Bayan Hoffmann bir kez daha yan camdan dışarı baktı. Araba şehrin korna sesleri arasında yavaşça ilerliyordu, ancak içeride fırtına öncesi gibi ağır bir sessizlik vardı. Martin, her saniyenin gerilmiş bir ip gibi uzadığını hissediyordu.
Martin, dedi uzun bir sessizlikten sonra, yirmi yıldır bir sırla yaşıyorum. Bugün artık saklamak için bir sebep yok.
Cevap vermeye cesaret edemedi. Parmaklarını direksiyona kenetlemişti, gözleri dikiz aynasında yanıyordu.
Çocuklar küçükken hatırlıyor musun? devam etti. Felix durmadan ağlardı, Clara da kocam sesini yükselttiğinde her seferinde korkardı. Sen onları elinden tutup dışarı çıkarır, parkta gezdiren hep sendin. Babalarının çığlıklarını duymasınlar diye.
Martin gözlerini bir an kapattı, zihninde net bir görüntü belirdi: arka koltukta saklanan iki çocuk, kulaklarına taktığı küçük kulaklıklar, evdeki gürültüyü bastırmak için mırıldandığı basit bir şarkı.
Sen ise, Martin hiç sormadın. Karışmadın. Sadece korudun. Öfkeli olduğunda, aramızda bir duvar gibi durdun.
Bayan gözlerini, şimdi ıslak, dikiz aynasına kaldırdı.
Kaç kez sana teşekkür etmek istedim. Ama biliyordum ki öğrense, sana benden daha çok zarar verirdi.
Araba yol alıyordu ama Martin yolun sonsuza uzandığını hissediyordu. Onun sözleri göğsüne tek tek saplanıyordu.
Ben onunla kaldım, dedi. Çocuklar için. Servet için. Görünüş için. Ama kalbim kalbim hep seninleydi.
Direksiyon ellerinden kayacak gibi oldu. Derin bir nefes aldı. Yirmi yılın anıları bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti: dikiz aynasındaki kaçamak bakışları, çocuklara oyuncak getirdiğinde yüzündeki belli belirsiz gülümseme, bir gün elinin koluna değip hemen çekilişi…
Bilmiyorsun, Martin ama seni sevdim. Ve hâlâ seviyorum.
Bu sözler yavaşça söylendi, ancak arabanın içini kapladı. Nefesi kesilmişti. Yirmi yıllık sessizlik, kabullenme, mesafe hepsi bir itirafla dağılıverdi.
Arabayı yol kenarına çekti, motor hâlâ çalışıyordu. Yavaşça başını çevirdi. Gözleri dikiz aynasında buluştu.
Hanımefendi başladı, ama sesi kısıldı. Hiç cesaret edemedim
Biliyorum, Martin. Kim olduğunu biliyorum. Ne feda ettiğini de. İşte bu yüzden artık susmak istemiyorum.
Eliyle hafifçe koltuğunun arkasına dokundu. Romantik bir dokunuş değil, minnettarlık ve özgürlük dolu bir hareketti.
Çocuklar büyüdü. Artık yalanlarla yaşamak için bir sebep yok. Bütün dünya taş atsa da umurumda değil.
Martinin kalbi göğsünde bir davul gibi çarpıyordu. Kaç gece bu anı hayal ettiğini, onun için şoförden fazlası olmayı ne kadar çok istediğini söylemek istedi. Ama kelimeler dudaklarından dökülmedi.
Martin tekrar konuştu, hayatım şimdi başlıyor. Eğer yanımda sen olursan, devam etme cesaretini bulacağım.
Arkada




