Sabahın Köründe Kaynana Öfkeyle Yatak Odamıza Dalıp Bağırmaya Başladı: ‘Hayatımızı Mahvettiniz!’

Gece misafirimiz vardı. Sabahın erken saatlerinde yatak odamıza fırlayarak bağırdı:
“Kalk, Aylin, mutfağına ne olduğunu görsen aklın durur!” Pijamamla yataktan fırladım, kalbim deli gibi çarpıyordu. Koridorda koşarken eski sabahlığımı üstüme geçirdim, burnumda yanık kokusu mu var acaba? Yoksa gaz mı açık kaldı? Aklımdan felaket senaryoları geçiyor: yangın, patlama, Allah korusun. Mutfağa girdim ve karşımda… hamam böcekleri. Masanın altında, tabakların arasında, dün akşam temizlemeye üşendiğim yemek artıklarının etrafında bir sürü kahverengi yaratık dolaşıyordu. Kayınvalidem, Elif Hanım, kollarını beline dayamış, bana öyle bir bakıyordu ki sanki böcekleri bilerek yetiştirmiştim de onu şoke etmek istemiştim.
“Aylin, sizde hep böyle mi?” diye başladı, sesi öfkeden titriyordu, “Nasıl böyle yaşanır? Çocukların, kocan var, mutfak da bir ahır gibi!” Şaşkınlıktan donup kaldım, ne diyeceğimi bilemedim. Evet, dün temizlik yapmadım çünkü işten bitap düşmüştüm. Çocuklar ağlıyordu, eşim, Murat, televizyonda maç izliyordu, ben de sadece yatağa uzanmayı hayal ediyordum. Kim düşünürdü ki bu sefil böcekler tam o gece bir şölen düzenleyecek? Hem de nereden çıktılar? Bizim evimiz bakımlı bir apartman dairesi, her yer tertemiz. Eh, neredeyse tertemiz.
Elif Hanım tabii ki susmuyordu. “Benim zamanımda,” dedi, “böyle şey olmazdı! Yemekten sonra her yer silinir, süpürülür, tek bir kırıntı bile bırakılmazdı. Peki sen ne yapıyorsun? Şimdiki gençler tembelleşti, telefonla oynamaktan başka bir şey bilmiyor!” İçimden derin bir nefes aldım, çünkü ne diyebilirdim ki? O sadece kayınvalidem değil, aynı zamanda bir disiplin komutanıydı, mutfak düzeni onun için namus meselesiydi. Ben ise onu hayal kırıklığına uğratmıştım. Hemen temizliğe başladım: bez aldım, böcekleri temizledim, masayı, tabakları, ne varsa hepsini silip süpürdüm. Kayınvalidem arkamda durmuş, her hareketimi yorumluyordu: “Orayı unuttun! Şu leke ne? Hiç fayansları ovmuyor musun?” Sinirimi zor zapt ediyordum. İçimden, “Tamam, Elif Hanım, siz de kusursuz değilsiniz, mutlaka sizin de masanızda kırıntı kalmıştır!” diye düşündüm. Ama sustum, çünkü biliyordum ki onunla tartışmak boşunaydı.
Ben böceklerle savaşırken, kocam Murat sonunda yataktan çıktı. Mutfağa geldi, bu manzarayı gördü ve yardım etmek yerine gülerek, “Aylin, hayvanat bahçesi mi açtın?” dedi. Öyle bir bakış attım ki hemen sustu, çay demlemeye gitti. Kayınvalidem ise kendi kendine söyleniyordu: “Gördün mü, kocan da ciddiye almıyor. Oğlumla ben ilgilenmesem, iyice şımarık olacak!” Tamam, dedim içimden, şimdi de erkek terbiyesi üzerine nutuk çekecek. Öyle de oldu. Masanın başına oturdu, pırıl pırıl olan mutfağa baktı ve başladı: “Eskiden erkeklere disiplinli davranılırdı. Siz gençler serbest bırakıyorsunuz, işte sonuçmutfakta hamam böcekleri, o da gülüyor!”
Dinliyordum ama aklımda tek bir düşünce vardı: Elif Hanım akşama kadar gidene kadar nasıl dayanacağım? Onu sevmediğimden değil, iyi bir kadındır, ama bu müdahaleler… Bu sadece böcekler değil, onun için benim kötü bir ev kadını, kötü bir eş, hatta belki kötü bir anne olduğumun kanıtıydı. Silip süpürüyorum, yine de eleştirecek bir şey buluyor: çatal yanlış yerde, bıçak iyi yıkanmamış. Ben de demirden değilim ki! İki çocuğum var, işim var, gün boyu koşturup duruyorum, bir de üstüne bu böcekler ziyafet çekmeye karar verdi. Hem nereden çıktılar? Belki komşulardan gelmişlerdir. Binanın eski boruları var, bodrum nemli, oralarda geziyorlardır herhalde.
Sonunda temizliği bitirdim, mutfak deterjan reklamındaki gibi parlıyordu. Kayınvalidem biraz sakinleşmiş gibiydi ama yine de, “Aylin, düzenine dikkat etmelisin. Burası senin evin, senin ailen. Sen özen göstermezsen kim gösterecek?” dedi. Başımı salladım, zoraki gülümsedim, içimden ise “Beni rahat bırak!” diye haykırdım. Murat halimi görünce kayınvalidemi gezmeye götürdü, biraz nefes almam için. Ben masaya oturdum, bu pırıl pırıl mutfağa baktım ve düşündüm: Acaba gerçekten bu kadar kötü bir ev kadını mıyım? Belki Elif Hanım haklıdır, bir şeyleri yanlış yapıyorum. Ama sonra hatırladım ki aile, tertemiz bir mutfak değildir; sevgi ise sadece parlayan tabaklardan ibaret değil. En önemli olan, birbirimize sabır ve anlayışla yaklaşmaktır.

Rate article
Lifequest
Sabahın Köründe Kaynana Öfkeyle Yatak Odamıza Dalıp Bağırmaya Başladı: ‘Hayatımızı Mahvettiniz!’