**Defterimden Bir Sayfa**
Merve, eşine hiçbir zaman tam anlamıyla güvenememişti. Bu yüzden hayatı boyunca sadece kendine güvenmek zorunda kaldı. Evlilikleri de böyle geçip gitti.
Kocası, **Levent**, bir tablo kadar yakışıklıydı. Üstelik inanılmaz bir karizması vardı ve her partinin gözdesiydi. Alkole düşkün değildi, sigara içmezdi, futbol tutkunu ya da av meraklısı da değildi. Kısacası, **”gerçek bir centilmen saraylara layık biri”**ydi.
Tüm bu özellikleri yüzünden, Merve, kocasının evin dışında teselli aradığını biliyordu. Onun gibi erkekler nadirdi ve **”avcı kadınlar”** kendiliğinden ortaya çıkıyordu
Onu rahatlatan tek şey, Leventin oğulları **Emir**e duyduğu koşulsuz sevgisiydi. Tüm boş vaktini ona ayırıyor, asla bıkmıyordu. Merve, bu baba sevgisinin ailelerini koruyacağını düşünüyordu.
Okulda çocuklar, Merveye **”Kızıl”** lakabını takmışlardı. Parlak kızıl saçları ve yüzüne serpiştirilmiş çilleri yüzünden.
Annesi, güzelliğiyle nam salmış bir kadındı. Çocukluğundan beri ona şunu söylerdi:
**Merve, canım, sen çirkin ördek yavrususun. Bu benzetme için beni affet ama bu acı gerçeği kabul etmelisin. Sana bunu yüzüne karşı söyleyecek başka kim olacak? Belki de hiçbir erkek seninle evlenmek istemeyecek, o yüzden yalnızca kendine güvenmelisin. İyi oku, kariyer yap. Eğer iyi bir adam çıkarsa karşısına, naz yapma. Sadık ve itaatkâr bir eş ol.**
Bu sözler, Mervenin zihninde bir ömür boyu kaldı.
Liseden dereceyle mezun olduktan sonra üniversiteye girdi. İşte orada, gelecekteki kocasıyla tanıştı. Böyle yakışıklı bir erkeğin neden ona ilgi duyduğunu anlamıyordu. Sonradan **Levent**, ona yaklaşabildiği tek kadın olduğunu itiraf etti. Merve makyaj yapmaz, sade giyinir ve erkeklerle flört etmeyi bilmezdi.
Böyle bir erkeğin kendisine ciddi ilgi gösterdiğini fark edince, işleri eline aldı. Kaderin böyle bir hediyesi kaçırılır mıydı? Evlenme teklifini Merve yaptı. Levent bu cesur teklife şaşırdı ama Merve onu rahatlattı:
**Sana itaatkâr, sadık ve nazik bir eş olacağım. Aşk da zamanla gelir.**
Levent başta tereddüt etti ama sonunda kabul etti. Bu kararında annesi **Sevgi Hanım**ın rolü büyüktü. Oğlu ona nişanlısını ilk kez tanıştırdığında, Sevgi Hanım Merveyi açık bir hoşnutsuzlukla süzdü. Oğlu, tam bir **”nadide cevher”**di! Hangi kadın onunla evlenmek istemezdi ki? Karşısında duransa solgun yüzlü, çilli bir kızdı.
Kayınvalidesiyle ilk buluşma pek iyi geçmedi.
Sevgi Hanımın çekimserliğini fark eden Merve, pes etmeye niyetli değildi. Birkaç gün sonra yalnız başına onu ziyarete gitti. Yaklaşan evliliğini kurtarmalıydı! Kayınvalidesi onu misafir etti ve çay ikram etti. Bu kez, Merve ona daha az silik göründü.
Merve, Levente ömür boyu sadık bir eş olacağına söz verdi. Bu söz, tüm **”kusurları”**ndan daha ağır bastı.
Sevgi Hanım yalnız bir kadındı. Kocası onu başka bir kadın için terk etmiş, ama bir yıl sonra yorgun ve bitkin bir şekilde geri dönmüştü. Ailesi onu geri kabul etmemişti. Sevgi Hanım, ömrü boyunca ona affetmeli miydi diye düşünüp durdu. Ama ihanetin acısının asla dinmeyeceğini biliyordu.
Oğlunu tek başına büyütmek zordu. Bu yüzden **Sevgi Hanım, Leventin Merveyle evlenmesini kabul etti.** Bu kadının, oğlunu her koşulda bekleyeceğini anlamıştıhayatın tüm fırtınalarına rağmen.
Bir yıl sonra, oğulları **Emir** dünyaya geldi. Babasının aynısıydı, bu da büyükannesini çok mutlu etti.
**Levent, oğluna tapıyordu**, onunla ilgilenmekten asla yorulmuyordu. Emir, onun evreninin merkezi haline geldi.
Ama karısına duyduğu aşk hiçbir zaman filizlenmedi.
Merve de Levente karşı bir tutku hissetmiyordu. İlişkileri sakin ve tekdüzeydi. Onun gömleklerini yıkar, ütüler, yemeklerini hazırlar, uyumadan önce yanağına bir öpücük kondururdu. Levent ise maaşının tamamını ona verir, doğum günlerinde çiçekler alır, her sabah işe gitmeden önce onu öperdi. Tüm bunlar, bir **rutin**den öteye geçmiyordu.
Beş yıl sonra, **Levent nihayet aşkı buldu**. Ama kendi evinde değil.
Adı **Ece**ydi, büyüleyici, neredeyse gerçek dışı bir güzelliği vardı. Levent ona karşı koyamadı. Altı ay boyunca gizli gizli buluştular, ta ki Ece ona bir ültimatom verene kadar:
**Ben metresin olmayacağım. Ya benimle evlenirsin ya da ayrılırız.**
Levent çaresizdi. Eceyi kaybetmek istemiyordu ama oğlu da ona çok değerliydi. O an, Merveyi aklına bile getirmedi.
**Emir** beş yaşına geldiğinde, **Levent** bavulunu toplayıp evi terk etti.
Merve, o anda annesinin sözlerini hatırladı. Çocukken ona acımasız gelmişlerdi ama şimdi anlıyordu ki, bu acıyı atlatacaktı. Tabii ki kalbinin bir parçası kırılmıştı ama umutsuzluğa kapılmayacaktı.
Levent evden ayrılırken, sadece karısının sakin sesini duydu:
**Fikrini değiştirirsen, kapı hep açık. Ama çok bekleme. Emir seni seviyor.**
Levent, oğluyla




