İyilik Her Zaman Geri Döner…

İyilik daima geri döner

Elif, çocuklara çay bile verir misin? Merve, küçük kızını sıkıca sarar. Sabah beşten beri yoldayız.

Kardeşi, elini kapının kenarına koyarak geçişi engeller. Yüzünde nazik bir kayıtsızlık maskesi vardır.

Merve, misafirlerim yakında geliyor. Saat birde tren istasyona varacak, değil mi?

İki saat var. Tren gece dokuzda geliyor.

Benim evde yedinci katta gelen var. Söz veremedim, özür dilerim.

Elifin altı yaşındaki kızı Selin, annesinin kolundan tutar:

Anne, bir dakikalığına dışarı çıkabilir miyim?

Mert, tuvalete gidebilir miyiz?

Merve isteksizce bir adım geri çekilir. Elif ve çocuklar ön odaya sıkışır. Daire, modern bir Avrupa tarzı yenilenmiş, deri mobilyalı, duvarları dev bir akıllı televizyonla kaplıdır.

Hızlı olalım, tamam mı? Mert, saatine endişeyle bakar.

Selin tuvalete giderken, üç yaşındaki Derya içeri atlar:

Anne, yemek istiyorum.

Sabırlı ol birazcık, canım. Tren istasyonunda bir şey alırız.

Mert, duvara bakarak duymadığını gibi yapar. Mutfaktan kızarmış tavuk kokusu yayılır.

Ya Kostanı neden almadın? rahatsız bir sessizliği doldurmak için sorar.

O çalışıyor, vardiyasını değiştiremiyor.

Anladım. Köyde mi oturuyorsunuz?

Henüz bir ev bulamadık.

Mert kaşlarını çatar, Elif bir şey söylemiş gibi görünür.

Tuvaletten çıkan Selin, Elif çantaları toplar:

Şimdi gideceğiz. Bize kapıyı açtığın için teşekkür ederim.

Bir şey değil, iyi yolculuklar.

Kapı ardında kilit sesi duyulur. Dışarıda yağmur çise çise düşmektedir. İstasyona otobüsle kırk dakika sürer. Çocuklar ıslanır, durakta beklerken titrer.

Anne, teyze Melek neden bizi beslemedi? Selin sorar.

Meşgul, evlat. Misafirleri var.

Biz misafir değil miyiz?

Elif ne cevap vereceğini bilemez. Bir zamanlar Merve ile kardeş gibi olur, sırlarını paylaşır, birlikte büyürlerdi. Sonra Melek iş insanı bir adama evlenir, başkente, İstanbula taşınır ve yabancı olur.

İstasyonda soğuktur. Elif boş bir bankta oturur, çocukları yanına koyar.

Burada oturun. Ben gidip tren saatini öğreniyorum.

Bilet gişesinde uzun bir kuyruk vardır. Elif sona gelir, belgelerini çıkarır. Aylin, yorgunluk ve açlıkla ağlamaya başlar. Selin onu sakinleştirmeye çalışır, ama gözleri de dolu.

Kızım, yerli birisi değil misiniz? yanına oturan kırk yaşındaki, yuvarlak yüzlü bir kadın sorar.

Hayır, Hakkâriden geliyoruz. Eve dönmek istiyoruz.

Çocuklar nerede?

Orada, bankta.

Kadın bakar, kaşlarını çatar:

Aman Tanrım, tamamen ıslaklar! Ağlıyorlar. Ne oldu?

Elif gözyaşları süzülür:

Kuzenime uğradık, bir şeyler yiyecek bir şey umduk. Ama bir saat beşten beri bir şey yiyemedik.

Tamam, ben sana yardım edeyim. Belgelerin var mı? Biletini alırım, ama önce çocukları besleyin.

Tek başıma yapabilirim

Boşver, ben Natıkayım. Burada demiryolu sağlık biriminde çalışıyorum. Vardiya uzun sürer.

Natıka, Elif ve çocukları küçük ama sıcak bir personele ait odaya götürür. Çaydanlık, mikrodalga, buzdolabı vardır.

Oturun, her şeyi hallederiz.

Natıka buzdolabından kaplar çıkarır:

İşte çorba, dün yapılmış ama lezzetli. Köfte ve bulgur, ekmek. Ye, utanma.

Çocuklar yiyeceklere koşar. Elif minnettarlık gözyaşlarını tutamaz:

Çok teşekkür ederim. Nasıl karşılık vereceğimi bilmiyorum

Sorun değil, iki çocuğun var. Yolculuk zor olur. Kuzenin ne yaptı? Hiç yemek vermedi mi?

Elif elini çırpar:

Misafirleri var, biz engelledik.

Güzel misafirler, Natıka gülümser. Allah ona adil olsun. Siz yiyin, ben biletleri alırım.

On beş dakika sonra geri döner. Çocuklar yemeklerini bitirir, ısınıp neşelenir.

Biletler hazır, vagon ortasındaki alt koltuklar. Tren zamanında, bir saat içinde kapı açılıyor.

Kaç kişi bilet alıyorum?

Hiç yok. Bu, yorgun bir anneye hediyem.

Natıka, ben bunu yapamam

Yapabilirsin. Telefon numaralarımızı değişelim. İstanbulda olursan ara. Şimdi gerçek bir kız kardeşiniz var.

Böylece sık sık telefonla konuşurlar. Natıka, Elifin kaybettiği kardeş gibi olur. Haberleşir, tavsiye verir, destek olur.

Bir yıl sonra Natıka itiraf eder:

Elif, hastayım. İyileşmeyen bir hastalık, üçüncü evre.

Elifin dünyası sarsılır. İstanbula gitmek ister, ama Natıka reddeder:

Hayır, ailen, çocukların var. Ben hallederim.

Ses giderek kısıldıkça, Natıka gerçeği söyler:

Bir kızım var, Şirin. On yaşında. O onun kanı benim değil. Kız kardeşimin çocuğu, ben evlat edindim ama resmi bir kaydı yok.

Tanrım, Natıka

Elif, bana bir şey olursa Akrabalarım kalmadı. Şirini çocuk yuvasına götürürler.

Saçma bir şey söyleme! İyileşeceksin!

İkisi de bilir, mucize olmayacağını.

Şubat ayında Natıka vefat eder. Elif cenazeye gider. Şirin, büyük gözlü ince bir kız çocuğu, tabutun yanında durur. Sosyal hizmetler çocuk yuvası için evrak hazırlar.

Bizimle gel, Elif Şirini sarar. Sen bizimle yaşayacaksın.

Olur mu? Şirinin gözlerinde umut ışıldar.

Tabii ki olur. Sen benim teyzemin kızı, yani benim yeğenimsin.

Kayınvalidesi (büyük anne) öfkeyle bağırır:

Delirdin mi? Kendi iki çocuğumuzu zor tutuyoruz, bir de yabancıyı alıyorsun!

O yabancı değil, anne, Kaan savunur. Elif hak etti.

Beş kişilik iki odada mı kalacağız? Düşündünüz mü?

Elif kararlı durur. Şirin kalacak, karar kesin!

İlk aylar cehennem gibiydi. Dar alan, para sıkıntısı, karakter çatışması. Selin ve Aylin önce kıskançlıkla dolu, sonra alıştı. Şirin kendini gizlemeye çalışır, ev işlerine yardım eder, küçük kardeşlerle oynar.

Bir gün tanıdık bir kamyon şoförü, Serdar, önerir:

Banliyöde boş bir ev var. Annesi öldü, ben orada oturmuyorum. Ücretsiz taşınabilirsiniz, ev verilinceye kadar.

Ev eski ama sağlam. Dört oda, bir çardak, bir bahçe. Kayınvalidesinin sıkışık dairesine göre cennet.

Baba, bak, artık bir bahçemiz var! Selin toprağa koşar.

Salıncağı asabiliriz! Aylin ekler.

Şirin uzakta durur, sevinci içinde tutamaz.

Gel buraya, Elif onu çağırır. Odayı seç. Sen en büyüksün.

Gerçekten? Şirin şaşkın.

Elbette. Artık sen bizim en büyük kızımızsın.

Şirin Elifin boynuna sarılır, gözyaşları damlar:

Teyze Natıka, senin en iyi insan olduğumu söylemişti. Haklıydı.

Evde hayat canlanır. Kaan iş çıkışı çatı tamir eder, çit boyar. Elif bahçeyle uğraşır. Kızlar birlikte çalışır, neşeyle.

Komşular şaşırır:

Hepsi sizin kızlarınız mı?

Hepsi bizim, Kaan gururla cevap verir.

Bir yıl içinde bir daire kazanılır. Yeni bir üç odalı ev, modern bir binada.

Taşınıyoruz mu? Şirin sorar, sesi titrek.

Hep birlikte taşınıyoruz, Elif sarar. Biz bir aileyiz.

Yeni daire herkes için yeterli alan sunar. Sofi, büyük kızın odası; Aylin ve Selin ayrı odalar alır.

Ara sıra hâlâ Şirinin evinde toplanırlar, ona masallar anlatır, ödevlerine yardım eder.

Anne, Şirin artık sadece kız kardeş mi olacak? bir gün Selin sorar.

O zaten kız kardeş, büyük kardeş.

O zaman güzel.

Mezuniyet töreninde Şirin bütün aileyi yanına toplar. Altın madalya alır, devlet bursuyla tıp fakültesine girer.

Teyze Natıka gibi doktor olacağım, söyler, insanlara yardım edeceğim.

Diploma töreni sonrası Şirin Elife yaklaşır:

Anne, bir şey söyleyebilir miyim?

Söyle, canım.

Teşekkür ederim. Siz ve babam bana gerçek bir aile verdiniz.

Bu, teyze Natıkanın bizi bir araya getirmesiydi. O, birimizin diğerine ihtiyacı olduğunu biliyordu.

Akşam, aile kutlama yaparken Elif eski bir fotoğraf çıkarır. Fotoğraf, Natıka ile istasyonda, tanıştıkları ilk günün hatırası.

Kızlarım, size bir şey anlatmak istiyorum. İnsanlara iyi davranmanın ne kadar önemli olduğunu ve iyiliğin geri döndüğünü.

O günü anlatır: misafirperver olmayan Melek, aç kalan çocuklar, bir kadının başkasının acısına kayıtsız kalmaması.

Natıka olmasaydı, büyük ailemiz olmazdı. Şirin olmazdı. Unutmayın, bir iyilik bir çok hayatı değiştirebilir.

Anne, Melek teyze hâlâ bizimle mi? Aylin sorar.

Hayır. O, bizim büyük kardeşimizin kim olduğunu bile bilmiyor. Çünkü kan bağları her zaman kanıtmıyor. Kan bağları, zor zamanlarda yanınızda olan, açlıkta bir şeyler sunan, üşüyenleri ısıtan kişilerdir.

Şirin sarılır:

Teyze Natıka gibi.

Tıpkı teyze Natıka. Ve bizim birbirimiz için olduğumuz gibi.

Dışarıda yağmur çise çise devam eder, tıpkı o tren istasyonundaki gün gibi. İçeride ise sıcaklık var; büyük, gerçek bir ailenin sıcaklığı. Elif bilir ki Natıka onlara yukarıdan bakıyor, gülümsüyor. Onun iyiliği hâlâ yaşıyor, ailede, sevgi içinde.

İyilik her zaman geri döner. Bazen en beklenmedik anlarda

Rate article
Lifequest
İyilik Her Zaman Geri Döner…