On yıllık evliliğin ardından, başka bir adam için terk etti beni. Bir yıl sonra, kapımda belirdiği gün hamileydi ve paramparçaydı…
On yıl boyunca hayatımın merkezinde olan kadın, bir anda gitti. Bir yıl sonra, o kapıdan içeri adımını attığında karnı burnundaydı ve gözlerindeki o boşluğu hiç unutamadım…
Eşim Elifle neredeyse on iki yıl önce tanışmıştım. O zamanlar İstanbul Teknik Üniversitesinde mühendislik okuyor, yurtta kalıyordum. Elif, Karadenizin ücra bir köyünden gelmişti; şehrin gürültüsünde kaybolmuş, yalnız ve ürkek bir kızdı. İlk başta yakınlaşmadık. Hatta ilk zamanlar farkına bile varmamıştım onun, sessizliğe gömülmüş, kitaplarıyla yaşayan biriydi.
Ama zaman her şeyi değiştirdi. Aylar geçtikçe konuşmaya başladık, önce utangaç, sonra her gece durmadan. Bana içindeki korkularını anlatırken, ben de ona hayallerimden bahsettim. Yurt müdürü, ciddi olduğumuzu görünce bize çift odası verdi. İşte hayatımız böyle başladı.
Ben hep ne istediğimi bilmişimdir. Sağlam bir adam olmak, bir ailenin direği, sadece duvar ören değil, o duvarların ardında sıcak bir yuva kurabilen biri. Ona açıkça söyledim: “Sen çalışmayacaksın. Kadın evi çekip çevirmeli, çocuklara bakmalı. Eğer bir adam ailesini geçindiremiyorsa, o adam değildir.” İtiraz etmedi. Yemek yaptı, evi topladı, her akşam beni bekledi. Gerçek bir aileydik.
Yıllar geçtikçe mesleğimde yükseldim. Bir inşaat şirketinde işe başladım, şantiye şefi oldum, sonra kendi firmamı kurdum. İstanbulun dışında bir ev aldık, iki arababiri bana, biri ona. Hayal ettiğimiz gibi yaşıyorduk. Tek bir eksik vardı: çocuk. Yıllar akıp gitti, ev hep sessiz kaldı. Onlarca doktora gittik, binlerce lira harcadık, sayısız test… Hiçbiri sonuç vermedi. Acımı içime gömdüm. O da susuyordu, ama gözlerindeki o boş bakışı görmemek imkansızdı. Bir gün pes ettik. Eğer kader bize bunu vermiyorsa, zamanı değildi dedik.
Sonra her şey bir anda çöktü. Uyarısız, anlamaya fırsat bile tanımadan…
O gün trafikten kaçmak için erken dönmüştüm eve. Bahçede arabası yoktu. Kapı ardına kadar açıktı. Tuhaf. Bekledim. Akşam uzadıkça uzadı. Sonra bilinmeyen bir numaradan bir mesaj:
“Affet beni. Artık yalanlarla yaşayamam. Başka biri var. Onun evine gidiyorum. Sana ihanet ettim, belki bir gün anlarsın…”
Dünya ayaklarımın altından kaydı gitti. İki kişilik kurduğum o evin ortasında, tek başıma yere çökmüştüm. Sadece en yakın arkadaşım ve ortağım Emre, beni o karanlıktan çekip çıkardı. Alkole ya da kaçışa sürüklenmeme engel oldu.
Zaman geçti. Yeniden nefes almayı öğrendim. Elifi internetten gördümbir dağın eteğinde çekilmiş fotoğraflarında. Artık Toroslarda bir yerde yaşıyordu. Aklımdan silemedim onu. Evde her şey onu hatırlatıyordu. Geri dönmesi için dua ettim. Ve evren duydu beni.
Tam bir yıl sonra, kapı çaldı. Açtım… ve yerle bir oldum. O




