Torunların Ziyaretinden Kaçmak İçin Evdeymiş Gibi Davranıyoruz

Bugün sesli olarak söylediğim şeyi hiç düşünmezdim: “Torunlarımın bizi ziyaret etmesini istemiyorum.” Bu düşünce bile beni utandırıyor. Ama her hikâyenin iki yüzü var, belki bizimkini dinleyince neden eşim Lale’yle birlikte kendi evimizde saklandığımızı anlarsınız.

Ben 67 yaşındayım, eşimim Lale ise 65. Erken büyükanne ve büyükbaba olduk: kızımız Aylin henüz 30 yaşındayken ilk çocuğunu doğurdu. Küçük Zeynep doğduğunda yeniden gençleşmiş gibi hissettik. Beşiktaştaki parklarda arabasını sürdük, sevgiyle baktık, oyuncaklar aldık, şımarttık. Mutluluğumuz o kadar büyüktü ki şaka yapıyorduk: “Erken büyükanne-baba olduk, böylece her anın tadını çıkaracağız.” O zamanlar gerçekten bir nimet gibi görünüyordu.

Sonra ikinci çocuk geldi bir kız daha, Elif. Onu da aynı sevgiyle büyüttük, hafta sonları alır gezdirdik, elimizden gelen yardımı yaptık. Aylin hiçbir şey istemedi biz ısrar ettik. Çocuklarımızı ve torunlarımızı seviyoruz. Ama sonra üçüncü doğum geldi ikizler. Ve birden her şey değişti.

Bu iki çocuk, Emre ve Arda, eve geldiğinde ev tam bir kaosa döndü. Artık huzurlu hafta sonları değil, tam bir anaokulu gibiydi. Çığlıklar, koşturmalar, durmayan ağlamalar bitmek bilmeyen bir gürültü. Yorulduk. Sevdiğimizden değil, tükendiğimizden. Kalbimden ameliyat olmuştum, Laleye de doktorlar ağır kaldırmasını yasaklamıştı. Ama Aylin bunları görmezden geliyordu. “Yoldayız” diye mesaj atıyor, uygun olup olmadığımızı sormuyordu. Bazen habersiz geliyorlardı, sanki bu bir zorunlulukmuş gibi.

Bir gün kapıya yaklaştıklarını görünce Laleye yaklaştım ve fısıldadım: “Evde değilmişiz gibi yapalım.” Sessizce onayladı. Işıkları söndürdük, kıpırdamadan bekledik. Çaldılar, kapıyı tıklattılar, anahtarlarıyla bile açmaya çalıştılar ama korkmuş çocuklar gibi saklandık.

Gittiklerinde Lale ağladı. Mutluluktan değil acıdan. “Nasıl bu hale geldik?” diye sordu. Ben de cevap veremedim.

Torunlarımızı seviyoruz, ama ücretsiz bir kreş değil. Günlerimizi huzurla yaşamak, bazen sadece ikimiz olmak, bir kitap okumak, İstanbul Şehir Tiyatrosuna gitmek istiyoruz. Tam zamanlı bir bakıcı olmak zorunda değiliz.

Aylin, evde olduğumuzu ve açmadığımızı öğrenince kırıldı. Bencil olduğumuzu söyledi. Ama soruyorum: Biraz sessizlik ve zamanımıza saygı duyulmasını istemek bencillik mi?

Bunu kendimi savunmak için yazmıyorum. Sadece şunu hatırlatmak için: Yaşlanmak bir ceza değil. Büyükanneler ve büyükbabalar da dinlenme ve sınır koyma hakkına sahiptir. Torunları sevmek, üzerimizde baskı kurmalarına izin vermek demek değildir. Onlara bakarken kendimizi de ihmal etmemektir.

Rate article
Lifequest
Torunların Ziyaretinden Kaçmak İçin Evdeymiş Gibi Davranıyoruz