O gece oğlumu ve karısını kapı dışarı ettim ve anahtarlarını aldım: artık yettiğini anladığım o an gelmişti.
Bir hafta geçti, hâlâ kendime gelemiyorum. Kendi oğlumu ve onun karısını evden kovdum. Peki biliyor musunuz? Hiç pişman değilim. Zerre kadar. Çünkü bu bardağı taşıran son damlaydı. Onlar beni bu kararı vermeye zorladı.
Her şey altı ay önce başladı. Her zamanki gibi işten eve yorgun argın dönmüştüm. Bir fincan çay ve sessizlik istiyordum. Mutfağa girdiğimde ne göreyim? Oğlum Emre ve karısı Aylin. Aylin sucuk doğruyor, Emre ise masada gazete okuyor, hiçbir şey olmamış gibi gülümsüyor:
“Merhaba anne! Uğramaya karar verdik!”
İlk bakışta korkunç bir şey yoktu. Emrenin uğraması her zaman sevindiriciydi. Ama sonra anladım: bu bir ziyaret değil, taşınmaydı. Habersiz, izinsiz. Direkt daireme yerleşmişlerdi.
Anlaşılan, kiraladıkları evden çıkarılmışlardı altı aydır kira ödememişlerdi. Ben onlara demiştim: “Gücünüzün yetmeyeceği şeyleri istemeyin! Bütçenize göre hareket edin.” Ama dinlemediler. Onlar için şehrin göbeği, lüks tadilat, manzaralı balkon lazımdı. Her şey çöktüğünde ise soluğu annede aldılar.
“Anne, sadece bir hafta kalacağız. Söz veriyorum, hemen ev bakmaya başlayacağız,” diye teminat verdi Emre.
Ben de saf gibi inandım. “Tamam, bir hafta katlanılır,” diye düşündüm. Sonuçta aileydik. Yardım etmek gerekiyordu. Keşke bunun nereye varacağını bilseydim…
Bir hafta geçti. Sonra bir hafta daha. Ardından üçüncü ay. Ev aramak bir yana, iyice yerleşmişlerdi. Kendi evlerindeymiş gibi yaşıyorlardı: hiçbir şey sormuyor, hiçbir şeye katkı sağlamıyor, hiçbir şeyi umursamıyorlardı. Aylin ise… Allahım, onun hakkında ne kadar yanılmışım.
Yemek yapmaz, temizlik yapmazdı. Bütün gün arkadaşlarında takılır, evde kaldığında ise kanepede telefonuyla uzanırdı. Ben işten gelir, akşam yemeği yapar, bulaşıkları yıkardım; o ise tatildeymiş gibi davranırdı. Kendi fincanını bile yıkamazdı.
Bir gün usulca sordum: “Belki ek iş bakmalısınız? Size rahatlık sağlar.” Cevap anında geldi:
“Biz nasıl yaşayacağımızı biliyoruz. İlgine teşekkürler.”
Onları doyurdum, su, elektrik, doğalgaz faturalarını ödedim. Tek bir kuruş bile vermediler. Üstüne bir de bir şey beğenmediklerinde kavga çıkarırlardı. En ufak bir uyarım fırtınaya dönüşürdü.
Ve işte, bir hafta önce… Gece geç saatte yatakta uyuyamıyorum. Diğer odada televizyon bağırıyor, Emre ve Aylin kahkaha atıp bir şeyler tartışıyor. Benimse sabah işe gitmem var. Yanlarına gittim:
“Çocuklar, birazdan uyumayacak mısınız? Sabah erken kalkmam lazım!”
“Anne, abartma,” dedi Emre.
“Hanımefendi, gerginlik yapmayın,” diye ekledi Aylin, dönüp bile bakmadan.
İçimde bir şey koptu.
“Eşyalarınızı toplayın. Sabah burada olmayacaksınız.”
“Ne?”
“Duydunuz. Çıkın gidin. Yoksa ben eşyalarınızı kapının önüne koymaya başlarım.”
Odam
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



