Beş yıl önce, komşum emekli asker kocasını toprağa vermiş ve yalnız kalmıştı.
O günleri hatırlıyorum. Komşumuz, Ayşe Hanım, eşi Mehmet’i kaybetmiş, kimsesiz kalmıştı. Çocukları olmamıştı. Yaşlı kadın, bir zamanların yiğit askeri Mehmet’i her gün anıyordu.
Savaştan hemen önce evlenmişlerdi. Sonra Mehmet cepheye gitmiş, sadık Ayşe ise sabırla onu beklemişti. Mehmet sağ dönmüştü ama sol elini kaybetmişti. Karısını çok severdi, ona söz vermişti: “Seni her kötülükten koruyacağım.” Ama bu sözünü tutamamıştı. Ardında yalnız bir kadın bırakarak aramızdan ayrılmıştı.
Mehmet’in ölüm yıldönümünde, kapısına koca siyah bir kedi geldi. Gece yarılıydı, fırtına vardı, ama bir şekilde Ayşe Hanım kedinin iniltisini duydu. Acıyarak kapıyı açtı, kedi içeri girdi. Ona biraz süt ikram etti.
Fakat kedi yemedi. Gururlu bir tavırla evi gezdi, sonra Ayşe Hanım’ın yastığına kurulup mırıldanmaya başladı. Kadın onu kovmaya kıyamadı, yanına uzandı. Sabah olunca kediyi dikkatle inceledi. Bakımlı, iyi beslenmiş bir hayvandı. Simsiyah tüyleri, iri yeşil gözleri vardı. Bir detay dikkatini çekti: Sol ön patisinin parmakları yoktu, kopmuş gibiydi.
“Tıpkı Mehmet’im gibi!” diye hıçkırdı. Kedi bu sırada kucağına atladı, mırıldamaya başladı.
“Bir adın olmalı Belki Pamuk?” diye fısıldadı, kulağının arkasını kaşıyarak. Kedi irkildi, ona öyle keskin baktı ki Ayşe Hanım şaşırdı.
GÖZLERİ İNSAN GÖZÜYDÜ! “İNSANA BENZEMİYORDU,” TAM ANLAMIYLA “İNSAN GÖZÜYDÜ!”
“Anlaşılan ‘Pamuk’ hoşuna gitmedi. Peki ya ‘Tekir’?” diye sordu aceleyle. Kedi memnuniyetsizce miyavladı, kucağından atladı, kanepesini tırmalamaya başladı.
“Tamam, tamam, sana ad takmayacağım. Yalnızca Kedi olacaksın. Ama lütfen kanepeme zarar verme,” diye yalvardı. Kedi homurdandı, isteğini yerine getirdi ve odasına çekildi.
Böylece Ayşe Hanım ve Kedi birlikte yaşamaya başladılar. Sık sık ziyaretine gider, bana kedisiyle ilgili inanılmaz şeyler anlatırdı.
Kedi ona şifa veriyordu. Kocasının ölümünden sonra Ayşe Hanım’ın kalbi sık sık ağrıyordu. Ama her ağrıdığında Kedi göğsüne çıkıp uyuyor, ağrı sihirli bir şekilde geçiyordu.
Bir gün garip bir şey oldu. Ayşe Hanım uzanmıştı, Kedi yanında mırıldanıyordu. Kapı çalındı. Açtığında karşısında mahallenin sarhoş belalısı Kemal’i buldu. Zorla para istiyor, küfrediyor, hatta Mehmet’in anısına hakaret ediyordu.
Birden Kedi hırladı ve Kemal’e saldırdı. Adam itti, ama Kedi tekrar atladı, boğazına atlamak üzereydi. Kemal küfürler savurarak kaçtı. Kedi, o İNSAN GÖZLERİYLE anlamlı bir bakış attı, kuyruğunu dikerek odaya döndü.
Bir sabah, Ayşe Hanım’la devlet dairesine odun için başvurmaya gidecektik. Yol için erkenden yanına gittim. Hazırlanmamıştı, şaşkın görünüyordu.
“Ayşe Hanım, neden hazır değilsiniz? Hemen giyin, belki bir araba buluruz,” diye ısrar ettim.
“Gitmeyeceğim, kızım. Üzgünüm,” dedi sakin bir sesle.
“Neden?”
“Bilmiyorum nasıl anlatayım Benimle dalga geçme Kedi gitmemi yasakladı.”
“Nasıl yani?!” diye çıkıştım. “İzin aldım, siz ise kedinizden bahsediyorsunuz!”
“Beni iyi dinle,” dedi gözleri dolarak. “Dün gece rüyamda Kedi konuştu. İşte senin şimdi yaptığın gibi Bana dedi ki: ‘Evde kal, Ayşe. Yarın dışarı çıkma.’
Dilim tutuldu! Sadece Kedi konuştu diye değil Bana ‘Ayşe’ diye hitap etti! Mehmet’ten başka kimse bana böyle demezdi! VE SESİ TIPKI MEHMET’İNKİ GİBİYDİ!
Sonra Kedi bir türkü söylemeye başladı. Mehmet’in en sevdiği:
‘Dağlarda gezer oldum,
Şu garip ömrümü sürer oldum
Hatırladın mı, Ayşe’m, cepheye giderken bunu söylerdim.’
Güç bela sordum:
‘Mehmet, sen misin?’
‘Bir bakıma, evet! Seni yalnız görünce dayanamadım, geri döndüm
Meral’a söyle, o ameliyatı olmasın. Kurtulamaz’
Sonra uyandım”
Şok olmuştum. Uzun süre ne diyeceğimi bulamadım. Sonra aklıma geldi:
“Ayşe Hanım, iyi misiniz? Belki ambulans çağırmalıyız, tansiyonunuz yükselmiş olabilir.”
“Hiç olmadığım kadar iyiyim, kızım! Mehmet’imle konuştum!” dedi gözyaşları içinde gülümseyerek.
O gün bizim bineceğimiz otobüs kaza yapmıştı. Buzlanma nedeniyle direksiyon hakimiyeti kaybedilmiş, yaralılar vardı. Tesadüf mü? Belki. Bir hafta sonra odununu aldı.
Meral ameliyatı dinlemedi, masada can verdi
TESADÜF MÜ? Sanmıyorum.
Ayşe Hanım kedisine artık “Mehmet” diyordu. Kedi bu isimle çağrılınca hemen geliyordu.
Ayşe Hanım 94 yaşına kadar yaşadı. Geçen yıl sessizce uykusunda öldü. Son ana kadar diriydi, hep Mehmet’i için endişelenirdi. Bana, “Ona bak” diye tembih etmişti.
Mehmet, Ayşe Hanım’ı öyle bir ağladı ki Yaşlanmıştı, siyah tüyleri beşik gibi ağarmıştı.
Ceset evdeyken üçMehmet de bir bahar sabahı, Ayşe Hanım’ın mezarının başında son nefesini verdi, böylece ölüm bile onları ayıramadı.




