Anna Petrovna, hastane bahçesindeki bankta oturmuş, gözyaşları içinde. Bugün 80 yaşına girdi ama ne oğlu ne kızı geldi, onu tebrik etmedi.

Bak, Elif Yıldırım otobüs durağındaki banka oturmuş, gözyaşları içinde düşünüyormuş. Tam 80yaşına girmiş ama ne oğlu ne de kızı gelmemiş, kutlama bile yapmamış. Tek teselli, odasındaki komşusu Ebru Şengül, onu doğum günüyle kutlamış, ufak bir hediye getirmiş. Hem de hemşire Merve, bir elma ikram etmiş. Yaşlı bakım evi oldukça güzel ama personel pek de ilgilenmiyormuş. Herkes bilir ki çocuklar, yaşlılarını bu tür yerlere bırakıyor, çünkü artık sıkıntı oluyor. Elifin oğlu Ahmet, dinlenip tedavi ol diyerek onu buraya götürmüş, aslında o, damadının kayınvalidesine zahmet olmuş.

Evin dairesi Elife aitti; Ahmet onu ikna edip devir tapusunu imzalatmış. Evde nasıl yaşadıysan, orada da öyle yaşayacaksın diye vaat etmiş ama gerçekte, aile hemen taşınmış ve damadın eşi Zeyneple kavga başlamış. Zeynep sürekli şikayet eder, banyoyu kirli bırakır, başka türlü rahatsızlık çıkarır. Başta Ahmet savunur, sonra susar, bağırmaya başlar. Elif bir gün odada fısıltıların durduğunu fark eder; o da içeri girince herkes susturur.

Bir sabah Ahmet, Anne, biraz dinlen, tedavi ol diye konuşmuş. Elif gözlerine bakıp, acı bir sesle sormuş: Beni huzurevine mi bırakıyorsun, oğlum?. Ahmet yüzü kızar, Hayır anne, bu sadece bir rehabilitasyon merkezi, bir ay kalıp sonra evine döneriz demiş. Hızla evrakları imzalayıp, yakında döneceğim diye koşmuş. Sadece bir kez gelip iki elma, iki portakal getirmiş, nasılsın? demiş, sonra yine kaybolmuş. Elif iki yıldır burada kalmış.

Ay geçip Ahmet bir kez daha gelmemiş. Ev telefonunu çaldığında, yabancı sesler duyulmuş. Ahmet daireyi satmış, nerede olduğunu kimse bilmiyor. Elif birkaç gece ağlamış, evine geri dönülmeyecek, gözyaşları artık boş. O da bir zamanlar kızını, oğlunun mutluluğu yüzünden incitmiş.

Elif, köyde doğmuş, aynı köyde sınıf arkadaşı Kemal ile evlenmiş. Büyük bir ev, bir çiftlik varmış; ne zengin ne de yoksul, ama aç da kalmamışlar. Şehrin bir komşusu aileyi ziyarete gelmiş, şehirde işin iyi, maaşın yüksek, daire hemen verilir demiş. Kemal hayallere kapılmış, gidelim, satalım, şehre gidelim demiş. Tüm serveti satıp, şehre taşınmışlar. Komşu doğru söylemiş, hemen bir daire almışlar, mobilya, eski bir Zazba (eski bir otomobil) almışlar. O Zazbada Kemal trafik kazası geçirmiş.

İkinci gün hastanede Kemal vefat etmiş. Cenazeyi uğurladıktan sonra Elif iki çocuğuyla yalnız kalmış. Gece vakti apartman girişinde çamaşır yıkamış, ayakkabıları silmiş, çocukların büyüyüp yardımcı olacağını ummuş ama olmadı. Oğlu sorun içine düşmüş, Elif para ödünç almış, iki yıl borçlarını ödemiş. Kızı Derya evlenmiş, bir bebek doğurmuş. Bir yıl her şey yolundaymış, sonra oğlu sık sık hastalanmış. Elif işi bırakıp hastanelere gitmiş. Doktorlar teşhis koyamıyor, sonunda nadir bir hastalık bulmuşlar, sadece bir araştırma enstitüsü tedavi edebiliyormuş, ama kuyruk uzunmuş. Derya hastanelere giderken, kocası ayrılmış, en azından daireyi bırakmış. Elif hastanede bir dul adamla tanışmış; onun da kızı aynı hastalığa sahipmiş. Birbirlerine bağlanıp birlikte yaşamaya başlamışlar. Beş yıl sonra adam hastalanmış, operasyon için para lazımmış. Elifin birikmiş parası varmış, o dağını oğluna daire için peşinat olarak vermek istemiş.

Derya ise Babamı iyileştirdim, çocukları alıp deniz kenarına taşındık demiş. Oğluna para vermek yerine, kendine harcamasını istemiyorum, benim oğlum daha çok ihtiyaç duyuyor diye reddetmiş. Derya çok kırılmış, Artık annem değilsin, ne zaman ihtiyacım olursa bana gelme demiş. Yirmi yıldır hiç konuşmamışlar.

Şimdi Elif yavaşça bankadan kalkıp, bakım evinin kapısına yönelmiş. Birden ses duymuş: Anne! Kalbi çarpmış. Dönmüş, Deryayı görmüş; bacakları zorlanmış, neredeyse düşecek, ama kızcağız onu yakalamış. Sonunda buldum seni Kardeşim adres vermek istemedi. Mahkemede ona evin yasa dışı satıldığını söyleyince sustu.

İçeri girip salonun kanepesine oturmuşlar. Derya: Affet beni anne, bu kadar uzun süre konuşmadık. Önce kızdım, sonra her şeyi erteledim, utanıyordum. Bir hafta önce rüyamda seni gördüm, ormanda ağlayarak yürüdüğünü. Ayakta durdum, ruhum çok ağırdı. Kocama her şeyi anlattım, bana git, barış dedi. Buraya geldim, ama yabancılar vardı, kimse bilmiyordu. Kardeşimin adresini uzun süre aradım, buldum, işte buradayım. Hazır ol, benimle gel. Biliyorsun hangi ev? Büyük, deniz kenarında. Kocam bana anne hastaysa, onu yanına getir dedi.

Elif, kızının kollarına sarılmış, gözünden sevinç gözyaşları süzülmüş. O an, sadece mutluluk dolu bir gözyaşıymış. Babamı ve annemi hatırla, Rab seni korusun, hayatın uzun olsun.

Rate article
Lifequest
Anna Petrovna, hastane bahçesindeki bankta oturmuş, gözyaşları içinde. Bugün 80 yaşına girdi ama ne oğlu ne kızı geldi, onu tebrik etmedi.