Bugün annemin evinde otururken, geçmişin ağırlığı bir kez daha üzerime çöktü. Boşanmadan sonra kız kardeşime destek olmam gerektiğini söylüyordu annem.
“Kız kardeşine yardım etmek istemiyor musun? Boşandıktan sonra zor durumda,” diye çıkıştı bana.
İki kız kardeş, annemizin yuvarlak masasında oturmuş, onun sitemlerini dinliyorduk.
“Senin Cem gerçekten şımarık bir çocuk!” diye atıldı annem hiç çekinmeden. “Geçici işlerde çalışıyor ama eve ancak üç kuruş getirebiliyor!”
“Anne, senin için üç bin lira yetmiyor mu?” diye tepki gösterdi küçük kız kardeşim, Elif.
“Benim için önemli olan, senin ihtiyaçlarını karşılayabiliyor mu?” dedi annem, dudaklarını büzerek.
“Karşılıyor,” diye mırıldandı Elif, suratını ekşiterek.
“Göremiyorum! Daha dün benden iki yüz lira borç aldın,” diye hatırlattı annem. “Seni doyuramıyorsa, boşan! Daha iyisini bul! Üstelik bir de kekeme, bir de eksik akıllı gibi.”
“Anne, biraz ileri gidiyorsun,” diye araya girdi büyük kız kardeşim Ayşe, sessizliğini bozarak.
“Gerçekleri söylüyorum! Bir de kızıl saçlı, üstelik peltek konuşuyor,” diye alay etti annem, gözlerini devirerek. “Elif, sen daha iyisini hak ediyorsun. Çok geç olmadan boşanmalısın.”
“Ayşe, Cemin eli altındadır. Önemli olan dış görünüş değil,” dedim, annemin baskısına karşı durmaya çalışarak. “Eğer her şeyi parayla ölçüyorsan, bir dairesi var, bir arabası var ve Elifi seviyor. Belli ki!”
Annem, bana küçümseyerek baktı, kendisine ait olmayan bir konuda ahkâm kestiğimi düşünüyordu.
“Sen kırkına merdiven dayamış, hâlâ yalnız yaşıyorsun. Öğüt vermeyi bırak,” diye sertçe çıkıştı annem, beni iterek. “Kırkından sonra bulduğunu kaparsın.”
Elif sessizce dinliyordu, annemle benim aramda gidip geliyordu gözleri.
“Ona hayran mısın? Eski bir apartman dairesi, basit bir araba Hiçbir şey komşuya gösterecek değil!” diye hor gördü annem.
“Elif, sen ne düşünüyorsun?” diye sordum sessiz kız kardeşime. “Bir fikrin var mı?”
“Bilmiyorum, belki annem haklıdır,” diye mırıldandı Elif, önce kocasını savunurken şimdi annemin sözlerine boyun eğiyordu. “Geçenlerde bana iş aramam gerektiğini söyledi”
“Gördün mü!” diye annem kollarını göğsünde kavuşturdu. “Vah vah, daha neler olacak!”
“Neden Elif çalışmasın? Çok az insan çalışmadan geçinebilir. Cem onu daha önce çalışmaya yönlendirmemiş olmasına şaşırdım,” dedim.
“Niye onu savunuyorsun?” diye tersledi annem.
“Çünkü bu baskıyla kız kardeşimin hayatını mahvedeceğinden korkuyorum,” diye sakince açıkladım.
“Senin ne haddine!” diye kükredi annem. “Öğüt veriyorsun ama Elif daha iyisini hak ediyor. Eğer Cem onu gerçekten sevseydi, mutlu etmek için her şeyi yapardı. Yakışıklı değil, parası da yok”
Elif, ağzı açık, annemin sözlerine kendini kaptırmıştı.
Annemin suçlamaları işe yaradı. Kısa sürede Elif, Cemi eleştirmeye başladı.
“MaCem, bir süre daha dayandıktan sonra, “Artık bu evlilikten bir şey çıkmaz,” diyerek boşanma kağıtlarını imzaladı ve Elif, annesinin dediklerinin doğru olmayabileceğini anladığında çok geçti.




