Bravo, İrem! Kaderini Buldun

“Aferin, İremcik. Kaderini bulmuşsun!”

İrem, Marina’nın doğum günü partisindeki en silik misafirdi. İkisi de üniversiteden sınıf arkadaşıydı. Marina, bol keseden herkesi davet etmişti, ama çoğu kız hafta sonu köylerine, ailelerinin yanına gitmişti. Utangaç ve sessiz İrem ise bu davete katılmaya cesaret etti.

Zaten nereye gidecekti ki? O da Marina gibi yeni 18’ine basmıştı. Ama kendi doğum gününü kalabalıkla kutlamamıştı. Ne yakın arkadaşları vardı, ne de ailesi onu bırakmıştı. “Büyükanneler, büyükbabalarla evde, ailecek kutlayalım,” demişlerdi.

“Beş yaşındaki doğum günüyle on sekizindeki aynı,” diye düşündü hüzünlenerek. Tabii ki ailesini seviyordu, ama ne zaman büyüyüp bağımsız olacağını merak ediyordu. Ne zaman bir erkek onun kadınsı tarafını, göze batmayan güzelliğini fark edecekti?

İrem aşk hayal ediyordu ama kendinden utanıyordu. Marina ya da onun gözde arkadaşı Selma gibi göz alıcı değildi. Onlar cesurca makyaj yapıyor, modaya uygun, hatta bazen fazlasıyla açık giyiniyorlardı. Üniversitede hocalardan uyarı bile alıyorlardı.

İrem’in kıyafetlerini ise annesi seçiyor, büyükannesi kazaklar örüyordu. Büyükannesi de torununun bu kıyafetleri pek giymemesine alınıyordu. İrem, büyükannesinin modası geçmiş kazaklarını sadece evde giyiyordu, üstelik sadece kışın!

Marina’nın partisinde üniversiteden bir düzine genç toplanmıştı. Yemek faslı bitip danslar başlayınca, İrem sessizce çıkıp apartmanın önündeki banka oturdu. Gittiğini kimse fark etmedi bile. Yabancı erkeklerden çekiniyordu, ama zaten kimse ona bakmıyordu. Belki de en çok bunu kafasına takmıştı.

Saatine baktı. “Artık gitsem iyi olur, annem merak eder. Söz vermiştim geç kalmayacağıma…”

Tam o sırada apartmandan tanımadığı bir genç çıktı. Marina’nın misafirlerinden değildi. Bankın kenarına oturup, ikinci kattaki Marina’nın penceresine hüzünle baktı. Oradan neşeli müzik ve kahkahalar geliyordu.

“Oradan mı geliyorsun?” diye sordu genç, İrem’e. İrem pencerelere doğru başını salladı.

“Marina nasıl? Dans ediyor mu? Eğleniyor mu?” diye sordu genç, hüzünlü gözlerle.

Bu kez İrem cesaret edip sordu: “Neden sordun? Duymuyor musun? Evet, eğleniyorlar…”

“Tabii, doğum günü işte,” diye iç çekti genç. “Ben de kendi doğum gümde öyle oturdum. Ailemle çay ve pasta… Anaokulu gibi.”

İrem şaşırdı. “Benim de öyle oldu. Sen onun arkadaşı mısın?” diye sordu, pencerelere doğru başını sallayarak.

“Öyle de sayılır, sayılmaz da. Yani arkadaş olmak isterdim ama o beni fark etmiyor. Doğum gününe bile çağırmadı. Halbuki yıllardır komşuyuz. Ona nasıl davrandığımı görüyor…”

Genç sustu. İrem anlayışla iç çekti. Sonra birden:

“Üzülme,” dedi. “Ben de aynı şeyleri yaşıyorum. Ne faydası var? Kimse fark etmiyor. Şimdi oradan çıktım, kimse anlamadı bile. Demek ki ben bir hayaletim. Varım ya da yokum, kimsenin umurunda değil.”

“Yok canım, öyle deme,” diye teselli etmeye çalıştı genç. “Ama haklısın. Bizim gibi insanlar var galiba. Şanssızlar.”

“Hayır, şanssız değil. Görünmezler. Belki de bir avantajdır bu. Bir özgürlük, bağımsızlık.”

“Öyle mi düşünüyorsun?” diye şaşırdı genç. “Bu arada, adım Mehmet. Senin adın ne?”

“İrem.”

Bir süre müziği dinlediler, ara sıra pencerelere bakarak. Belki de Marina’nın pencereye çıkıp onları içeri çağıracağını umuyorlardı. Ama kimse gelmedi.

“Tanıştığıma memnun oldum,” dedi İrem kibarca, “ama artık gitmeliyim. Söz vermiştim, geç kalmayacağıma…”

“Seni biraz geçireyim. Durağa kadar.”

İrem ve Mehmet parktan geçerken sohbet ediyor, istemsizce birbirlerine gülümsüyorlardı. Mehmet, dikkatinin İrem’i mutlu ettiğini fark etti. İrem’in yanaklarındaki nar çiçeği gibi kızarmalar, uzun kirpiklerini kaçırdığı gözleri…

O da şakalar yapmaya başladı, gençliğinden komik anılar anlattı. Onun neşeli kahkahasını duymak, yanında biraz daha kalmak için anlatmaya devam ederdi.

Durağa geldiklerinde İrem teşekkür edip vedalaştı, ama Mehmet otobüs gelene kadar bekledi. İrem de “kazara” ilk otobüsü kaçırıp ikincisine bindi. Otobüse binerken Mehmet’e, eski bir dostmuş gibi el salladı.

Mehmet de bir süre dura

Rate article
Lifequest
Bravo, İrem! Kaderini Buldun