Babası, ölmek üzere olan kızına bir barınaktan köpek hediye etmişti, sonra yolculuğa çıktı Döndüğünde ise inanılmaz bir şeyle karşılaştı! Gerçeği öğrenen herkesin gözleri doluyordu
“Baba” diye zorlukla fısıldadı Ayşegül, başını çevirirken bu küçük hareket bile ona büyük bir çaba gibi geliyordu.
Dört uzun aydır hastane yatağındaydı. Hastalık, bir gölge gibi, inatla vücuduna yayılıyor, gün geçtikçe ondan hayatı çekip alıyordu. Bir zamanlar odadan odaya koşan, gülen, yastıklardan kaleler yapan ve mucizelere inanan o küçük kız, şimdi neredeyse bir hayaletten farksızdı.
Yutkundum, içimde görünmez ama acı veren bir sıkışma hissettim. Köpek istediğinde, yüzünde bir anlık bir aydınlanma oldusanki içinde bir umut kıvılcımı parlamıştı.
“Tabii ki, güneşim,” diye fısıldadım, kararlı konuşmaya çalışarak. “İstediğin köpeği seçebilirsin.”
Ertesi gün tereddüt etmeden barınağa gittim. Kafeslerin içinde onlarca köpeğin beklediği geniş bir salona girdiğimde, birden içim titredi. Bir tanesi dikkatimi çektizayıf, siyah-beyaz, gözlerinde adeta bir evren saklıydı. Akıllı, derin, endişeli ama bir o kadar da sevecen bakıyordu.
“Adı Yıldız,” dedi barınaktaki kadın. “Çok sevecen. Özellikle çocuklarla çok iyi anlaşıyor.”
“Tamam,” diye başımı salladım, köpeğe bakarak. “Kızıma bunu alacağım.”
Yıldızı eve getirip Ayşegülün odasına sessizce soktuğumda bir mucize oldu. Kızım haftalardır ilk kez gülümsedigerçekten, içten bir gülümsemeyle. Köpeği kucakladı, ona sarıldı, canlı bir teselli gibi, ve fısıldadı:
“O benim hasta olduğumu hissediyor Baba, teşekkür ederim”
Ama hayat, her zamanki gibi, bu anın tadını çıkarmamıza çok izin vermedi. Birkaç gün sonra acil bir iş seyahati için yola çıkmam gerekti. Ertelemek mümkün değildiher şey işimiz ve geleceğimizle ilgiliydi. Ayşegülü üvey annesi, ikinci eşim Elifin yanına bıraktım, o da onunla ilgileneceğine söz verdi.
“Endişelenme, hallederiz,” dedi sakince.
Ağır bir kalple yola çıktım, ama umut ediyordum ki her şey yolunda gidecek. Yıldız yanında olacaktı. Ayşegül yalnız kalmayacaktı.
İş seyahati iki gün erken bitti. Eve döndüğümde sessizlik vardı. Ayşegülün kahkahasını duymadım, ayak seslerini duymadım, Yıldızın patilerinin hafif tıkırtısını da
Kalbim sıkıştı. Bir önsezi şimşek gibi çarptı.
Kızımın odasına koştumboştu. Sadece yerde boş bir kase vardı, ve kapıya doğru giden ayak izleri
MutfaktaElif oturuyordu. Çay içiyordu. Buz gibiydi.
“Ayşegül nerede?.. Köpek nerede?!” diye patladım.
“O pis köpeği sattım!” diye hışımla cevap verdi. “Ayşegül hastanede. Ateşler içinde. Sen de bu pireli hayvanlarla uğraşıyorsun”
Daha fazla dinlemedim.
Bir saat sonra hastanedeydim. Ayşegül solgun yatıyordu, gözlerinde yaşlarla.
“Baba, gitti çağırdım yoktu Neden?..”
“Onu bulacağım, güneşim,” diye fısıldadım, elini sıkarak. “Söz veriyorum.”
Üç gün iki gece uyumadım. Tüm şehri dolaştım, her barınak, her veteriner arandım, ilanlar astım, yabancılardan yardım istedim. Her şeyi verirdim.
Ve dördüncü gün Yıldızı buldum. Barınağın köşesinde, duvara yapışmış, inliyordu, sanki kurtarılacağını biliyordu. Kafesi açtığımda bana koştuiçindeki tüm sevgi, tüm korku, tüm umut yeniden uyanmış gibiydi. Artık biliyordu: Yine birlikteydik.
Hastaneye döndüğümde Yıldızı doğruca Ayşegülün odasına götürdüm. Ve uzun aylar sonra ilk kez gözlerinde bir ışık parladıcanlı, gerçek bir ışık.
“Onu geri getirdin o zaman ben de geri dönebilirim, değil mi?.. Eve?..”
İki ay geçti. Ve mucize gerçekleşti: Ayşegül iyileşmeye başladı. Yavaş ama kararlı adımlarla. Yüzü yeniden renklendi, hareketleri güçlendi, sesi daha berrak çıktı. Üvey annemiz? Boşandık. Acımasızlık ne aileye ne de affedilmeyi hak ediyordu.
Şimdi Ayşegül, Yıldız ve ben yeni bir hayat yaşıyoruz. Gerçek bir hayat. Sevgi, sadakat ve ışıkla dolu.
Hastaneden çıktıktan sonra Ayşegül Yıldızdan neredeyse hiç ayrılmadı. Birlikte uyudular, birlikte yemek yediler, televizyonu bile birlikte izlediler. Yıldız, Ayşegülün her hareketini hissediyor gibiydi: Kızım hasta olduğunda köpek başını göğsüne koyar ve inlerdi. Neşelendiğinde ise Yıldız bir yavru gibi odada zıplardı.
“Baba,” dedi bir gün Ayşegül, “o zaman neredeyse gidiyordum Ama o o beni tuttu. Sanki hastalığı kovaladı, uzaklaştırdı.”
Sessizce başımı sallayıp elini daha sıkı tuttum.
Bu arada eski eşim aramaya başladı. Önce suçlayarak:
“Bir köpek yüzünden aileyi bitirdin!”
Sonra yalvararak:
“Durumun bu kadar ciddi olduğunu bilmiyordum. Sadece evin rahatını istedim Geri dön.”
Ama cevap vermedim. Yıkan ben değildim, oydu. O gece, hasta
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



