Oğlumu Boşanmaya Sürüklüyorum: Böyle Akılsız Bir Karıyla Niye Evlensin?

Bugün defterime döktüğüm acılarımı yazacağım. Oğlumu bu çürük evlilikten kurtarmak istiyorum. Böyle ahmak bir karıyı hak eder mi hiç?

Herkes kaynanaları kötüler, hiç sebepsiz yere gelinlerine zulmeden cadılar olarak resmeder. İnternet forumlarında bu tür hikâyelerle dolup taşıyor. İşte ben de o “kötü kaynana”yım – sadece gelinime laf atan değil, oğlumun evliliğini yıkmaya kararlı olan. Peki biliyor musunuz? Hiç utanmıyorum. Haklı olduğuma inanıyorum ve şimdi, içimdeki öfke ve oğlum için duyduğum acıyla, size neden böyle düşündüğümü anlatacağım.

Oğlum Emre, bu kızla, Selin’le beş yıl önce tanışmış. Ama benimle tanıştırması çok sonra oldu – ancak nişanlanıp evlenmeye karar verdikten sonra. İlk görüşte hoşlanmadım ve sonradan anladım ki içimdeki ses beni yanıltmamış – bu kız tam bir felaket çıktı.

Onları İstanbul’un dışındaki mütevazı evime davet ettim. Selin daha ayakkabılarını çıkarmadan telefonu çaldı. Özür dileyip sonra arayacağına söylemek yerine, girişte kankasıyla çene çalmaya başladı. On beş dakika! Dişlerimi sıkarak bekledim, o ise kahkahalar atıp saçma sapan şeyler konuştu. O anda bile içime bir his doğdu: Bu kızda bir gariplik var.

Sofrada ona derin sorular sormadım, sadece izledim. Ama kendisinden, hayatından ve planlarından bahsetmeye başlayınca her şey ortaya çıktı. Liseyi zor bitirmiş, üniversitede son sınıfta ama yükseköğrenim aklının ucundan bile geçmiyor. Ne gerek var ki? Ona göre kadının tek rolü eş ve anne olmakmış. Çalışmayı da düşünmüyormuş. Şimdi anne babası bakıyor, sonra da bu yük oğlumun omzuna binecek. Ailesiyle yaşıyor ama evlendikten sonra bizim eve taşınmayı planlıyor. Ve işin tuzu biberi: Hamileymiş. Daha yeni olduğu için düğünü hemen yapacaklarmış, karnı şişmeden. Öyle bir tavır takınmıştı ki sanki dünya ona borçluydu, güzelliğiyle de hayatı boyunca rahat yaşayacakmış gibi.

En kötüsünü ise Emre balkonda sigara içmeye çıktığında gördüm. Selin hemen ince bir sigara çıkarıp peşine takıldı. Hamile – ve sigara içiyor! Öfkeden nefesim kesildi. Çocuğa ne olacak? Onu hiç düşünmüyor gibiydi.

Kısa süre sonra evlendiler ve benim evime taşındılar. Sabah erkenden işe gidiyor, akşam dönüyordum; Selin ise öğlene kadar uyuyor, sonra evde aylak aylak dolaşıyor, hiçbir şey yapmıyor, sık sık balkona sigaraya çıkıyordu. Üniversiteden hamilelik raporu alıp izne ayrılmıştı. Akşamları her seferinde dağınık bir ev beni karşılıyordu: Lavaboda bulaşık yığını, etrafa saçılmış eşyalar, bomboş buzdolabı. Yemek yapmıyor, temizlik yapmıyordu – sadece telefonunda annesiyle ya da kız arkadaşlarıyla gevezelik ediyordu.

Ondan ev işlerine yardım etmesini istediğimde hep bir bahane buluyordu: Ya bulantısı vardı, ya yorgundu. Ama bu, kafelerde arkadaşlarıyla takılmasına ya da gece kulüplerinde Emreyle sabahlamasına engel değildi. Dişimi sıkıp oğlum için sessiz kaldım. Sonra torunum doğdu. Peki ne oldu dersiniz? Selinde hiçbir değişiklik olmadı. Emre geceleri çocuğa kalkıyor, bebek arabasıyla gezdiriyor, doktora götürüyordu. Ben de işten yorgun argın gelip hafta sonları yardım ediyordum. Ya o? Kanepede uzanıp telefonuna bakıyor, sigarasını tüttürüyordu. Öfkeden titriyordum.

Onunla konuştum – önce sakin, sonra sert. Lafımı bir kulağından girip ötekinden çıkarıyor, küstahça sırıtıyordu. Ama en kötüsü Emrenin hep onu savunmasıydı. Ona karısının tembelliğini, işe yaramazlığını gösterdiğimde duvar gibi karşıma dikiliyordu: “Anne, elinden geleni yapıyor, sadece zorlanıyor.” Sonra kavga ediyorduk. Bana bağırıyor, ama ona bir laf etmiyordu. Oğlum, biricik çocuğum, bu boş kıza körü körüne aşık olmuştu.

Evdeki gerginlik dayanılmaz hale geldi. Bir gün artık dayanamadım ve öfkeyle patladım: “Al karını, çocuğunu ve defolup gidin buradan! Ayrı yaşayın, bakalım nasıl idare edeceksiniz!” Gittiler. Emre gücendi, benimle konuşmuyor. Ona gerçeği göstermeye çalıştım ama aramıza duvar ördü. Artık neredeyse hiç aramıyor, ziyarete gelmiyor. Eminim Selin onu bana karşı kışkırtıyor, aramıza mesafe koyuyor. Oysa oğlumu canımdan çok seviyorum, torunuma da yürekten bağlıyım.

Kararımı verdim: Emre böyle bir kadını hak etmiyor. O, akıllı, şefkatli bir eşi hak ediyor, bu tembel, sorumsuz kızı değil. Şimdilik görmüyor olabilir ama bu evliliği yıkmak için elimden geleni yapacağım. Oğlumu bu prangalardan kurtarana kadar durmayacağım. Eminim ki bir gün haklı olduğumu anlayacak, bana sarılıp “Teşekkür ederim anne” diyecek. Torunumu da onun gölgesi, umursamazlığı ve sigara dumanı olmadan büyüteceğiz. Geri adım atmayacağım, çünkü bu, oğlumun mutluluğu için verdiğim bir savaş.

Bugün şunu öğrendim: Bazen sevdiğin için savaşmak, onu kendinden bile korumak demek.

Rate article
Lifequest
Oğlumu Boşanmaya Sürüklüyorum: Böyle Akılsız Bir Karıyla Niye Evlensin?