Louis Morel, breton köyü Quimperdeki yeni evi, yani huzurevine bakarken, hayatının buraya kadar getirdiğine inanmakta zorlanıyordu. Hafif kar taneleri sokakları beyaz bir örtüyle kaplarken, içini soğuk bir kış rüzgarı sarıyordu. Üç çocuğun babası olarak yalnız bir yaşlılık, yabancı duvarlar arasında hayal etmemişti. Bir zamanlar hayatı ışık doluydu: şehir merkezinde sıcak bir ev, sevgi dolu eşi Élodie, üç güzel çocuk, kahkahalar ve rahatlık. Bir fabrikada mühendis, bir arabası, geniş bir dairesi ve en önemlisi gurur duyduğu bir ailesi vardı. Şimdi ise hepsi ona uzak bir rüya gibi görünüyordu.
Louis ve Élodie, bir erkek ve iki kız çocuğu yetiştirmişti: Théo, Camille ve Léa. Evleri, komşuları, arkadaşları ve iş arkadaşlarını kendine çeken bir sıcaklıkla doluydu. Çocuklarına her şeyi vermişlerdi: eğitim, sevgi, iyiliğe inanç. Fakat Élodie, on yıldan beri hayatlarından ayrılmış, Louisin kalbinde iyileşmemiş bir yara bırakmıştı. Çocuklarının ona destek olacağını ummuş, fakat zaman yanıldığını göstermişti.
Yıllar geçtikçe Louis, çocukları için hiç de gerekli olmayan bir varlık hâline geldi. En büyükleri Théo, on yıldır İspanyada çalışıyor, evlenmiş, bir aile kurmuş ve tanınmış bir mimar olmuştu. Yılda bir kez mektup gönderiyor, bazen de ziyarete geliyor, ama son yıllarda telefonları seyrekleşti. İş, baba, anlıyor musun? diyordu Théo ve Louis gözlerini kırpıştırarak acısını gizliyordu.
Kızları Quimperde yaşıyordu, fakat günlük koşuşturmacanın içinde boğulmuşlardı. Camille bir eş ve iki çocuğa, Léa ise kariyerine ve sorumluluklarına adanmıştı. Ayda bir kez telefon konuşur, ara sıra ziyaret eder, hep aceleci bir dille Baba, özür dileriz, çok yoğunuz derlerdi. Louis, Noel ağaçları ve hediyelerle dolu caddeleri izlerken 23 Aralıkı hatırladı. Yarın Noel, aynı zamanda doğum günüydü; tek başına geçireceği bir doğum günü. Artık kimseye ait değilim, diye mırıldandı gözlerini kapatarak.
Élodienin evi süslediği, çocukların hediyelerini açtığı o neşeli anları hatırlıyordu. O zamanlar evleri hayatla doluydu. Şimdi ise sessizlik hâkim, kalbi melankoliyle sıkışıyordu. Nerede yanılmışım? diye düşündü. Élodie ve ben onlara her şeyi verdik, ben ise burada, unutulmuş bir bavul gibi kaldım.
Sabah olduğunda huzurevi canlandı. Torunlar ve büyükanneler, sevdiklerini getirmek, tatlılar paylaşmak ve kahkahalar eşliğinde gezinti yapmak için geliyordu. Louis, odasında eski bir aile fotoğrafına bakıyordu ki birden kapı çaldı. Şaşkınlıkla İçeri gelin! dedi.
Mutlu Noeller, baba! İyi doğum günleri! diye bir ses duyuldu ve gözyaşları yüzünden süzüldü.
Kapıdaki kişi Théoydu. Griye çalan saçları, ama hâlâ çocuk gibi bir gülümsemesi vardı. Babasına koştu, kucakladı. Louis gözlerine inanamadı; gözlerinden akan gözyaşları kelimelere dönüştü.
Théo Gerçekten sen misin? diye fısıldadı, bir rüya mı sandığını merak ederek.
Elbette baba! Dün geldim, sürpriz yapmak istedim, diye yanıtladı, omuzlarını tutarak. Kız kardeşlerin seni buraya koyduğunu hiç söylemedin. Her ay sana para gönderiyordum, güzel bir miktar! Onlar hiçbir şey söylemedi. Bilmiyordum!
Louis gözlerini yere indirdi. Şikayet etmek ya da araya girip kavga çıkarmak istemiyordu. Fakat Théo kararlıydı.
Baba, valizini hazırla. Bu akşam trene biniyoruz, seni alıyorum. Önce eşimin ailesinin yanında kalacağız, ardından evrakları düzelteceğiz. Benimle İspanyaya gel, birlikte yaşayacağız!
Ne demek, evladım? diye kekelerken, Ben çok yaşlıyım İspanya mı?
Yaşlı değilsin baba! Lucía mükemmel bir kadın, her şeyi biliyor ve seni bekliyor. Kızımız Sofia da büyükbabasıyla tanışmak istiyor! Théonun kendinden emin sözleri Louise umut verdi.
Théo Bana buna inanamıyorum Çok fazla, diye gözyaşlarını sildi.
Yeter baba. Bu yaşlılığı hak etmiyorsun. Hazır ol, eve dönüyoruz.
Diğer sakinler fısıldadı: Morelin oğlu ne bir evlat! Gerçek bir adam! Théo, babasının eşyalarını toplamasına yardım etti ve aynı gece yola çıktılar. İspanyada yeni bir hayata başladılar. Sevgi dolu insanlarla, sıcak bir güneş altında, Louis tekrar faydalı hissetti.
Yaşlılığa ulaştığınızda, çocuklarınızı ne kadar iyi yetiştirdiğinizi anlayabilirsiniz. Louis, oğlunun hayalini kurduğu adam olduğuna kavuştuğunu fark etti ve bu, hayatının en güzel hediyesi oldu.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



