Zeynep, kayınvalidesinin telefonunu elinde sallayarak kocasına baktı. “Bak şimdi,” dedi iç çekerek. “Senin ablan yine bir şeyler çevirmiş. Otuzuncu doğum gününü bizim evde kutlamak istiyormuş. Hem de yirmi kişiyle!”
Murat, karısının sert bakışları altında büzüldü. “Yani… şey… özel bir gün ya. Belki bir kerecik idare ederiz?”
Zeynep’in kaşları iyice yukarı çıktı. “Murat, ciddi olamazsın. Sen daha geçen hafta aynı ablan için arabamızı üç gün boyunca kullandırdın. Şimdi de evimi istiyor? Hem de hiç sormadan?”
Murat, boynunu büktü. “Ama annem de gelip yemekleri hazırlayacakmış. Sen pek bir şey yapmayacaksın.”
“Tabii canım,” diye alay etti Zeynep. “Ben de misafirlere servis yaparım, bulaşıkları yıkarım, sonra bir de teşekkür beklerim, değil mi?”
Murat’ın telefonu çaldı. Ekranda “Anne” yazıyordu. Zeynep gözlerini devirdi.
“Alo, evet anne… Tamam, alışveriş listesini atarsın… Hayır, Zeynep henüz bilmiyor”
Zeynep, telefonu kocasının elinden kaptı. “Merhaba, Neriman Hanım. Ben de tam Murat’la konuşuyordum. Ablanızın doğum günü için evimi istiyorsunuz, öyle mi?”
“Ev mi? Oğlumun evi o! Hem siz evliyseniz, her şey ortak değil mi?” diye çıkıştı kayınvalide.
“Tabii, tabii,” diye güldü Zeynep. “Ama benim iznim olmadan kimse burada parti düzenleyemez. Hem, kim ödeyecek bu masrafı?”
“Murat halleder!” dedi Neriman Hanım kesin bir dille. “Hem Ayşe senin neyin oluyor? Ablan işte! Bir kerecik yardım etmeyecek misin?”
Zeynep telefonu kapattı ve Murat’a döndü. “Tamam. Kararımı verdim.”
“Ne kararı?” diye mırıldandı Murat, buzdolabından bir şişe ayran çıkarırken.
Zeynep bavulunu çıkardı ve yatak odasına yürüdü. “Senin eşyalarını topluyorum. İstersen annenin yanına gidebilirsin. Hem Ayşe’nin doğum gününe de yakın olursun.”
Murat, ağzı açık bakakaldı. “Bu kadar abartılacak bir şey mi?”
Zeynep omuz silkti. “Üç yıldır aynı filmi izliyoruz. Ben artık yoruldum. Sen annenin prensesiyle mutlu mesut yaşarsın.”
Murat, bavulu kapıya fırlattı. “Çok güzel! Ben de zaten senden bıkmıştım!”
Zeynep gülümsedi. “Oh, ne güzel. İkimiz de mutlu olduk o zaman.”
Kapıyı çarpıp çıkan Murat, birkaç ay sonra kendini annesinin küçük salonunda, üzerinde “Kardeşimizin Emeklerine Teşekkürler” yazan bir pasta ile buldu. Ayşe’nin doğum günü restoranda olmuştu, tabii Murat’ın kredi kartıyla.
Zeynep ise o akşam arkadaşlarıyla buluşmuş, kahkahalar atıyordu. “En sonunda özgürüm!” diyordu, kadehi kaldırırken. “Bir daha asla bir ‘Murat’la hayatımı zehirlemeyeceğim.”
Arkadaşları güldü. “Haklısın. Zaten İstanbul’da senden iyisini hak etmeyen adam çok!”
Zeynep iç çekti. “Keşke bunu üç yıl önce anlasaydım.”




