Hızla Floransa Sokaklarında İlerleyen Ambulans

Ambulans, İstanbul’un dar sokaklarında çılgınca ilerliyor, sirenleri çaresiz bir çığlık gibi yankılanıyordu. İçinde, Ebru, hayatla ölüm arasında bilinçsiz yatıyordu. Başhekim, yaşlı ve deneyimli Dr. Demir, nabzını kontrol ediyor, hemşirelere kesin emirler yağdırıyordu:

“Daha hızlı! Kan kaybını durdurun, bebek hâlâ yaşıyor!”

Yanında, Leyla, ellerini bükerek dualar mırıldanıyordu. Vicdanı onu kemiriyordu; o korkunç anda müdahale edememişti. Hatırladıkça içi ürperiyordu: Neriman’ın buz gibi bakışları, bıçak keskinliğindeki sessizliği ve nihayet anladığı acı gerçek…

**Acil Servis**

Ebru’nun sedyesi hastaneye ulaştığında, Murat, gözleri kıpkırmızı, doktorlara saldırdı:

“Ne olur, onu kurtarın! O ve bebeğim… Onları kaybedemem!”

Dr. Demir, soğukkanlılığını koruyarak baktı:

“Murat Bey, lütfen dışarıda bekleyin. İnsanüstü bir çaba sarf ediyoruz.”

Murat bir an dondu, sonra çöktü, holdeki banka yığıldı. Yüzünü ellerine gömdü ve hayatında ilk kez kendini boşlukta hissetti.

Kapalı kapılar ardında, doktorlar Ebru için savaşıyordu. Nefesi zayıftı ama kalbi hâlâ atıyordu. Bebek ise kritik durumdaydı. Monitörlerin sesi, gerilimi tırmandırıyordu.

**Bekleme Salonu**

Neriman, iki yakın arkadaşıyla birlikte hastaneye geldi. Yüzü taş gibi donuk, sesi titrek bir şefkatle:

“Zavallı kız… Nasıl düşebildi ki? Tek istediğim ailemizin bir arada olmasıydı.”

Köşede sessizce duran Leyla, ona öfkeyle baktı. Eğer o an cesaret edip gerçeği söyleyebilseydi, belki de hiçbiri olmayacaktı. Ama Neriman’ın gücünden, şehirdeki nüfuzundan ve hayatları mahvetme kabiliyetinden korkuyordu.

**Murat ve Annesi**

“Anne!” Murat aniden ayağa fırladı. “Sen neredeydin? Leyla, senin orada olduğunu söylüyor!”

Neriman, yapay bir şefkatle koluna dokundu:

“Oğlum, üst kattaydım. Sadece düştüğünü gördüm… Her şey çok hızlı oldu. Ah, keşke yetişebilseydim!”

Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu ama Murat artık ona inanıp inanmayacağını bilemiyordu. Güveninde derin bir çatlak oluşmuştu.

**Ameliyattan Haber**

Saatler sonra kapı açıldı. Dr. Demir, yorgun ama kararlı bir ifadeyle Murat’a yaklaştı:

“Murat Bey, eşiniz hayatta. Çok zorlu bir mücadele oldu ama durumunu stabil hale getirdik. Ancak… bebek…”

Sözleri kesildi, Murat gerisini anladı. Dünyası başına yıkıldı. Duvarı tutunarak ağladı, gözyaşları sel gibi akıyordu.

“Doktor… onu görmek istiyorum.”

“Yakında odasına alınacak. Dinlenmeye ihtiyacı var. Fakat… vücudunda düşme izi olmayan yaralar var. Bunu yetkililere bildirmek zorundayım.”

Neriman bu sözleri duydu, bir an donakaldı. Sonra kendini toparladı ve oğlunu sahte bir şefkatle kucakladı:

“Onlara kulak asma yavrum. Dedikodular hemen başlar. Şimdi sakinliğe ihtiyacın var.”

**Ebru’nun Uyanışı**

Birkaç saat sonra, Ebru gözlerini açtı. Solgun ve güçsüzdü. Murat elini öptü, gözyaşlarını tutamadı.

“Ebru… aşkım… benimlesin.”

Ona uzun uzun baktı, sonra gözlerinden yaşlar boşandı. Ellerini karnına götürmek istedi ama Murat’ın bakışlarından her şeyi anladı. İçini parçalayan bir inilti dudaklarından döküldü:

“Bebeğimiz…”

Murat onu sıkıca sarıldı, fısıldadı:

“Bunu birlikte atlatacağız. Sen varsın, bu her şeyden önemli.”

Ama Ebru’nun kalbinde başka bir acı filizleniyordu: sadece bebeğini kaybetmenin değil, onu koruması gereken kadının bu trajedinin arkasında olduğunu bilmenin acısı…

**Leyla’nın İtirafı**

Günler sonra, Leyla daha fazla dayanamadı. Ebru’yu odasında yalnız buldu ve titreyen bir sesle itiraf etti:

“Ebru Hanım… gerçeği bilmelisiniz. Siz kendiliğinizden düşmediniz. Neriman Hanım… sizi itti. Ben her şeyi gördüm.”

Ebru’nun yüzünden kan çekildi. Hep şüphelenmişti ama şimdi kanıt vardı.

“Leyla… neden şimdi söylüyorsun?”

“Korktum. Onun gücünü biliyorsunuz… Ama artık bu yükü taşıyamıyorum.”

Ebru elini tuttu, beklenmedik bir güçle fısıldadı:

“Yemin ederim, bunun bedelini ödeyecek.”

**Sor

Rate article
Lifequest
Hızla Floransa Sokaklarında İlerleyen Ambulans