Rüya gibi bir akşamüstüydü, her şey bulanık ve gerçekdışı hissediliyordu.
“Üzülme, Murat! En azından Yılbaşını şahane geçirdin!”
İşte tanıdık sokaklar, tren istasyonunun önündeki meydan. Murat, merdivenlerden indi, durağa doğru yürüdü. Eşine bugün geleceğini söylememişti.
Keyfi pek yerinde değildi çünkü Elif’le zor bir konuşma yapmak zorunda kalacaktı. Karısı yine onu bencil ve duyarsız olmakla suçlayacaktı.
Peki neden duyarsız? Yılbaşında onu arayıp kutlamak istemişti, ama telefonunu kapatmıştı. Küsmüştü!
Üç gün boyunca aramaya devam etti, ama Elif telefonu açmadı. Sonunda o da küstü ve aramayı bıraktı.
Üstelik, Elif onun ailesini ve kız kardeşini bile arayıp kutlamamıştı. Bunu kapıdan girer girmez söyleyecekti.
Sadece o suçlanmayacaktı, Elif’in de hataları vardı. En iyi savunma saldırıydı, derler ya.
Murat, biraz cesaret topladı ve apartmanın kapısından içeri girdi.
Ev sessizlikle karşıladı onu.
“Kimse yok mu? Elif, geldim!” diye seslendi, ama cevap gelmedi.
Mutfak boştu, sonra diğer odalar Ama birden fark etti: duvardaki beşik yoktu, komodin, üstündeki bebek alt değiştirme masası ve kayınvalidesinin hediye ettiği bebek arabası da kaybolmuştu.
Dolaba baktı, Elif’in kıyafetlerinin asılı olduğu kısım bomboştu.
“Delirdi mi? Beni terk mi etti?” diye düşündü.
Kayınvalidesini aradı, kimse açmadı. Sonra Elif’in arkadaşı Ayşe’yi denedi. Yine sessizlik. Sonunda Ayşe’nin eşi Mehmet’i bulabildi.
“Mehmet, merhaba! Ayşe’yi versene, bir türlü ulaşamıyorum,” dedi.
“Ayşe, çocukla köyde, akrabalarının yanında. Yılbaşını orada geçirdik. Orada sinyal sorunu oluyor,” diye cevapladı Mehmet. “Ben dün döndüm, bugün vardiyam var. Onlar dinleniyor hâlâ. Neden Ayşe’yi aradın?”
“Elif’i bulabileceğini düşündüm. Eve geldim, ama o yok. Bütün bebek eşyaları da kayıp,” dedi Murat.
“Yok artık! Karının doğum tarihi yaklaşmışken sen gidip ailenle mi kutladın Yılbaşını? Ciddi misin?” diye şaşırdı Mehmet.
“O gitmek istemedi ki! Doğum tarihi 10-11 Ocaktı. Dönüş yapardık.”
“Tebrikler Murat, tam bir eşşeksin,” diye güldü Mehmet.
“Neden?”
“Çünkü büyük ihtimalle boşandın artık. Salak! Hastaneyi ara, oradadır,” dedi Mehmet.
On gün önce
“Anlamıyorum, Murat,” diyordu annesi telefonda, “neden evde oturacaksın? Elif gelmek istemiyorsa, sen tek başına gel. Doğumuna daha iki hafta var, yetişirsin.”
“Üstelik bütün akrabalar toplanacak: Teyze Leyla, dayı Serhat, kardeşin Deniz”
“Deniz, ormanda bir otel ayarlattı. Dört günlük, 30’undan 2’sine kadar. Yılbaşı gecesi restoranda şov olacak. Senin payını ben ödedim, sonra verirsin. Noele kadar kal, 8’inde dönersin. Tam Elifin doğumuna yetişirsin.”
Ama Elif gitmek istememişti:
“Murat, her an doğum başlayabilir. Herkes eğlenirken benim sancılarım tutarsa? Üstelik otel şehir dışında, ambulans yetişir mi?”
“Ben gitmiyorum.”
“Annen haklı, hamileliği hastalık, doğumu da kahramanlık sanıyorsunuz. O üç çocuk doğurdu, hiç izin kullanmadı.”
Murat, Elif’in haklı olduğunu biliyordu. Ama Yılbaşını evde, sadece ikiniz, sönük bir sofrada geçirmek Canı sıkıldı.
Oysa akrabalar eğlenecek, dans edecek, şarkı söyleyecekti. Sonunda tek başına gitti.
Otelde gerçekten eğlenceliydi. Yılbaşı gecesi, saat 12.30da Elifi aradı, ama telefonu kapalıydı.
“Tamam, küs dur. Ama şu an burada eğleniyor olabilirdin,” diye düşündü.
Ertesi gün annesi, gelinine kızgındı:
“Elif arayıp kutlamadı bile. Çok şımarık bu kız, oğlum.”
“Gerçek aile nedir bilmiyor. Biz hepimiz buradayız, o tek başına. Düşünsün.”
Oysa Elif’in o gece aklına onlar gelmedi. Eğer birini düşünüyorsa, o da Murat’tı.
Ailesi, onu yalnız bırakmamak için çağırmıştı. Abisi, fabrikada vardiyalı çalışıyordu, bu yüzden sadece anne babasıyla küçük bir sofra kurmuşlardı.
Saat 21.00de masayı hazırlarken sancıları başladı.
Ambulans çağırdılar. Annesiyle hastaneye gitti, babası da arabayla peşlerinden.
Elif, Yılbaşını hastanede geçirdi. Oğlu doğdu
Murat, Mehmetin tavsiyesini dinledi ve hastaneyi aradı.
“Kaya mı? Dün çıktı,” dediler.
“Nasıl çıktı? Bebek oldu mu?”
“Evet. 1 Ocak, gece yarısı.”
“Kim aldı onu?”
“Beyefendi, bu bilgiyi paylaşamayız.”
Murat, Elif’i ancak ailesinin alabileceğini anladı. Hemen bir gül demeti alıp yola koyuldu.
Kapıyı çaldı. Kayınpederi açtı.
“Buyurun?”
“Merhaba, Elifi görmeye geldim,” dedi Murat.
“Neden?”
“Ben onun kocasıyım.”
“Elif!” diye seslendi kayınpederi. “Bir adam geldi, kocan olduğunu söylüyor. Konuşmak ister misin?”
“Hayır, gönderebilirsin,” dedi Elif içerden.
Kayınpederi omuz silkti:
“İstemiyor. İyi günler!” Kapıyı kapattı.
Murat bekledi, sonra tekrar çaldı.
Bu kez kayınvalidesi açtıuzun boylu, güçlü, sert bir kadın. Murat




