalbi hızla atıyor, avuçları terlemişti. Sanki birisi, sonsuza dek gömmeye çalıştığı korkunç bir geçmişin kapısını aralamıştı.

Birkaç dakika sonra telefon yine çaldı. Aynı numara.

“Seni duymak istemiyorum,” dedi soğukkanlılıkla. “Benim annem yok. Beni doğuran kadın dokuz yaşındayken beni terk etti. O günden beri yetimim.”

“Lütfen, sadece beş dakika. Yalvarırım…”

“Neden? Bir yalan daha mı duyayım?”

“Sadece görüşelim. Bir kez. Her şeyi anlatacağım.”

Mehmet istemedi. Ama biliyordukadın peşini bırakmayacaktı. Adresini bulur, kapısına gelir, eşini rahatsız eder, kızlarını korkuturdu.

İki gün sonra İstanbul’un kenarında bir korulukta buluştular.

Tülin Yılmaz bankta oturuyordu, kamburu çıkmış, yaşlanmış, ama geçmiş güzelliğinin izlerini taşımaya çalışıyordu. Elleri titriyordu.

“Merhaba, Memo…”

“Mehmet,” diye düzeltti soğuk bir sesle.

Kadın başını kaldırdıgözlerinde çaresizlik vardı.

“Biliyorum, suçluyum… Ama başka seçeneğim yoktu…”

Mehmet sustu. Gözlerinin önünde çocukluğundan sahneler belirdikadının bağırdığı, tabakları fırlattığı, onu yalnız bırakıp randevulara gittiği anlar.

“Beni halam Gülşen’e bıraktın. ‘Bir ay sonra geleceğim’ demiştin. Ama sen İtalya’ya bir iş adamıyla kaçtın.”

“İkimizi de kurtaracağını sanmıştım… Ama o seni istemedi. Ben de…”

“Onu seçtin. Beni değil.”

Kadın hıçkırarak ağladı.

“Başvuracak kimsem yok. Kocam öldü, onun çocukları beni evden attı. Yaşayacak yerim yok. Yiyecek bir lokma bile. Tamamen yapayalnızım.”

“Kendine mi acıyorsun?” diye sordu Mehmet, hafifçe başını eğerek. “Peki ben dokuz yaşımdayken kim acıyacaktı bana?”

“Affet beni… Nasıl özür dileyeceğimi bilemedim. Hep senin gelmeni bekledim…”

“Bana bir doğum günü mesajı bile göndermedin. Hiçbir zaman.”

Sessizlik. Sonra Tülin fısıldadı:

“Ama yine de iyi bir insansın… Doğru şekilde büyümüşsün.”

“Seninle değil, nefret ettiğin insanlar sayesinde büyüdüm. Halam Gülşen. Eşim. Arkadaşlarım. Ama senin sayende değil.”

Kadın elini uzattı, ama Mehmet geri çekildi.

“Seni yargılamıyorum. Ama benim için bir yabancısın. Düşmanım bile değilsin. Sadece bir boşluk.”

“Ölmek üzereyim…” diye fısıldadı kadın.

“O zaman kendine bir örtü bul. Ama benim önümde değil.”

Ayağa kalktı ve arkasına bakmadan oradan uzaklaştı.

Ve uzun yıllar sonra ilk kez göğsünde bir rahatlama hissetti. Geçmiş, sonunda onu serbest bırakmıştı. Hayat ise… devam etti.

Rate article
Lifequest
Artık Benim Annem Değilsin