” Ne güzel adaletiniz var, Gülseren Hanım! Yani bizim çocuklar geçen sene bahçede kavrulurken, bir yıl boyunca sizin yazlığınızı düzeltmek için didindik, şimdi de Ayşe’nin çocukları rahat edecek, bizimkiler evde mi oturacak? Çok adilsiniz gerçekten! dayanamadı Özlem.
Evet, bunun çocuklar için olduğunu söylemiştim ama sadece sizin çocuklarınız için demedim! Başka torunlarım yok mu sanıyorsunuz? Önce sizinkiler tatil yaptı, şimdi Ayşe’ninkiler, hepsi adil!
Harika adaletiniz var, Gülseren Hanım. Bizimkiler geçen yıl güneşin altında yandı, bir yıl boyunca sizin için çalıştık, şimdi de Ayşe’nin çocukları havuz keyfi yapacak, bizimkiler evde mi oturacak? Çok dürüstsünüz! Özlem artık kendini tutamıyordu.
Seneye getirirsiniz çocuklarınızı. Yazlık kaçmıyor ya! Sonuçta hepimiz aynı aileyiz! Bazen siz yardım edersiniz, bazen Ayşe. Üstelik bu benim yazlığım, nasıl istersem öyle kullanırım!
Tabii tabii! Ayşe bütün bu sürede kum getirmek dışında ne yaptı sanki? Tam bir emek örneği! gelin alaycı bir şekilde konuştu.
Gülseren Hanım, adalet eşitlik demektir. Belki bir ay onları, bir ay bizimkileri alırsınız?
Ne diyorsun sen! İki ay boyunca onlarla uğraşsam yıkılırım. Artık benim yaşım değil bu kalabalığa bakmak, diye karşı çıktı kaynana.
Peki ikişer hafta?
Olmaz. Ayşeye söz verdim. Kocası Volkanla temmuzda izinleri var, çocuksuz tatil yapmak istiyorlar. Mümkün değil.
Gelecek çarşamba getirin, cumaya kadar. Birkaç gün onlarla mutlu mesut vakit geçiririm, ama daha fazlası Artık zor geliyor.
Özlem derin bir nefes aldı. Birkaç gün Bu yazlığa harcadıkları parayı düşününce, bu hiçbir şeydi! Neredeyse bir sadaka, üstelik şartları da böyleyken.
Tamam. Anladım. Hoşça kalın, dedi ve telefonu kapattı.
Kadın ellerini başına götürdü. Şimdi ne yapacaktı? Bütün bir yıl boyunca çocuklar büyük bir umutla büyükannelerinin yazlığına gideceklerini, yeni oyun alanında oynayacaklarını, havuzda serinleyeceklerini hayal etmişlerdi. Şimdi ise şimdi bütün bunlar başkalarının olacaktı.
Ve her şey ne kadar masum başlamıştı. Geçen yaz Cem, annesini ziyarete gitmişti, Özlem de onunla birlikteydi. Son kez bu yazlığa on yıl önce, kayınpeder hayattayken gelmişti. O zamandan beri neredeyse hiçbir şey değişmemişti
Zaten konforlu bir yer değildi, ama şimdi daha da harabeye dönmüştü. Gıcırdayan pencereler, bahçedeki eski tuvalet, bel hizasına kadar uzanan otlar Çatı eğilmiş, ağaçlardan kuru dallar sarkıyordu.
İçerisi de farklı değildi. Sovyet döneminden kalma mobilyalar, solmuş duvar kağıtları, yer yer çökmüş döşemeler. Küf ve nem kokusu her yeri sarmıştı.
Ah, burada ne işler var, ne işler diye söylendi kaynana. Oğlum, en azından otları ve dalları temizle. Nereleri budayacağını göstereyim.
Cem dışarıda uğraşırken, Gülseren Hanım kendine ve gelinine çay demledi. Önce günlük konulardan bahsettiler: okul notları, iş, sağlık. Sonra
Keşke torunları buraya getirsem, ama burada ne yapacaklar? diye iç geçirdi kaynana. Belki derede kurbağa yakalarlar ya da sebze bahçesinde oyalanırlar. Burada ne eğlence var ne de konfor.
Özlem mutfağı şöyle bir süzdü. Kendi köydeki babaannesinin yanında geçirdiği yazları hatırladı. Onun için tavukları beslemek bile küçük bir maceraydı.
Dedesi balığa giderken ona solucan toplamak, çiçeklerden taç yapmak ne keyifli gelirdi. Babaannesi ise nedense bu çiçeklere hep söylenirdi.
Yine mi bu sarmaşıklar! Kurtuluş yok mu bunlardan! diye homurdanırdı.
Özlem ise babaannesinin neden kızdığını anlamazdı. Çiçekler ne güzeldi.
O yazlar, neredeyse her gün yeni bir keşifti. Nadir bir kelebek görmek onu ne kadar mutlu ederdi.
Yakaladığı sinek bir arı çıkıp canını yaktığında ağlardı. İşte o köyde geçirdiği yaz tatilleri, en çok aklında kalanlardı.
Tabii ki kendi çocuklarının da böyle sıcak anıları olsun istiyordu.
Dinleyin, belki hep birlikte burayı düzeltmeye çalışsak? diye önerdi Özlem. Tabii ki bir anda değil, yavaş yavaş.
İşte! Tam da bunu söyleyecektim, sevindi Gülseren Hanım. Şu lüks tatillere para harcayacağımıza, kendimizin olan bir yere yatırım yapalım.
Bana fark etmez, benim için sorun yok. Ama çocuklarınız için güzel bir tatil olacak. Bizim şehirde deniz yok, en azından burada gölde yüzerler. Her yaz onları buraya getireceğim.
Ve öyle de yaptılar. Yaz bitmeden yazlığa yeni pencereler takıldı. Cem çitleri onardı, Özlem de çocuk odası için mobilya buldu.
İkinci el ama iyi durumdaydı. Ağustos ayını Gülseren Hanımın yanında geçiren çocuklar, eve döndüklerinde çok etkilenmişlerdi.
Anne, bizi bir daha büyükannemize gönderir misin? Orada çok eğlendik! Salyangoz topladık, çekirge yakaladık, bir de fare gördük! Bir de peygamber devesi! diye heyecanla anlatıyordu küçük oğlu.
Tabii ki gönderirim, gülümsedi Ö




