Bugün günlüğüme şunu yazmalıyım: Artık herkes için yemek yapmayacağım, sadece kendim ve küçük Aylin için!
Neden diye soracak olursanız, çünkü bu evde herkes kendi başının çaresine bakıyor, öyle de yaşasınlar!
Sabah erkenden, kapıyı çalmadan içeri dalan Büşra bağırdı: “Anne, kahvaltı nerede? Okula geç kalacağım!”
Nergis yataktan kalkmaya çalıştı, ama başı dönüyordu. Termometre 38,7 gösteriyordu. Boğazı yanıyor, göğsü hırıldıyordu.
“Büşra, hastayım… Buzdolabından bir şeyler al.”
“Orada hiçbir şey yok! Sadece Aylinin yoğurtları var!” diye cevap verdi kızı, kollarını göğsünde kavuşturmuş bir halde kapıda duruyordu. “Hep onu düşünüyorsun!”
Çocuk odasından ağlama sesi geldi. Aylin uyanmıştı. Nergis zorla kendini yataktan attı. Bacakları titriyor, gözlerinin önü kararıyordu.
“Nergis, benim mavi çizgili gömleğim nerede?” diye seslendi Murat banyodan.
“Dolapta olması lazım…”
“Yok! Dün ütülemiş miydin?”
Nergis duvara yaslandı. Dün bütün gün ateşler içinde küçük kızıyla ilgilenmişti.
“Hayır, ütüleyemedim.”
“Allah kahretsin! Toplantım var!” diye homurdandı Murat, banyo kapısını çarparak çıktı.
Aylin daha da hızlı ağlıyordu. Nergis sendeleyerek çocuk odasına gitti, kızını kucağına aldı. Küçük kız, hıçkıra hıçkıra annesine sarıldı.
“Anne!” diye bağırdı Büşra mutfaktan. “Burada hiç ekmek bile yok!”
“Masada para var, yol üstünde bir şeyler al.”
“Markete uğrayamam! Sınavım var! Üstelik, aileyi doyurmak senin görevin!”
Nergis cevap vermedi. Aylini kucağında taşıyarak mutfak
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



