Gelinin Evinde Kendini Evinde Hisseden Müdahaleci Kaynana: ‘Hoş Geldin’ Partime Kadar Her Şeye Burnunu Sokuyordu

Eskiden, evin içindeki düşman bir yabancı değil de gülümseyen bir kayınvalide olabilirmiş. Adım Aylin, iki yıllık evliyim ve eşimle her şey yolundaydı… ta ki kayınvalidem evimize “sıcak bir nefes” getirmeye başlayana kadar. Öyle sık geliyordu ki, postacı bile ondan daha az uğrardı.

Mutfak dolabını düzenlerken bir anda kapı çaldı. Açtım. Tabii ki kim olacak? Sevim Hanım, kayınvalidem.

“Aylin, merhaba! Balık köftesi yaptım! Taze taze!” diyerek plastik kabını uzattı neşeyle.

İç çektim. Eşim de ben de çocukluğumuzdan beri balık yemeyiz. Bana zorla yedirirlerdi, o ise bir balıkçının oğlu olduğu için o kadar çok yemiş ki neredeyse solungaç çıkaracaktı. Bunu defalarca konuştuk. Ama kayınvalidem duymazdan geliyordu.

“Sevim Teyze, biz balık yemiyoruz… Biliyorsunuz.”

“Ama böyle şeyler atılmaz! Alın, birine verirsiniz,” diye savunmaya geçti.

Ama mesele sadece bu lanet balık köfteleri değildi. Gittikçe daha sık gelmeye başladı. Habersiz. Kapıyı çalmadan. Kendi evindeymiş gibi içeri dalar, “denetimlerine” başlardı:

“Oooo, bu peynir ne? Hiç tatmadım, bir parça alayım. Biraz da sucuk, sen sonra yenisini alırsın. Bu arada, size balık getirdimpaylaşmasını bilmek lazım!”

Her gelişinde iştahı kabarıyordu. Bir gün bir arkadaşıyla çıkageldi. Habersiz. Sormadan.

“Eczaneye gidiyordukbiraz ısınmak istedik. Bize bir kahve ikram eder misin?”

Ben kapıda donup kalmışken, o çoktan buzdolabını karıştırıyor, reçel, peynir, bisküvi çıkarıyor, arkadaşı da rahatça masaya kuruluyordu.

Kendi evimde yabancı gibi hissediyordum. Eşim omuz silkiyordu”Annem işte, iyi niyetli.” İyi niyetli mi? Ananasımızı pardösüsünün altına saklarken görmüştüm. Bu artık ne yardımdı ne de ilgiaçık bir işgaldi.

O zaman bir plan yaptım. Nazik ama kesin. Ertesi gün, arkadaşım Denizi aldım, mahallenin en acılı çiğ köftelerini alıp habersizce Sevim Hanımın kapısını çaldık.

“Merhaba, buralardaydık, bir uğrayalım dedik! Size çiğ köfte getirdikbuyurun!” diyerek tabağı ellerine tutuşturdum.

Kayınvalidemin yüzü bembeyaz oldu. Çiğ köfteden nefret ederdi. Bir kere denemiş, o günden beri “pirincin üstünde çiğ fare” diye anardı.

“Oturun bakalım, sizde ne güzel şeyler varmış bir bakayım ben de,” diyerek buzdolabına yürüdüm.

İçinden bulgur pilavı, patates salatası, bir tepsi börek çıkardımhepsi masaya kondu. Deniz zaten katıla katıla gülüyordu.

“Sevim Teyze, sıkıntı olmaz değil mi? Size çiğ köfte getirdim, alışverişte bulunmak normaldir, haksız mıyım?” diye ekledim masum bir ifadeyle.

Sevim Hanım olduğu yerde donup kaldı. Kelimeleri tükenmişti. Anlamıştı. Birinin evine dalıvermenin nasıl bir his olduğunu.

“Misafirperverliğiniz için teşekkürler,” diyerek çıktım, “yakında yine geliriz” diye de ekledim.

O günden sonra her şey değişti. Artık gelmeden önce arıyor, seyrek ve sessiz geliyor. Hatta gerçekten sevdiğimiz şeyleri getiriyor. Balık yok artık. Bazen kavga etmeye gerek yok. Sadece bir ayna tutmak yeterli.

Rate article
Lifequest
Gelinin Evinde Kendini Evinde Hisseden Müdahaleci Kaynana: ‘Hoş Geldin’ Partime Kadar Her Şeye Burnunu Sokuyordu