Katalin, tıraşlanmış mükemmel çimlere sahneye çıkar gibi adım attı. Her hareketi ölçülü ve soğukkanlıydı. Biliyordu: bu sıradan bir dönüş değildi. Bu, onun intikamıydı.

**Günlük Girişi**

Elif yavaş yavaş, tıraşlanmış çimenlerin üzerine adım attı, sanki bir sahneye çıkıyormuş gibi. Her hareketi ölçülü, soğukkanlı ve kesindi. Biliyordu: bu sıradan bir dönüş değildi. Bu onun intikamıydı.

Osman Beyin bakışları adeta onu yakıyordu. Bastonunu o kadar sıkı kavramıştı ki parmakları bembeyaz olmuştu. Gözlerinde her şey vardıöfke, küçümseme, ama o eski, yırtıcı ışık da duruyordu; onlarca yıldır herkesi ezen o bakış.

Satın almak mı? diye alaycı bir sesle sordu. Kızım, bu evler ailemin malıdır. Benim soyumundur. Ben yaşadıkça, burada kalacaklar.

Elif bir adım daha yaklaştı.

İşte bu yüzden, dedi sessizce. Çünkü artık çok yaşamayacaksın.

Yaşlı adamın dudakları titredi. Gülümsemek istedi ama yerini öksürük aldı. Yıllar, içki ve iktidarın yükü işini görmüştü.

Komşuların yüzleri bahçe çitlerinin ardında belirdi. Herkes olan biteni görüyordu, kimse müdahale etmeye cesaret edemiyordu. Ama merak, korkudan daha güçlüydü.

Deli misin sen, Elif? diye hırladığında yaşlı adamın sesi titredi. Kimse sana bir şey satmaz.

Elif çantasından bir dosya çıkardı.

Bunlar sözleşmeler. Sokaktaki evlerin yarısını satın aldım bile. Ayşe Teyzenin borçları vardı, oğlu kredilere battı. Mehmet Amcanın işleri iflas etti. Hepsi bana geldi.

Osmanın gözleri kıvılcımlandı.

Yalan!

Elif dosyayı açtı ve belgeleri gösterdi.

Bu sadece başlangıç. Ama senin, Osman Bey, çok daha değerli sırların var.

Yaşlı adam sendeledi.

Ne sırları?

Elifin gülüşü buz gibiydi.

Hiçbir şey bilmediğimi mi sanıyorsun? Annemin bir sabah ansızın kaybolduğunu biliyorum. Sen kalp krizi geçirdi dedin. Otopsi yoktu. Soruşturma yoktu. Doktorları, polisleri susturdun.

Sokakta bir homurtu yayıldı. Camların ardında ürkek gözler parlıyordu.

Yalan! diye bağırdı Osman sesi çatallaşarak. Herkes biliyor ki hastaydı

Hasta mı? diye sertçe kesti Elif. Yoksa sadece senin için yolunda gitmek isteyen servetinin önünde bir engel miydi?

Adam sendeledi ama hemen toparlandı.

Kanıtın yok.

Elif elini kaldırdı.

Peki bu ne?

Eski, yıpranmış bir defter çıkardı. Yaşlı adamın yüzü kül rengine döndü.

Bu

Evet. Annemin günlüğü. Bir akrabamın sandığında buldum. İçinde her şey yazıyor. Korkuları, şikayetleri Çayına ilaç yavaş yavaş karıştırdığını, güçsüz görünmesini sağladığını yazmış. Vasiyetini sahte yazdırdığını da

Osmanın gözleri fal taşı gibi açıldı. Bastonu elinden kaydı, neredeyse yere düşecekti.

Yalan hepsi yalan

Elif omuz silkti.

Belki. Ama gazeteciler neyi sever biliyor musun? Böyle hikayeleri. Özellikle de belgelerle desteklenmiş olanları.

Sokak sessizliğe gömüldü. Sadece rüzgâr ağaçları hışırdatıyordu.

Osman elini kaldırdı, sanki vuracakmış gibi, ama titredi. Bastonu yere düştü, kendisi de yavaşça verandaki banka çöktü. Yüzü bozulmuştu; o mağrur duruşun yerini çaresizlik almıştı. Aşiretin reisi ilk kez bu kadar zayıf görünüyordu.

Bu benim sokağım diye hırıldadı, nefesi kesilirken.

Artık değil, diye fısıldadı Elif.

Aniden döndü ve arabasına yürüdü.

Tam o anda beklenmedik bir şey oldu. Komşu evlerden insanlar çıkmaya başladı. Ayşe Teyze, solgun ve dağınık saçlarıyla, elinde bir kağıt tutuyordu.

Haklısın! diye bağırdı. Her şeyi ona sattım borçları ödeyemiyorduk artık

Ardından Mehmet Amca öne çıktı, gözleri yerde.

İşlerim battı, diye mırıldandı. Ben de imzaladım.

Kalabalığın sesi yükseldi. Kimi ağlıyor, kimi sövüyordu. Bir zamanlar tertemiz görünen sokak, şimdi yalanların ağırlığı altında parçalanıyordu.

Elif arabayı çalıştırdı. Dikiz aynasında son bir kez o manzarayı gördü: Osman, kırık bir heykel gibi hareketsiz oturuyor, etrafındaki ailesi enkazı kurtarmaya çalışıyordu.

Göğsünde yılların acısı sıkıştı, ama ilk kez onu ezmiyordu. Artık acı, ona hükmetmiyordu.

Elleri sakin bir şekilde direksiyonu kavradı. Biliyordu: boşuna dönmemişti buraya.

Otuz iki yıl önce bir çöp gibi atmışlardı onu buradan.

Bugün ise bu sokağın yeni sahibi oydu.

Ve son perde: Bir zamanlar Osmanın klanına ait olan sokak, şimdi Elifin eline geçti. Onun intikamı bir çığlık ya da şiddet değildibelgeler, soğukkanlı bir zeka ve nihayet her şeyi yerine oturtan zaman oldu.

Rate article
Lifequest
Katalin, tıraşlanmış mükemmel çimlere sahneye çıkar gibi adım attı. Her hareketi ölçülü ve soğukkanlıydı. Biliyordu: bu sıradan bir dönüş değildi. Bu, onun intikamıydı.