Kızım, topla eşyalarını, annen geldi seni almaya.
Her yetimhanedeki çocuğun bu sözleri dört gözle beklediği söylenir. Ama Elif, duyduğu anda irkildi, sanki bir tokat yemiş gibi.
Hadi, ne bekliyorsun? Toplan artık!
Ayşe Hanım ona bakakaldı. Niye hiç sevinmiyordu ki? Yetimhanedeki hayat kolay değildi sonuçta. Kimi çocuklar kaçıp sokakta yaşamayı bile tercih ediyordu. Ama Elife kendi evine dönme fırsatı çıkmıştı, buna rağmen yüzü gülmüyordu.
Gitmek istemiyorum, diyerek pencereye döndü. Arkadaşı Deniz ona şaşkın şaşkın baktı ama bir şey demedi. O da bu tepkiyi anlamamıştı. Keşke kendisine de böyle bir şans çıksaydı, ama kimse onu istemiyordu.
Elif, ne oldu sana? diye sordu Ayşe Hanım. Annen seni bekliyor.
Onu görmek istemiyorum. Eve de dönmek istemiyorum.
Diğer kızlar da konuşmayı merakla dinliyordu. Ayşe Hanım, bu kadar kişinin önünde konuşmanın doğru olmayacağını düşündü.
Benimle gel.
Elifi bir odaya götürdü ve ona üzgün üzgün baktı.
Annen elbette hatalar yaptı. Ama düzeltmeye çalışıyor belli ki. Yoksa seni almaya izin vermezlerdi.
İlk defa mı sanıyorsunuz? diye burun kıvırdı Elif. İkinci kez yetimhanedeyim. İlk alındığımda da böyle yapmıştı. Şişeleri saklamış, evi temizlemiş, biraz yiyecek almış, işe girmişti. Kontrole gelenler her şeyin yolunda olduğunu görünce beni geri verdiler. Sonra yine eski haline döndü. Ben sadece yardım parası almak için ona gerekliyim.
Elif, ama ben buna karışamam. Hem evde daha iyi olur herhalde, diye ikna etmeye çalıştı Ayşe Hanım.
Daha mı iyi? Aç kalmak ne demek biliyor musunuz? Ya da eksi yirmi derecede yırtık ayakkabılarla okula gitmek? Ya da odana kapanıp annenin içki arkadaşlarının sana gelmemesi için dua etmek? Nihayetinde neden onun velayetini almıyorlar ki?
Elifin gözleri doldu. Yetimhaneyi sevmiyordu evet, ama burada karnının doyacağını, giyeceği olacağını ve güvende olacağını biliyordu. Evde bunların hiçbiri yoktu.
Sana yardım edemem, diye iç çekti Ayşe Hanım.
Elife gerçekten üzülüyordu. Çocuk akıllıydı, yetimhane için şaşırtıcı derecede zekiydi. Belki annesi de bir zamanlar böyle biriydi, ta ki içkiye batana kadar. Yedi yıldır yetimhanede çalışıyordu ama ilk defa eve gitmek istemeyen bir çocukla karşılaşıyordu.
Kendim yaşayabilir miyim? diye sordu Elif. Çalışır, bir oda kiralardım.
Ancak reşit olunca, diye başını salladı Ayşe Hanım.
Neredeyse on altı yaşındayım! Yetişkin sayılırım artık!
Ayşe Hanım da Elifin yaşına göre fazla olgun olduğunu düşünüyordu. Ama elinden bir şey gelmezdi.
Maalesef, gerçek bir yetişkinin yanında olman gerekiyor. Belki senin velayetini alabilecek biri vardır? diye sordu. Annenin velayetinin alınması için başvurabiliriz.
Kimse yok Büyükannem yaşarken idare ediyorduk, şimdi çekilmez oldu.
Baban?
O da içkiye battı Öldü.
Elif bunu o kadar soğukkanlılıkla söyledi ki, sanki en normal şeydi. Onun için öyleydi zaten.
Hiç akrabası yok mu?
Elif düşündü.
Sanırım annesi yaşıyordu, ama tanımıyorum. Oğluyla konuşmuyordu. Onu anlıyorum, diye burun kıvırdı. Ben de onunla konuşmazdım.
Şöyle yapalım, dedi Ayşe Hanım. Önce annenle bir deneyelim. Ben de büyükannen hakkında bilgi toplamaya çalışırım. Anlaştık mı?
Elif başını salladı. Başka çaresi yoktu.
Tabii ki annesi tam bir tiyatro oynadı. Kızına sarılıp ağladı, özür diledi, onu özlediğini söyledi.
Ama Elif hiç oralı olmadı. Eve döndüklerinde her şeyin eskisi gibi olacağını biliyordu.
Öyle de oldu. İlk gün kendini tuttu, ikinci gün marketten içkiyle döndü.
Her şey yine başa döndü. Annesi içiyordu, işten atılmıştı. Elif yine cehennemi yaşıyordu.
Bir gece sarhoş bir adam odasına dalmaya kalkınca ve Elif onu zorla dışarı atınca, artık yetti dedi.
Şans eseri, Ayşe Hanım ona telefon numarasını vermişti. Elif onu aradı. Ya sokakta kalacaktı ya da yetimhaneye dönecekti.
Büyükanneni buldum, dedi Ayşe Hanım. Onunla konuşacağım. Yaşı uygunsa ve şartları elveriyorsa, velayeti alabilir.
Elif onunla gitmek istedi. Büyükannesini tanımıyordu ama onu reddetmeyeceğini umuyordu. İki yıl dayanabilseydi, özgür olacaktı.
Kapıyı altmış yaşlarında, güzel, dik duruşlu bir kadın açtı.
Ne istiyorsunuz? diye sordu.
Neriman Hanım mı? diye sordu Elifin eski öğretmeni.
Evet, benim.
Ben sizin torununuzum, diye atıldı Elif. Lafı dolandırmaya gerek yok.
Ne?
Babanızın kızıyım.
Anladım. Peki sana nasıl yardım edebilirim? diye sordu Neriman Hanım, hiç tepki vermeden.
Konuşabilir miyiz? diye araya girdi Ayşe Hanım.
Peki. Ama uzun sürmeyecek. İşe gitmem lazım.
Neriman Hanım onlara çay ikram etti. Ara sıra Elife bakıyordu, sanki uzaylıymış gibi. Ama kendisi bir şey söylemiyordu.
Bu arada Ayşe Hanım durumu anlatı




