– Kız kardeşinin başkentte neler yaptığını bir bilsen, ondan hiç bahsetmezdin. Hele övünmek mi? Asla!

Bugün günlüğüme bir olay yazmak istiyorum. Annem her zamanki gibi komşularla sohbet ediyordu, kız kardeşimle övünüyordu.

“Kızım ne kadar akıllı, biliyor musunuz?” diyordu Gülsüm Hanım, gözleri parlayarak. “Üniversitede tüm sınavlarından tam not aldı! Bir de part-time çalışıyor, bizden tek kuruş almıyor!”

“Ah, ne kadar gıpta ediyorum sana,” diye iç çekti komşusundan biri. “Benimkiler sadece para istemeyi biliyor. Kızım Merve, ‘Okul bitince hemen evleneceğim, kocam bana baksın,’ diyor. Oğluma gelince…” Komşu elini havaya savurdu, çocuklarından umudu kesmiş gibiydi. “Senin kızın gerçekten örnek alınacak biri.”

“Öyle mi?” diye mırıldandım kendi kendime, biraz uzaklaşarak. Eve gitmek isterdim ama annem alışverişi bitirmemişti. Babam işte olduğu için bugün “poşet taşıyıcısı” unvanı bana aitti. “Keşke kız kardeşinin İstanbulda ne yaptığını bilseydin, bir daha adını bile anmazdın.”

“Bir şey mi dedin?” Annem kaşlarını çatarak bana baktı.

“Yarın için sunum hazırlamam lazım, anne. Belki başka zaman anlatırsın?” dedim sakin bir tonla.

“Hep aynısınız! İnsanların sohbetine izin vermiyorsunuz!” diye söylendi ama nihayet yürümeye başladı.

Komşuların rahatlamış bakışlarını fark ettim. Annemin sürekli kızıyla övünmesinden bıkmışlardı. Sanki Elif dünyanın en mükemmel insanıydı ve herkes ona özenmeliydi.

Ama gerçeği sadece ben biliyordum.

Bir gün kapı çaldı.

“Elif Melikoğlu burada mı yaşıyor?” diye sordu gelen kadın, küçümseyen bir bakışla annemi süzdü. Arkasında iki adam duruyordu.

“Kızım İstanbulda, üniversitede okuyor,” dedi annem gururla. “Ne istiyorsunuz?”

“Üniversitede mi?” Kadın alaycı bir kahkaha attı. “O, ilk dönemden atıldı. Derslere gitmek yerine zengin erkekler peşinde koşuyor.”

“Kızıma iftira atamazsın!” diye bağırdı annem, yüzü bembeyaz olmuştu.

“İçeri buyurun,” diyerek kadını durdurdum. “Dedikodulara fırsat vermeyelim.”

Annem şaşkınlıkla bana baktı ama sözümü dinledi.

“Mehmet! Nasıl olur da bu insanları içeri alırsın?”

“Çünkü gerçeği biliyorum,” dedim sertçe. “Elif, evet, İstanbulda ama özel bir apartta kalıyor. Kirasını ödeyen, evli ve kendisinden 20 yaş büyük bir adam. Üstelik üç çocuklu.”

“Adamın adı Cemil mi acaba?” diye sordu kadın.

“Karısı siz misiniz?” diye sordum içimde bir sıkıntıyla.

“Hayır, kız kardeşiyim. Kardeşimin bu tür şeyler yapmasından bıktım. Karısı, iş ortağımızın kızı. Bu skandallar yüzünden boşanacaklar neredeyse.”

Anladım.

“Elifin nerede olduğunu bilmiyorum ama arkadaşları bilebilir,” dedim.

Annem o sırada fenalaşmıştı. Hemen ambulans çağırdım.

Sonra kadınla konuştum.

“Paramı verip onu uygun biriyle tanıştıracağım. Akıllıysa, düzgün biriyle evlenir.”

Elifin arkadaşını aradım, adresini aldım ve kadına verdim.

“Umarım sözünüzü tutarsınız,” dedim.

Kadın çıkarken yüksek sesle, “Özür dilerim, dedikodu yapılmaması için böyle davrandım,” dedi.

Dedikodular az da olsa yayıldı. Annem artık eskisi gibi dışarı çıkmıyordu. Sonunda babamla konuştuk ve taşınmaya karar verdik.

“İstanbula, Elife yakın olacağız,” dedim komşulara. “Annemin sağlığı için daha iyi.”

Elif bir daha gelmedi. Kısa sürede evlendi ve ailesini unuttu.

Bugün şunu öğrendim: Bazen gerçekler acıtır ama yalanlar daha çok yakar. Aile şerefi her şeyden önemlidir.

Rate article
Lifequest
– Kız kardeşinin başkentte neler yaptığını bir bilsen, ondan hiç bahsetmezdin. Hele övünmek mi? Asla!