Kendine Bir Şey Katmayan Adamı Terk Etmedikçe Yardım Yok: Kızıma Bağımsız Olmasını Söyledim

İşte hikayenin Türk kültürüne uyarlanmış hali:

“Kızıma dedim ki, ‘O tembel herifi bırakmadıkça sana yardım etmeyeceğim.’ Eşimle ben, ‘O boş adamdan ayrılmadıkça bir kuruş vermeyeceğiz,’ diye kararlıyız.

Evimiz her gün kavga gürültüyle sarsılıyorama bizim değil, damadımız yüzünden. Kızımın evlendiği bu adamın tembelliği ve sorumsuzluğu had safhada. Bir yıldan fazladır düzenli işi yok, ara sıra gündelik işler yapıyor, geri kalan zamanını da boş geçiriyor. Kızım iki küçük çocuk büyütüyor, üstelik doğum izninde. Peki ya o? Sadece var oluyor.

Tabii ki kızım tam zamanlı çalışamazikizler sürekli ilgi istiyor. Yardım teklif ettim, ama bir şartla. Evet, kesin ve net: O parazitten boşanmadıkça bir kuruş vermeyeceğim. Çünkü ona yardım etmek, dolaylı yoldan onu da beslemek demek. Ben kimsenin tembelliğini finanse etmeyeceğim.

Başından beri Altanı hiç sevmedim. Belki geçer diye umdum, kızım gözünü açar diye Ama ne mümkünevlendiler. Gençlik, aşk, hayallerhepsi aklını karıştırdı. Şimdi biz sonuçlarına katlanıyoruz.

Eşimle ben, onlara anneannemin dairesini verdik. Öncedir kiraya veriyorduk, emekli maaşımıza ek gelirdi. Ama gençlerin kira ödeyecek durumu yoktu, mecbur verdik. Sadece ufak bir tadilat yapmalarını istedim, çocuklar rahat etsin diye.

İşte o zaman Altanın yüzü ortaya çıktı:
“Ben bunlarla uğraşmam. Ben entelektüelim, tamirci değilim. Parasını veren yapsın,” dedi.

Peki hangi parayla? Tornavida alacak parası yok. Tek bildiği felsefe yapmak ve şanssızlığından yakınmak. Akşam işi mi? Olmaz. Hafta sonu çalışmak mı? “Dinlenmek lazım.” Her şey hazır olsun istiyor.

Ona açıkça “tembelsin” dediğimde gücendi. “Bana haksızlık ediyorsunuz,” dedi. Peki kızım? Biraz olsun beni destekleyeceğine, bana çıkıştı:
“Sizin yüzünüzden yine kavga ettik. Niye karışıyorsunuz?”

Artık uzak durmaya karar verdim. Ama net konuştum: “Bu duruma sen düştün, sen çıkacaksın. El açma bana.” Derken ikizlere hamile olduğunu öğrendim, yüreğim parçalandı. Altanın değişeceğini umdum, ama nafilehiçbir şey değişmedi. Her şey yine bize kaldı. Tadilatı biz yaptık, beşik aradık, kızımı doktora götürdük. O ne mi yapıyor? Koltuğa yayılmış, bilgisayar başında.

Elif elinden geleni yapıyordu, ama artık kiminle evlendiğini anlamaya başlıyordu. Birlikte, zor bela daireyi hazırladık. Her şeyi kendimiz yaptık. Tabii o sonradan indirimden birkaç ıvır zıvır aldıama bu mazeret değil. Ailen varsa, adam gibi hareket etmelisin. O ne yapıyor? Başkalarının sırtından geçinen bir kiracı gibi.

Sonra nasıl geçindiklerini öğrendik: Kredi kartına başvurmuşlar. Hiç haberimiz yok. Saklıyorlardı. Derken bir telefon:
“Anne, yetişemiyoruz. Yardım et”

Çok sinirlendim.
“Elif! Bir ampulü değiştiremeyen adamla çocuk yaptın! Nasıl idare edeceksin?”
“Zor bir dönemden geçiyoruz”
“Ne zor dönemi? Evin var, her şeyi üstlenen ailen var. Peki ya o? İş bulamıyorya maaş az, ya uzak, ya da saatleri uymuyor!”
“Anne, anlamıyorsun O arıyor! Ama üç kuruşa çalışmak istemiyor!”
“Üç kuruşla geçiniyor insan! Sen, çocukların ve ohep bizim sırtımızdan!”

Artık yeter. Ben inek değilim. Net konuştum:
“O adamdan ayrılmadıkça kapımız yok. Bir kuruş yok. Onunla yaşamak istiyorsan, sen bilirsin.”

Ağlamaya başladı.
“Çocuklarım babasız mı büyüsün?”

O zaman uzun zamandır düşündüğümü söyledim:
“Babasız büyüsünler, ama böyle bir örnekle değil. Başkalarının sırtından geçinen bir adamla değil.”

Ben bir anneyim, ama kurban değilim. Kızımın çocuklarını bir adamla değil, bir yükle büyütmesini istemiyorum. Kendine saygı duysun istiyorum. O çayını yudumlarken yardım dilenmesin.

Sessizce kapattı, ama biliyorum ki bir gün anlayacak.

Rate article
Lifequest
Kendine Bir Şey Katmayan Adamı Terk Etmedikçe Yardım Yok: Kızıma Bağımsız Olmasını Söyledim