İkinci Kez Denemenin Değeri Var

**İkinci Şansın Değeri Var**

“Anne, büyükanneme gitmek istemiyorum!” diye bağırdı yedi yaşındaki küçük Elif, annesinin kollarından kurtulmaya çalışarak. “O beni sevmiyor! Sadece amcam Murat’ı seviyor!”

“Elif, böyle şeyler uydurma,” dedi yorgun bir sesle annesi Ayşe, kızının montunu iliklerken. “Büyükanne tüm torunlarını aynı şekilde sever.”

“Yalan!” diye tepindi Elif. “Dün halam Fatma’nın oğlu Emre’ye dondurma verdi, bana hiçbir şey vermedi!”

“Belki boğazın ağrıyordur?” diye geçiştirdi Ayşe.

“Hayır! Beni sevmiyor çünkü ben onun öz torunu değilim!”

Ayşe elindeki tarakla donakaldı. Yedi yaşındaki bir çocuk bunları nasıl biliyordu? Kim söylemişti ona?

“Elif, bunu sana kim dedi?”

“Kimse,” dedi Elif pencereye dönerek. “Kendim anladım. Emre, onun babasıyla benim babamın kardeş olduğunu söylüyor. Ve ben biliyorum ki gerçek babam değil benimki. Benim gerçek babam uzakta yaşıyor.”

Ayşe’nin kalbi sıkıştı. Kızının yanına oturdu.

“Elif, beni iyi dinle. Baba Mehmet senin gerçek baban. Seni çok seviyor, iki yaşından beri seninle ilgileniyor. Büyükanne Lale de seni seviyor.”

“Öyleyse neden hep Emre’yi övüyor, bana hep kızıyor?” diye sordu Elif, gözleri dolmuştu.

Ayşe ne diyeceğini bilemedi. Çünkü Elif haklıydı. Kaynanası gerçekten de kendi kızını, öz torunundan farklı davranıyordu.

“Anne, geç kalıyoruz,” diye girdi içeri Mehmet. “Elif, hızlı giyin, yoksa büyükannen bekler.”

“Oraya gitmek istemiyorum!” diye ağladı Elif tekrar. “O beni sevmiyor!”

Mehmet karısına şaşkın şaşkın baktı.

“Ne oldu?”

“Sonra anlatırım,” diye fısıldadı Ayşe. “Elif, giyin. Hep birlikte gidiyoruz.”

Şehir parkında sessizce yürüdüler. Elif arkalarında ağır adımlarla yürüyor, ara sıra hıçkırıyordu. Mehmet, annesi için aldığı alışveriş poşetini taşıyor, Ayşe ise bu ziyaretin nasıl geçeceğini düşünüyordu.

Lale Hanım hep zor bir kadın olmuştu. Mehmet, Ayşe ve iki yaşındaki kızını tanıştırdığında, kaynanası onları buz gibi karşılamıştı.

“Niye senin olmayan bir çocuğa bakıyorsun?” diye sorardı oğluna. “Düzgün bir kız bulup kendi çocuklarını yap.”

Ama Mehmet inatçıydı. Ayşe’yi ve Elif’i öz kızı gibi seviyordu. Evlendiler, Elif’i resmen evlat edindi ve ona soyadını verdi.

Lale Hanım kabullendi, ama torununu hak ettiği gibi sevemedi. Özellikle de büyük oğlu Ahmet ona “gerçek” bir torun verdiğindeEmre’yi.

“Evde mi?” diye sordu Mehmet kapıyı çalarken.

“Girin,” dedi içeriden bir ses.

Kapıyı açan Lale Hanım oğluna sarıldı.

“Mehmet’im, ne kadar özlemişim seni!” diyerek yanağından öptü, sonra Ayşe’ye başını salladı. “Merhaba, Ayşe.”

“Merhaba, Lale Hanım.”

“Torunum nerede?” diye sordu büyükanne, Elif’in babasının arkasına saklandığını fark ederek.

“Buradayım,” diye mırıldandı Elif.

“Girin, oturun,” diyerek salona geçirdi onları. “Nasılsınız? Mehmet, zayıflamışsın?”

“Hayır anne, iyiyim,” diye güldü Mehmet. “Ayşe çok güzel yemek yapar.”

“İyi. Elif, okul nasıl gidiyor? İyi notlar alıyor musun?”

“İyi,” diye cevapladı Elif suratını asarak.

“Elif, büyükannene kibarca cevap ver,” diye uyardı Ayşe.

“Bırak çocuğu,” diye elini salladı Lale Hanım. “Çocuklar böyle işte. Emre dün Matematikten iki almış. Ahmet bütün öğleden sonra onunla ders çalıştı.”

“Elif Matematikten hep beş alıyor,” dedi Mehmet gururla.

“Güzel,” diye kuru bir övgüyle karşılık verdi büyükanne. “Ahmet bugün Emre’yle gelecekmiş. Amcasını özlemiş.”

Ayşe, Elif’in yüzünün karardığını gördü. Büyükannesinin bir torununun gelişine diğerinden daha çok sevindiğini biliyordu.

“Anne, geçen ay Elif’le geldiğimizi hatırlıyor musun?” diye sordu Mehmet. “Sana bir şiir okumuştu.”

“Evet,” diye onayladı Lale Hanım. “Güzeldi.”

“Yenisini okumamı ister misin?” diye teklif etti Elif utangaçça.

“Tabii, oku bakalım.”

Kız, salonun ortasında durdu ve bahar hakkında bir şiir okumaya başladı. Ayşe, kızının ne kadar çabalamasını, sevilmek için nasıl çabaladığını görüyordu.

“Güzel,” diye alkışladı büyükanne bitirdiğinde. “Şimdi ellerini yıka, yemeğe oturuyoruz.”

Elif itaat etti, Ayşe ise sofrayı hazırlamak için mutfağa gitti.

“Lale Hanım, sizinle konuşabilir miyim?” diye fısıldadı.

“Ne hakkında?”

“Elif hakkında. Kendini farklı hissettiğini söylüyor.”

Kaynanası tabağı sertçe masaya koydu.

“Ne demek istiyorsun?”

“Biliyorsunuz. Çocuklar her şeyi anlar. Bugün gelmek istemedi, ağladı.”

“Ben ne yapıyorum ki?” diye döndü Lale Hanım. “Yemek veriyorum, buraya çağırıyorum.”

“Ama farkı görüyor. Emre geldiğinde öpüyorsunuz, sarılıyorsunuz, hediye veriyorsunuz. Elif’e karşı soğuksunuz.”

“Çünkü o benim değil!” diye patladı büyükanne. “Ben onu doğurmadım! Onun büyükannesi var, ona baksın!”

“Lale Hanım, El

Rate article
Lifequest
İkinci Kez Denemenin Değeri Var