İki kişilik daire mi? Ben olmadan!
Daireyi Laleye devredeceğim, sen de buraya taşınacaksın. Zaten tek başına yaşıyorsun, dedi İrem, sormadan.
Bu ses kimin erkek sesiydi? diye seslendi annesi, sesindeki sertlik sanki Elif on üç, otuz iki değilmiş gibi.
Televizyon, anne. Ne istedin? Elif konuşmayı çabuk bitirmek istiyormuş gibi yanıtladı.
Konuşmamız lazım, ciddiyiz, dedi annesi ve telefonu kapattı. O da senin gibi, hep gözlemler, asla sorar mı?
Ahmet! diye bağırdı Elif, telefonu kanepeden fırlattı.
Ne oldu? dedi Ahmet, mutfaktan iki fincan çayla çıkarken.
Annem geliyor bu akşam.
Kalayım mı?
Hayır, yalnız halledeceğim
**Geçmişin Gölgeleri**
Anılar bir albümdeki fotoğraflar gibi; bazıları solmuş, özeti ise hâlâ taze. Elif on bir yaşındayken anne ve babası boşandı. Kız kardeşi Lale hâlâ bebek bebek oyuncak bebeklerle oynarken, Elif zaten yetişkinlerin arasındaki satır aralarını okuyabiliyordu.
Artık evimiz yok, sadece gölgesi kaldı, diyordu babası Hasan.
Çocuklar ne olacak? diye bağırdı anne Fatma, sesi cam gibi kırıldı.
Boşandıklarında Hasan sessizce eşyalarını topladı; sevdiği koltuk, kırık fincan, kitaplar bir bir kayboldu.
Elif iki dünyanın köprüsü oldu: annesinin sertliği ile babasının sakinliği arasında. Lale ise babasını hain, annesini şahid olarak gördü.
**Yetişkin Hayatı**
Elif üniversiteye İstanbulda gitti. Çok çalıştı, çok çabaladı; bir gün kendi evinde oturmak için kararlıydı. Lale bir süre kursa gitti, tırnak tasarımcısı oldu ve neredeyse hemen evlendi.
Hasan vefat etti; geride sadece güzel anılar ve bir boşluk bıraktı.
Fatma sadece para ister ya da şikayet ederdi:
Lale hamile, ona yardım et. Torun az kazanç sağlıyor, salonda bile tam zamanlı çalışmıyor
Elif yorgun bir iç çekti.
Ne yaptığını biliyordu, bu onun kararıydı.
**Kendi Yuvası**
Birkaç sene sonra Elif hayalini kurduğu daireyi tek başına satın aldı; ter ve gözyaşlarıyla.
Güzel daire, dedi Fatma, etrafına bakarak. Böyle bir yer Laleye çok lazım olur. Yurt odasında çocuğuyla kalmak yerine Sen tek başına bu sarayda oturuyorsun, adil değil.
Lale hep bir şeyler alacağını sandı. Ben ise çalıştım.
Yıllar sonra bir sürpriz ziyareti geldi:
Karar verdim daire Laleye gidecek ve ben senin yanına taşınacağım, dedi Fatma, gülümseyerek her köşeyi incelerken.
Hayır, diye kesin bir sesle yanıtladı Elif. Bu benim dairem.
Burada hayır ne demek? Ben zaten kararımı verdim!
O zaman Laleye kal. Burası otel değil.
Sen de baban gibi soğuksun!
Teşekkür ederim. O beni sevdi ve koşul koymadı.
Kapı çarptı, geriye sadece sessizlik ve bir nebze rahatlık kaldı.
Elifin telefonunda bir mesaj ışıldadı:
Nasıl geçti?
Elif gülümseyerek yanıtladı:
Gel, sana tiramisu yapmayı öğreteceğim.




