– Ana ve Yavrusu İçin

Bir zamanlar, İstanbul’un arka sokaklarından birinde, büyük bir sokak köpeği dolaşıyordu. Tozlu ve yorgun görünümlü bu köpek, yiyecek bulmak için çöp konteynerlerini karıştırırken minik bir yavru kediyle karşılaştı.

Gri tüylü, cılız bir yavru, kaldırımda çaresizce sürünüyor ve acıklı acıklı miyavlıyordu. Köpek, belki sarı, belki gri, belki de tozlar altında gerçek rengini kaybetmiş bu küçük şeyi görünce durakladı.

“Ne işim var benim bununla?” diye düşündü içinden. “Şimdi annesi gelir de başıma iş açar. Hey, uzak dur benden!”

Dişleriyle yavrunun ensesinden tutup kenara çekmeye çalıştı, ama kedi yılmadı. Aksine, köpeğin iri patisine sıkıca sarıldı, minik pençeleriyle tutundu ve sustu.

“Tamam,” diye geçirdi aklından köpek. “Bekleyeyim, annesi gelir alır, ben de yoluma giderim.”

Yavru sıcaklığa kavuşmuş, uykuya dalmıştı bile. Köpek de yanına uzandı ve beklemeye koyuldu.

Ne var ki beklediği hiç gelmedi. Gün geçti, akşam oldu, gece çöktü… Anne kedi ortalıkta yoktu. Köpek anladı ki ona bir şey olmuştu.

Yavru uyanınca köpeğin karnına sokuldu, acıktığını belli ediyordu.

“İşte şimdi başım belada,” diye homurdandı köpek. “Bunu aç bırakamam ya…”

En iyisi, lokantanın arkasındaki çöplüğe götürmekti. Orada yenebilir şeyler bulunurdu. Kediyi dişleriyle ensesinden tutup yola koyuldu. Çöpün yanına bıraktı, kendisi de yiyecek aramaya başladı.

Ama yavru durmadan onu arıyor, tiz sesiyle annesini çağırıyordu.

“Yok artık!” diye söylendi köpek. “Hangi anne?”

Birkaç boş yoğurt kabı buldu. Geri döndüğünde, diliyle yavrunun yüzünü yaladı, yoğurdu ona yedirdi. Kedi mırıldanarak karınını doyurdu, sonra köpeğin yanına sokulup uyudu.

“Eh,” diye düşündü köpek. “Sabaha kadar beklerim, sonra giderim.”

Fakat gece boyunca yavru sık sık uyandı, ağladı. Köpek onu yalayıp sakinleştirdi. Sabah olduğunda, minik gözler köpeğin gözlerine dikilmişti.

“Anne,” dedi yavru.

İşte o an köpek anladı ki bu yavruyu asla bırakamayacaktı.

Öyle de oldu.

Yavru büyüdükçe köpek zayıfladı. Sonbahar geldi, yağmurlar başladı. Soğukta yiyecek bulmak zorlaştı. Köpek, kediyi karnının altına alır, titreyerek onu ısıtmaya çalışırdı.

Bir gün köpek hastalandı, öksürdü, hapşırdı. Yavru endişeyle ona baktı:

“Anne, ne oldu? Hasta mısın?”

“Bir şey yok,” diye yanıtladı köpek. “Üşütmüşüm sadece. Gel, ısıtayım seni.”

O gün çöplük bomboştu. Başka yere gitmeleri gerekiyordu. Köpek, kediyi dişleriyle tutup yola çıktı. Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu.

“Yavrumun patileri ıslanmasın,” diye düşündü.

Tam karşıya geçerken bir arabanın hızla döndüğünü fark edemedi.

Şans eseri, araba yavaştı. Çarptı, ama öldürücü değildi. Sürücü hemen durdu, indi.

“Doktorum,” dedi adam. “Yaralarına bakayım.”

Köpek hırladı, çünkü ön patileriyle yavru kediyi sıkıca tutuyordu.

“Korkma,” diye yatıştırdı doktor.

Sonra kediyi fark etti.

“Demek mesele bu!”

İkisini de arabaya alıp veteriner arkadaşına götürdü.

Veteriner, köpeği tedavi ederken kediyi doktora verdi. Yavru çırpınıyor, annesine ulaşmaya çalışıyordu.

“Sakin ol,” dedi doktor. “Ona iyi bakacağız.”

Birkaç gün sonra veteriner kontrole geldiğinde gördü ki köpek iyileşiyor, doktor onu eliyle besliyor. Kedi ise endişeyle izliyordu.

“Arkadaşı için endişeleniyor,” dedi doktor.

Veteriner gülümsedi:

“Yanılıyorsun. O, annesi için endişeleniyor.”

Doktor şaşırdı, ama veteriner, kedinin başını okşayıp,

“Merak etme, annen iyi olacak,” dedi.

Sonra doktora döndü:

“İyileşince ikisini de yanıma alayım mı?”

Doktor düşündü:

“Köpeğin adı Anne olsun. Kedinin adı da… Yavrum.”

Veteriner güldü, kadehini kaldırdı:

“Anne ve Yavruma!”

O gece uzun uzun sohbet ettiler. Yavru kediyse, annesinin yanına sokulmuş, uykuya dalmıştı bile.

Köpek ona baktı ve düşündü:

“Bu yavru olmadan nasıl yaşardım ben?”

Rate article
Lifequest
– Ana ve Yavrusu İçin