Eski koca, oğluna apartman vaadediyor ama bir şart koyuyor: benimle tekrar evlenecek.

Altmış yaşındayım ve İzmir’de yaşıyorum. Hayatımda yaşadıklarımdan sonra, yirmi yıl boyunca tek bir ses çıkmayan geçmişimin, bu kadar cüretkâr ve pervasızca geri döneceğini hiç düşünmezdim. En acısı da, bu geri dönüşün başlatıcısının kendi oğlum olmasıydı.

Yirmi beş yaşındayken, delicesine âşık olmuştum. Can yakışıklı, esprili, karizmatik bana göre bir rüyanın ta kendisiydi. Hemen evlendik ve bir yıl sonra oğlumuz Emre dünyaya geldi. İlk yıllar masal gibiydi. Küçük bir apartman dairesinde yaşıyor, birlikte hayaller kuruyorduk. Ben öğretmendim, o mühendis. Hiçbir şeyin mutluluğumuzu bozamayacağını sanıyorduk.

Ama zamanla Can değişmeye başladı. Geç geliyor, yalanlar söylüyor, uzaklaşıyordu. Dedikodulara inanmak istemiyor, başka kadınların kokularını göz ardı ediyordum. Ta ki gerçekler yüzüme vurulana kadar: beni aldatıyordu. Üstelik bir kez değil. Arkadaşlar, komşular, hatta ailem bile biliyordu. Ama ben, oğlumuz için, ailemi korumaya çalıştım. Umudum, bir gün aklını başına almasıydı. Derken bir gece uyandım ve onun eve gelmediğini fark ettim. Anladım ki artık dayanacak gücüm kalmamıştı.

Eşyalarımı topladım, beş yaşındaki Emreyi alarak annemin evine gittim. Can bizi durdurmaya bile çalışmadı. Bir ay sonra yurtdışına çıktı çalışmak için. Kısa sürede başka bir kadın buldu ve bizi hayatından tamamen sildi. Ne bir mektup, ne bir telefon. Tamamen kayıtsız. Ben ise tek başımdım. Annem vefat etti, sonra babam. Emreyle beraber her şeyi atlattık okul, kurslar, hastalıklar, mezuniyet. Üç vardiya çalıştım, onun hiçbir şeye ihtiyacı olmasın diye. Kendi hayatımı yaşamadım vakti değildi. O benim her şeyimdi.

Emre üniversite için İstanbula gittiğinde, elimden geldiğince destek oldum paketler, harçlık, moral. Ama bir daire alamadım, param yetmedi. Hiç şikâyet etmedi. “Ben halledebilirim anne,” dedi. Onunla gurur duydum.

Ama bir ay önce yanıma heyecanla gelip evlenmeye karar verdiğini söyledi. Sevincim uzun sürmedi. Gergindi, gözlerime bakmıyordu. Sonra birden patladı:

“Anne Yardımına ihtiyacım var. Baba babamla ilgili.”

Donakaldım. Canla yeniden konuşmaya başladığını, Türkiyeye dönüp ona babaannesinden kalan iki odalı bir dairein anahtarlarını teklif ettiğini anlattı. Ama bir şartla: onunla yeniden evlenmem ve evime yerleşmesine izin vermem gerekiyordu.

Nefesim kesildi. Oğlumun bunu ciddi ciddi söylediğine inanamadım. Devam etti:

“Yalnızsın Yanında kimsen yok. Neden bir şans daha vermiyorsun? Benim için. Gelecekteki ailem için. Baba değişti artık”

Sessizce kalkıp mutfağıa gittim. Çaydanlık, demlik, titreyen eller Her şey bulanıklaştı. Yirmi yıl boyunca her şeyi tek başıma taşıdım. Yirmi yıl onun umurunda bile olmadık. Şimdi geri dönüyor, bir “teklifle”

Salona dönüp sakince cevap verdim:

“Hayır. Kabul etmeyeceğim.”

Emre öfkeden deliye döndü. Bağırmaya, suçlamaya başladı. Hep kendimi düşündüğümü, yüzünden babasız büyüdüğünü, şimdi de hayatını mahvettiğimi söyledi. Sessiz kaldım. Çünkü her sözü bıçak gibi saplanıyordu. Yorğunluktan uyuyamadığım geceleri bilmiyordu. Ona kışlık mont almak için yüzüğümü sattığımı bilmiyordu. Kendim et yemeyip ona yedirdiğimi bilmiyordu.

Yalnız değilim. Hayatım zor ama şerefli geçti. İşim, kitaplarım, bahçem, arkadaşlarım var. Beni bir kez aldatmış birine, şimdi rahatı için geri dönen birine ihtiyacım yok.

Oğlum vedalaşmadan çıkıp gitti. O günden beri aramadı. Kırgın olduğunu biliyorum. Anlıyorum onu. Kendi için en iyisini istiyor tıpkı benim yıllar önce yaptığım gibi. Ama onurumu metrekareye satamam. Bedeli çok ağır.

Belki bir gün anlar. Belki zaman alır. Ama bekleyeceğim. Çünkü seviyorum. Gerçek sevgi şartsız, “eğer”ler, daireler olmadan. Onu sevgiyle dünyaya getirdim. Sevgiyle büyüttüm. Şimdi sevgimi bir pazarlık konusu yaptırmam.

Eski kocama gelince geçmişte kalsın. Orada ait olduğu yer.

Rate article
Lifequest
Eski koca, oğluna apartman vaadediyor ama bir şart koyuyor: benimle tekrar evlenecek.