Nazlı uzun süredir bir şeyi planlıyor: çocuğu çocuk yuvasından evlat edinmek. Altı yıldır evli olduğu Murat, çocuk sahibi olamadığı için başka, daha genç ve daha başarılı bir kadına gidince, Nazlı kendini aile hayatının ağırlığından kırılmış gibi hissediyor; ne gücü ne de isteği kalmış bir kez daha bir aile kurmaya, gün içinde de, gecede de yanımda olacak birini aramaya. Yeter artık, diyor ve karar veriyor; eğer enerji ve sevgi harcayacaksam, bunu bir hayat arkadaşına değil, gerçekten sıcaklık ihtiyacı olan birine vereceğim.
Böyle diyor ve harekete geçiyor. Çocuk koruma kurumunda tüm prosedürleri öğreniyor, gerekli evrakları topluyor. Şimdi esas iş: ona bir erkek çocuğu bulmak, onu kendi devamı, kalbinde biriktirdiği 38 yıllık sevgiyle büyütmek.
Doğumundan beri bir bebek tutmak istemiyor; bebekle başa çıkamayacağını düşünüyor, çünkü artık kadınların geceleri uyanıp bebeklerini sarmak, ninni söylemek isteği duyduğu yaşın ötesine geçmiş. Bu yüzden üçbeş yaşında bir çocuğu aramak için çocuk yuvasına gidiyor.
Metroyu beklerken, ilk buluşma heyecanıyla titriyor, baharın İstanbul sokaklarını neşeyle doldurmuş olduğunu fark etmiyor. Şehrin gülümseyen çiçekleri, hafif serinliği ve parlak güneşi etrafı sarıyor. Metronun gıcırtılarıyla Nazlı gelecekteki çocuğunu düşünmeye devam ediyor; henüz dünyaya gelmemiş ama kaderi onu bekliyor gibi hissettiriyor.
Pencere dışarıda yeşeren şehir geçiyor: camları parıldayan arabalar, yürüyen kalabalık; hiç kimse, Nazlının mutlu bir buluşmaya doğru ilerlediğini bilmiyor. Nazlı cam kenarına oturuyor, dışarıdaki detayları izlemiyor; çünkü bir sonraki dakikada hayalini kurduğu çocuğa gülümsemesi yeterli.
Metronun durağı Çocuk Yuvası işaretini gördüğünde, bir sonraki durak Anaokulu oluyor. İndi çıktığında eski bir konakla karşılaşıyor; sütunları çatlamış, bir zamanlar beyaz olan sıva, sanki kamuflaj boyası gibi kararmış. Kapıyı çaldığında güvenlik görevlisi onu direktöre yönlendiriyor.
İçeri girip kendini tanıttığında, oturmuş, yünlü, tüylü bir kazak içinde, neredeyse yaşlı bir kadınla karşılaşıyor: Sevim. Sevim kıyafetleri dağınık, gözlerinde yılların izleri; ama durduğu yerin sahibi olduğunu bir bakışta belli ediyor. Telefonda konuştuktan beri uzun süre görüşmediklerini anımsıyorlar.
Hazır mısın, çocukları seçmeye? diye seslendi Sevim, ayağa kalkarak.
Nazlı itaatle peşinden gidiyor. Karanlık mavi panellerle kaplı uzun koridoru geçerken Sevim omzundan fısıldıyor:
Küçük grup şu anda oyun odasında, biz de oraya girelim.
Kapıyı itiyorlar, içeri adım attıklarında, ortalama on beş çocuk, kız ve erkek, halı üzerinde oyuncak kutularının yanında oynuyor. Öğretmen pencere kenarında bir masada not alıyor, ara ara başını kaldırıp sınıfın düzenine göz kulak oluyor.
Nazlı içeri girer girmez, çocuklar hızla kapıya koşuyor, kadınları kucaklayıp dizlerine tutuyor, yüzlerini yukarı kaldırıp bağırıyor:
Benim annem buraya geldi! Benim!
Hayır, benim annem, onu tanıyorum! Bu gece rüyamda gördüm
Beni al! Ben senin kızınım!
Sevim çocukların başını okşarken Nazlıya her birinin kısa özelliklerini fısıldıyor. Nazlı, bütün çocukları alması gerektiğini düşündüğü için kafası karışıyor.
Gözleri, pencere kenarında bir sandalye üzerinde oturan, diğerlerine hiç yaklaşmayan bir çocuğa takılıyor. Çocuk, başını omzundan çevirip bahçeyi izliyor gibi bir manzaraya bakıyor. Nazlı ona yöneliyor, elini başına koyuyor.
Elinin altından hafifçe çarpıntılı, hafifçe eğri gözler, kemikli bir yüz, geniş bir burun ve hafifçe beliren kaşlar görünüyor. Çocuk, Nazlının hayalindeki tipten tamamen farklı. Çocuk, Seni seçmeyecek diye fısıldıyor.
Nazlı, elini başından çekmeden soruyor:
Neden böyle düşünüyorsun, evlat?
Çocuk gözlerini sırıtırak cevaplıyor:
Çünkü burnum her zaman akıyor, sık sık hastalanıyorum. Bir de küçük kız kardeşim var, Nehir. O hâlâ bebek grubunda. Her gün ona koşarım, başını okşarım ki unutmadan büyük kardeşi olduğunu bilsin. Benim adım Veli, Nehir olmadan hiçbir yere gitmem.
Bu sözle birlikte, çocuğun burnundan bir damla akan burun akıntısı süzülüyor.
Nazlı o anda anlıyor ki, hayatı boyunca beklediği kişi Veli, sık sık hastalanan ve Nehir adında bir kız kardeşi olan bu çocuktur; henüz tanımadığı ama kalbinde sevgiye yer açtığı bir kardeş. Şimdi, onların geleceğini birlikte inşa etmeye hazır.




