Bir Yürek Ailesi: Sevgi ve Bağlılığın Hikayesi

**Bir Yürek Ailesi**

Boşanma, Sibeli bir silindir gibi ezmişti. Kocasına tapıyordu ama bu ihaneti beklemiyordu. Onu en yakın arkadaşıyla aldattığını öğrendiğinde, bir anda iki sevdiği insanı kaybetmişti. Erkeklere olan inancı yerle bir olmuştu. Eskiden “Bütün erkekler aldatır” denildiğinde omuz silker, “Benim Ahmet öyle biri değil” derdi. Şimdiyse içten içe yanıyordu ve bir daha kimseye yüreğini açmamaya yemin etmişti.

Sibel, kızı Elifi tek başına büyütüyordu. Eski kocası nafakayı düzenli ödüyor, ara sıra çocuğu görmeye geliyordu ama babalık yapmak gibi bir niyeti yoktu. Sibel, kaderine razı olmuştu: hayatının sonuna kadar yalnız kalacaktı. Hatta bundan acı bir tatmin bile duyuyordu; erkek olmadan hayat daha kolaydı. Ama kader, planları bozmayı çok sever.

Bir iş arkadaşının doğum günü partisinde, Sibel, kutlamayı düzenleyen kadının kardeşi Muratla tanıştı. O da boşanmıştı ve ilginç bir şekilde oğlu Can, annesiyle değil, onunla yaşıyordu. Murat anlattı: Oğlu onu seçmişti, eski eşi ise yeni bir aşka dalmış, çocuğuyla ilgilenmemişti.

Bu gece, Sibelde unuttuğu bir sıcaklık uyandırdı. Genç bir kız gibi içinde kelebekler uçuşuyorduyıllardır hissetmediği bir duyguydu. Murat da ona kayıtsız kalamadı. İkisi de boşanmanın yaralarını taşıyor, yeni duygulardan korkuyordu ama aralarında göz ardı edilemeyecek bir kıvılcım çakmıştı.

Murat, Sibelin numarasını ablasından aldı ve cesaretini toplayıp aradı. “Randevu” gibi resmi bir kelime kullanmadan, sadece sohbet etmek için buluşmayı teklif etti. Samimi bir cafe seçtiler, kapanışa kadar konuştular, zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar. Bir buluşma diğerini getirdi

Bir gün, Elif babasının yanında kaldı ve Sibel, Muratı evine davet etti. O geceden sonra bir daha ayrılmak istemediklerini anladılar. Olgun ve sıcak aşkları, geçmişin yaralarına bir merhem gibiydi. Ama bir engel vardı: çocukları.

Her ikisinin de ergen çocukları vardı. Can, Eliften bir yaş büyüktü. Farklı karakterler, farklı ilgi alanları, farklı arkadaşlar Başlarda Sibel ve Murat sadece kendileri buluşuyor, bazen çocuklarla bir araya geliyorlardı ama Elif ile Canın birbirlerine kayıtsız kalmadığını, hatta antipati beslediklerini fark ettiler.

Bir buçuk yıl sonra Murat dayanamadı. Sibele evlenme teklif etti. Onu o kadar çok seviyordu ki kendini çocuk gibi hissediyordu ama bu kez gerçek bir aile istiyordu. Gizli buluşmalar artık ona yetmiyordu. Sibel şaşkınlıkla kabul etti. O da sevdiği adamın yanında uyumak, birlikte kahvaltı hazırlamak, akşamları film izlemek istiyordu.

Her şeyi konuştular. İstanbuldaki küçük dairelerinde yaşamak mümkün değildifarklı cinsiyetteki iki gencin ayrı odalara ihtiyacı vardı. Mallarını satıp Muratın birikimlerini ekleyerek, şehir dışında geniş bir ev aldılar. En zoru ise çocuklara haberi vermekti.

Ayrı ayrı konuşmaya karar verdiler. “Muratla ve oğluyla yaşamak istemiyorum!” diye isyan etti Elif. “Eskisi gibi görüşmeye devam edin! Bu evlilik ve bu ev ne işe yarayacak?” Sibel kızını anlıyordu, yüreği sızladı. Onun yüzünden Elif, yabancı birine alışmak zorunda kalacaktı. Ama biliyordu ki birkaç yıla kızı evden ayrılacak, sonra ne olacaktı? Yalnızlık mı? Etrafında çocukları için kendini feda eden, sonra da aynısını bekleyen anneler görmüştü. Sibel bu kaderi reddetti. Sert ama yumuşak bir sesle, “Kararımız belli. Ama seni her zaman dinleyeceğim, sen benim önceliğim olacaksın,” dedi.

Elif surat astı ama itiraz etmedi. Babası yakın zamanda yeniden evlenmişti ve onu giderek daha az arıyordu, kendini terk edilmiş hissediyordu. Uzun bir konuşmadan sonra isteksizce kabul etti, annesinin onu asla satmayacağına güvenerek.

Canla konuşmak da kolay olmadı. “Neden bu kız ve annesiyle yaşayayım?” diye homurdandı. “Çünkü Sibeli seviyorum,” diye karşılık verdi Murat sakince. “O zaman ben annemin yanına giderim!” dedi Can. “İstersen git,” dedi Murat. “Ama zorlaştığında kaçman beni üzer. Hem orada annenin küçük dairesinde sıkışıp kalacaksın, burada geniş bir evimiz var. Sana bir futbol kalesi almayı düşünüyordum.” Can sonunda pes etti. “Ama onu kız kardeşim gibi göreceğimi sanma.” “Sadece saygı bekliyorum,” diye bitirdi Murat.

Elif de Cana laf atmamaya yemin etti. Düğünleri sade, aile içinde oldu. Restoranda çocukların suratları asıktı, bu fikirden nefret ettiklerini belli ediyorlardı.

Bir hafta sonra yeni evlerine taşındılar. Odalar herkesin zevkine göre düzenlenditıpkı sahipleri gibi farklıydı. Erkenci Elif, sabahın ilk ışıklarında uyanır, evde sessizce dolanırdı. Can ise gece kuşuydu, bilgisayar başında sabahlar, hafta sonları öğlene kadar uyurdu. Elif balık yemezdi, Can haftada üç kez isterdi. Elif J-pop ve manga tutkunuydu, Can punk dinler ve aksiyon filmleri izlerdi. Ortak hiçbir yanları yoktu. Konuşmaları çabucak kavgaya dönüşürdü.

Ama Elif, beklenmedik bir şekilde Murata bağlandı. Babası neredeyse yok olmuştu ve erkek ilgisine ihtiyac

Rate article
Lifequest
Bir Yürek Ailesi: Sevgi ve Bağlılığın Hikayesi