“Kırk bir yaşında çocuk mu olur!” diye bağırdı Mehmet karısına. “Senin yaşında kadınlar nine oluyor artık, Ayşe! Akıllı ol!”
“Anladım, senin fikrini umursamadığımı düşünüyorsun. Peki bu çocuk hakkında hiç düşündün mü? Onun düğününde serumla dans etmek istemiyorum!”
“Ya bize bir şey olursa, o küçükken? Kararını ver. Ya bu çocuğu istemiyorum ya da boşanırız!”
Ayşe ile Mehmet tam yirmi yıldır evliydi. Ayşe, henüz üniversite öğrencisiyken, çok genç yaşta evlenmişti. Tüm bu yıllar boyunca, Mehmet’in onun en yakını, dayanağı ve koruyucusu olduğuna inanmıştı. Hiçbir zaman onun kendisine karşı geleceğini düşünemezdi.
Son zamanlarda ailede büyük bir tartışma patlak vermiştisebep, Ayşe’nin beklenmedik geç bir hamileliğiydi. Mehmet, kesinlikle karşı çıkıyordu:
“Ayşe, aklını mı kaçırdın? Yaşlılıkta anne mi olacaksın? Üç tane harika oğlumuz var. Ahmet üniversitede, Mehmet Ali ve Can da sekizinci sınıfı bitiriyor. Bunlar sana yetmiyor mu?”
“Çocuklar ne diyecek? Delirdiğimizi mi düşünecekler?”
“Mehmet, hayatım boyunca bir kız çocuğu hayal ettim,” diye diretmişti Ayşe. “Allah bir çocuk verdi, neden bu dünyaya gelmesin?”
“Ya yine erkek olursa? Beşinciye mi gideceğiz?” diye öfkelendi Mehmet.
“Ben eminim, kız olacak.”
Oğulları da Ayşe’yi desteklemedi. Aileye yeni bir üye katılacağını öğrenen ikizler Mehmet Ali ve Can, kesinlikle odalarını bir başkasıyla paylaşmayacaklarını söylediler. En büyükleri Ahmet de fikrini belirtti:
“Anne, kendin korkmuyor musun bu yaşta? Ya sana bir şey olursa?”
“Her şey yolunda olacak,” diye temin etti Ayşe. “O kadar da yaşlı değilim!”
Aslında, Ayşe’nin hayatında buna benzer bir durum daha yaşanmıştı. İkinci çocuğuna hamileyken de Mehmet pek memnun olmamıştı.
Ahmet henüz üç buçuk yaşındaydı, para sıkıntısı vardı. Mehmet’in ailesiyle birlikte yaşıyorlardı ve Ayşe sık sık kayınvalidesiyle tartışıyordu. Ama doktorlar ikiz olacağını söyleyince her şey değişti. Kayınvalidesi, Mehmet’e ev almak için bir miktar para vermişti. Mehmet daha ilgili bir eş olmuştu. Mehmet Ali ve Can, şaşırtıcı şekilde sakin bebeklerdi ve Ayşe hatta uykusunu bile alabiliyordu. Ahmet, kardeşleriyle oynayacağı için çok mutlu olmuş, annesine biraz nefes alma fırsatı vermişti.
Bu kez de Ayşe, sihirli bir değnek dokunmuş gibi her şeyin yoluna gireceğini umuyordu. Ancak üçüncü haftada sıkıntılar başladıiş yerinde aniden kötüleşiyordu.
Ayşe on yıldan fazla manikürcü olarak çalışmıştı, bu yüzden ojelerin ve yağların kokusuna alışkındı. Ama şimdi dayanılmaz hale gelmişti, parlak renkli şişelerin görüntüsü bile mid




