Ayşe, kayınvalidesinin evine gizli bir ses kayıt cihazı yerleştirdi
Ayşe, kayınvalidesinin konuşmalarını dinlemek için evine gizli bir kayıt cihazı sakladı.
Can ve Ayşe iki yıldır evliydi. Birbirlerini çok seviyorlardı, ancak Ayşe’nin kayınvalidesi Emine Hanım’la olan ilişkisi aralarında gerilim yaratıyordu.
Ayşe, nazik ve yardımseverdi. Herkesi, özellikle de yeni ailesini mutlu etmek için elinden geleni yapıyordu.
Yine de, tüm çabalarına rağmen, Emine Hanım’dan gelen buz gibi mesafeyi hissediyordu.
Kayınvalidesi asla açıkça eleştirmezdi, ama keskin bakışları, iğneleyici tonlamaları ve üstü kapalı yorumları, Ayşe’yi hep bir yabancı gibi hissettiriyordu.
Emine Hanım’ın evine her gidişinde, Ayşe içine kapanık ve huzursuz bir şekilde dönüyordu.
“Can, eminim annem benden hoşlanmıyor,” diye titreyen bir sesle itiraf etti bir akşam.
Can, okuduğu kitabı kapatıp derin bir iç çekti:
“Ayşe, yine mi? O sadece mesafelidir. Babam vefat ettikten sonra beni tek başına büyütmesinin ne kadar zor olduğunu biliyorsun.”
“Anlıyorum, ama neden arkamdan beni eleştirdiğini hissediyorum?”
“Hayal görüyorsun, aşkım…”
“Hayır! Teyzenle konuşurken duyduklarımı sana anlatmıştım. ‘Sakar’ dedi bana ve ‘hiç beğenmiyorum’ diye ekledi!”
“Kimi kastettiğinden emin olamazsın. Konuyu değiştirelim. Yarın sinemaya gitmeye ne dersin?”
Fakat Ayşe içine sindiremiyordu. Kayınvalidesinin ailesini küçük gördüğünü biliyordu, bunu asla yüzüne vurmasa da.
Bir akşam yemeğinde daha gerilim artınca, gerçeği öğrenmeye karar verdi.
Bir sonraki ziyaretinde, yanında sessizce bir ses kayıt cihazı götürdü.
Gizlice, mutfaktaki havluların arasına, aylar önce üniversite dersleri için aldığı cihazı sakladı.
Her zamanki gibi, hiçbir şeyden şüphelenmeyen Emine Hanım’a yemek hazırlamada yardım etti.
Eve döndüğünde sessizce yattı, sırrını içinde sakladı.
Ertesi gün, yardım etmek bahanesiyle kayınvalidesinin evine gidip kayıt cihazını aldı.
Cihaz sapasağlam duruyordu. Elleri titreyerek, akşam olunca kaydı Can’a dinletti:
“Gel, bunu dinle,” dedi, cihazı uzatarak.
“Bu ne? Ses kayıt cihazı mı?” diye şaşkınlıkla sordu Can.
“Dinle.”
Önce evin sesleri: akan su, çatal bıçak şıkırtıları, sıradan konuşmalar.
Sonra, telefon konuşmasında Emine Hanım’ın keskin sesi:
“Oğlum bu kızda ne buldu anlamıyorum! Düzgün bir hamsi bile yapamıyor!” diye söyleniyordu. “Ailesi mi? Onların çayı bile bulaşık suyu gibi! Annesi de en az kendisi kadar dağınık…”
Ardından Ayşe’nin kıyafetleri, tavırları ve kökeni hakkında söylenenler geldi.
Kayıt bittiğinde, Ayşe gözyaşları içinde kocasına baktı:
“Şimdi haklı olduğumu anladın mı?”
Can utancından suskun kaldı. Annesinin haksız olduğunu biliyordu ama eşinin yöntemini de onaylamıyordu.
“O hep açık sözlüdür… Belki de öfkeyle söyledi bunları.”
“Açık sözlü mü?” diye haykırdı Ayşe. “Ailemi aşağılamaya açık sözlülük mi diyorsun? Beni savunmazsan, bu evliliği tekrar düşünürüz!”
Gözyaşları içinde odadan fırladı, Can’ı şaşkınlıkla başında bırakarak.
Saatler sonra, annesini aradı:
“Ayşe’den özür dilemelisin.”
“O beni gizlice mi kaydetti?” diye bağırdı Emine Hanım. “Polise gideceğim! Üniversiteye şikayet edip bu yılanı attıracağım!”
“Anne, yeter!” diye kesCan, sonunda annesiyle tüm bağlarını kesti ve Ayşe’yle yeni bir hayata başladı, kayınvalidesinin zehirli fısıltıları artık kulaklarında yankılanmıyordu.




