**GÜNAHKÂR**
Bugün sabah uyandığımda kafam kazan gibiydi. Boğazım yanıyor, burnum tıkalıydı. Kalkmaya çalıştım, vücudum pamuk gibiydi. Hasta olmam şaşırtıcı değildi.
Geçen hafta boyunca sıcaklar kavurmuştu, dün akşamüzeri ise yağmurla karışık kar başladı. Bahar işte Böyle havalarda taksi bulmak zor tabii. İşten eve dolmuşla dönmek zorunda kaldım. Otobüsü yarım saat bekledim, tıklım tıklımdı. Zorlukla bindim, neyse ki sonunda evdeydim. Duraktan eve yürüyüş de cabası.
Oysa Murattan yolda beni almasını rica etmiştim.
*”Aysel, Alperle birlikte anneme uğradık. Geç olacağız,”* dedi.
Her zaman olduğu gibi
Sonunda eve geç saatte, sırılsıklam ve üşümüş bir halde vardım. Saate baktımsabahın sekiziydi. Cumartesi.
*”Murat, lütfen termometreyi getirir misin?”* diye seslendim.
*”Ne oldu? Hasta mısın?”* diye şaşırdı. *”Peki ya kahvaltı?”*
*”Kendiniz yapamaz mısınız?”* dedim.
*”Nasıl yani? Alper ne olacak?”*
*”Oğlumuz 10 yaşında! Sen de yetişkin bir adamsın. Omlet yapsanıza? Alper sana yardım etsin. Ona yemek yapmayı öğrettim, artık büyüdü.”*
*”Oğluma yemek yapmayı mı öğrettin?”* diye bağırdı.
*”Evet. Sorun ne? Bütün gün telefonunda. Hiçbir şey yapmak istemiyor.”*
*”Sen iyice kafayı yemişsin! O erkek! Erkekler yemek yapmaz, böyle şeyler öğrenmez! Bu sizin, kadınların işi!”* diye öfkelendi. *”Tamam, peki! Annemize gidiyoruz, sen bize vakit ayıramıyorsun. Yarın akşam döneriz.”*
Hızla toplanıp Muratın annesinin evine gittiler.
Zorlukla kalktım, termometreyi buldum, su ısıttım ve düşünmeye başladım
*”Nasıl oldu da böyle oldu? Ne zaman kaçırdım o anı, eşimin sadece kendine değil, bana da yemek yapabildiği zamanları? Hastayken birbirimize baktığımız günleri? Ne zaman değişti her şey? Neden birden bütün ev işleri benim sorumluluğum oldu?”*
Termometre öttü39,2.
İlacımı içip tekrar yattım.
Biraz sonra telefonum çaldı. Annem arıyordu:
*”Aysel, neden cevap vermiyorsun? Her sabah arayıp haber verirdin, merak ettim.”*
*”Anne, biraz hastayım. İlaç içtim, uyudum,”* diye hırıldadım.
*”Biraz mı? Murat nerede? Yine Alperle kaynanasının yanında mı?”* diye söylendi.
*”Gittiler. Hastalık bulaşmasın diye.”*
*”Buna sen de inanıyor musun? Hastalık bulaşmasın diyorsun da Söylesene, kendilerini yormamak için! Ya kendi tabaklarını yıkamaları gerekecekse!”* diye öfkelendi.
*”Anne, lütfen!”* diyerek itiraz etmek istedim ama sözümü kesti. Zaten ben de her şeyin farkındaydım.
*”Anne deme bana! Sinirlenmeye hakkım var. Seni evlendirdim, köleliğe vermedim! Ateşini ölçtün mü?”*
*”Evet. Sabah yüksekti. Şimdi biraz daha iyiyim. Sadece hâlim yok.”*
*”Yat! Baban seni alacak. Ayağa kaldıracağız seni! Tek başına hasta olunmaz. Bekle.”*
Telefonu kapattı.
Sessizce kalktım, yüzümü yıkadım, gerekli eşyaları topladım, laptopumu aldım ve babamı beklemeye başladım.
*”Ay!”* diye babam elini kalbine götürdü beni görünce.
*”Ne oldu baba? İyi misin?”* diye telaşlandım.
*”Ah! Sensin!”* diyerek çantamı aldı. *”Ölümümü görüyorum sandım! Yüzün bembeyaz!”*
*”Baba, niye böyle korkutuyorsun?”* diye güldüm. *”Gidiyor muyuz?”*
*”Gidiyoruz. Bana tutun, yoksa rüzgâr seni alır götürür!”* diyerek arabaya binmeme yardım etti. *”Çok zayıflamışsın, bitkin görünüyorsun. Kızım, annen haklı, sanki seni köleliğe vermişler. Affet ama hiç iyi görünmüyorsun!”*
Tartışmadım. Yorgundum.
Annemle babamın evinde sıcak, huzurlu ve mutluydum. Annem ciddi ciddi benimle ilgilendi ve akşama doğru biraz daha iyi hissettim.
Muratı tekrar aradım, evde olmadığımı söyledim. Tembel bir sesle cevap verdi:
*”Ne demek istiyorsun? İlaç getiremem. Babamla bira içiyoruz. Ne var yani? Cumartesi! Maç izliyoruz. Ha, annem seninle konuşmak istiyor.”* Telefonu annesine uzattı.
*”Aysel! Sen kadınsın! Kendini bırakıp adamlarını aç bırakamazsın! Aile nedir? Erkekler için en önemli şey nedir? Karnı tok, sırtı pek, rahat bırakılsınlar! Sen ne yapıyorsun? Hasta olmuş İlaç içmiş, tamam!”* diye alaycı bir tonla nasihat çekti.
Yanından geçen annem bu sözleri duydu ve telefonu elimden aldı:
*”Canım kaynana! Oğlun ne? Aciz mi? Hasta mı? Yoksa ne olması gerekiyor, karnı tok, sırtı pek, rahat bırakılsın?!”* diye çıkıştı.
*”Neden aciz olsun? Aile babası! Hem zaten bütün erkekler böyledir.”*
*”Nasıl mı? Kızımı ayağa kaldırıyorum! Gerçek erkek, eşine bakamaz mıymış? İlaç bile alamazmış, bira içmiş Vay be! Karısı hastaymış, o seviniyor!”*
Kaynanam ondan çekiniyordu.
*”Saçmalama! Çocuklar, Ayseli rahatsız etmemek için ayrıldılar.”*
*”Ha ş




